30 Ocak 2010 Cumartesi

Balıklar Yapıyoruz

Gordion AVM'de sömestr boyunca çocuklar için çok güzel aktiviteler oluyor. Hoş bir sanat atölyesi açmışlar. Çocuklara hergün kağıttan boş balıklar veriyorlar. Ve çocuklar hergün belirlenen farklı bir konseptle bu balıkları kendileri yapıyorlar. Bir gün ebru ile, bir gün üstüne renkli kağıtlardan yapıştırarak, bir gün pastel boya ile bir gün suluboya ile ve daha hatırlayamadığım çeşit çeşit. Hafta içi öğleden akşama kadar her saat bir aktivite var.. Çocuklar çok güzel vakit geçiriyorlar. Ben Ela'yı vakit buldukça götürmeye çalışıyorum.

Resimler Cuma günkü aktiviteden. Konsept renkli kağıtları yapıştırarak yapmaktı.. Ela baya daldı yaparken. En çok da yapıştırma olayını sevdi. Aşağıdaki fotoğrafta da çocukların balıklarını sergiledikleri duvarın fotoğrafı var. Çocuklar hergün eğlenmeli.

28 Ocak 2010 Perşembe

İlk Kar ve İlk Tuvalet

Sabah karın yağdığını görür görmez attık kendimizi dışarı. Geçen sene çok minik olduğu için bu Ela'nın karla ilk tanışması. Bütün gün sürdü kar aktivitemiz. Bitecek bir eğlence gibi değil. Ben de onunla birlikte çok keyif aldım. Karlara yattık,kartopu oynadık.. Bir poşete oturtup Ela'yı kaydırdık. Kayak olayına da içi ısınsın dimi ama şimdiden.

Aktivitemizin sabahki bölümünü tamamen eğlenceye ayırdık. Ela çocuklar gibi eğlendi pardon çocuklar gibi eğlenen benim o zaten çocuk. Apartmandaki diğer çocuklara da kartopu atmaya başladı.
İyice üşüdükten sonra bu eğlenceyi dışarda bırakmaya gönlüm elvermedi ve bir leğene kar doldurarak eve getirdim. Ela'ya abuk subuk kardan adamlar yaptım. Aslında daha güzel de yapardım ama kendisi rahat durmadığı için amorf kardan adamlar oldu. Zeytini ve havucu da taktık. Kardan adamımız eriyince de Ela kardan adamın gözlerini yedi. Bir süre daha kalan karla oynadı. Leğene girdi oturdu. Bebeklerine de kardan adam sürdü derken ben çayımı yudumlarken Ela bütün sabahı kar ile oynayarak geçirmiş oldu.
Çayımı yudumlarken derken kar yağınca evde vakit geçirmek gerçekten eğlenceli oluyor. Dışarda oynamadığımız her dakikamızı işte bu manzaraya karşı penceremizin önünde geçirdik. Yemeğimizi de orda yedik. Masalımızı da orda okuduk. Ela bugün daha bir büyümüş gibi geldi bana. Daha güzel vakit geçirdik.

Ben artık 1.5 yaşında bir çocuğun uyku ritmine sahip olduğum için beraberce uykumuz geldi ve güzel bir öğlen uykusu çektikden sonra kendimizi yine dışarı attık. Bu sefer oynamak yerine güzelce gezdik. Dışardaki canlıların bu soğukda yemek bulması gerçekten zor oluyor. Önce kuşlar için ekmek ağacı yaptık sonra da kuşların gelip yemesini uzaktan seyrettik. Karlarda uzunca bir süre dolandıktan sonra artık çok yorulup kendimizi yine evimize attık.

Akşamüstü de dans aktivitelerimizi yaparken birden çok ilginç birşey oldu. Ela, "Anne kaka" dedi. Ben de "gidelim mi tuvalete" dedim. Kafasını salladı. Hemen tuvalete götürdüm, oturdu ve hemen yaptı. Çok şaşırdım. Beraberce kakasına bay bay el salladık. "Çok eğlenceli dimi annecim" falan dedim. O da "hı hı" dedi. "İstersen çişini de söyleyebilirsin diye sanırım şansımı zorladım ama neyse. Umarım yine kakası geldiğinde yapabileceği biryerde oluruz de yapar. Belki bu bizim için bir başlangıçtır. Öyle umalım.

Bugün ilklerin olduğu bir gün oldu. Böyle günlerin akşamı ne kadar çabuk geliyor. Bakalım bu kar aktivitesi ne kadar devam edebilecek. Biz küçükken bayılana kadar kayardık, şimdiki çocuklar çok nadir kar görebiliyor.
Akşam babasının işlerine de burnunu sokan Ela hanım eli tornavida da tutuyormuş. O kadar da ciddi yardım etmeye çalışıyor ki babasına, acaba babasından daha mı çok gen almış diye düşünmeye başladım. Nitekim benim bu tamir, tornavida işlerinde hiç bezim yoktur.

27 Ocak 2010 Çarşamba

Ela'dan Kısa Kısa

Çok yoğun günler geçiriyoruz ailecek. Hayatımıza bir sürpriz girdi bu hafta ve hepimizi çok şaşırttı. Bu heyecanı üzerimizden atarken günler de nasıl geçiyor anlamadık. Ela ile ilgilenemediğim çok yoğun çalıştığım 2 haftanın acısını şimdi çıkarıyorum. Çok özlemişim onunla vakit geçirmeyi. Geçen hafta artık arıza çıkarmaya başlamıştı ki dört gündür dolu dolu ilgi ve aktivite ile gerçekten düzeldi. Anladım ki bana yapıyormuş..

Ela'ya babası kutudan robot elbisesi yaptı. Kollarını çıkardı salına salına gezdi. Güldü, eğlendi. Bu eski kutu da bir anlam buldu. Hafta sonu Ela'yı Binbir Çiçek Okulu'nun deneme dersine götürdüm. Açıkçası çok şaşırdım diyebilirim. Kreş olarak güzel bir ortam yaratmışlar. Hiç oyuncak yok nerdeyse herşey hayal güçlerini kullanabilecekleri şekilde tasarlanmış Montessori malzemeleri kullanıyorlar. Lavabolar çocukların boyunda. Ders de çok hoş hazırlanmış bence. Ela henüz anlayamadı ama çocuklar hayal güçlerini kullanarak robot oldular, balon oldular. Yani konsept çok güzel. Ela anlayabilecek yaşa gelmemiş o da ayrı. Buraya kadar herşey çok güzel ama dersi veren bayan ve sahibi bayan beni hayal kırıklığına uğrattı. İkisi de yakında regl olucaklarmış gibi davranıyorlardı bize de çocuklara da. Sahibi ile ilgili düşündüklerimi burda söylemek istemiyorum ama dersi veren bayan hakkında birşeyler söylemek istiyorum..

Öncelikle bu bayan ders verdiği kişilerin 1.5 -3 yaş arası mini mini çocuklar olduğunun farkında değil sanırım. Yapmayan ortalıkda gezen çocuklara garip garip bakmalar, kaldırıp düzeltmeler, biz de öğrenciymişiz gibi garip bakışlar, offlamalar, sanki birazdan tek ayak üstünde durun diyecek. Başta söylediği sözleri söylemeyeceğim ama ders sırasında da beni çileden çıkardı. "Kapıyı kapatın" diye hafif sesini sertleştirme, birkaç kere başını yana eğerek "siz katılın bırakın o nasıl yaparsa yapsın" demeler (burda o Ela oluyor sanki benim için gelindi, ayrıca sanane istediğim gibi ilgilenirim sen işine bak), tekrar söylüyorum bu bayan 1.5- 3 yaş arası çocuklara hem de deneme dersi verdiğinin hiç farkında değil.. En son Ela lavaboya doğru gittiğinde ve çoraplı olduğu için oralara bastığında çorabı ıslanıcak diye arkasından koştuğumda bana "çok müdahale ediyorsunuz" dedi. Ben de "eğer kızıma yedek çorap vericekseniz müdahale etmeyim" dedim. Benim kızım çok hareketli bir çocuk, henüz 1.5 yaşında, neden beraber gidiyoruz oraya çünkü henüz tek başına böyle şeyler yapmaya hazır değil. Ne zaman hangi perdeye asılır, nereye tırmanmaya çalışır ben bilmiyorum. Neyse bu bayanın sadece o güne özel bu kadar ters ve asabi olduğunu düşünmek istiyorum. Yoksa kibarlıkdan nasibini almamış bu davranışlarla bu kreş kötü bir seçim yapmış. ÜStelik dediğim gibi kreşin kendi ambiansını da çok beğenmiştim.

Neyse uzatmayım Pazar günü de bizim bebeleri Pembe Kurbağa tiyatrosuna götürdük. Ela başta kukla kuşdan çok korktu. Sonra tüm tiyatroyu bana sarılarak seyretti.

Ela'ya sonunda kendi boyuna uygun bir oto koltuğu aldık. Alttaki doğduğundan beri kullandığı emektar koltuğunu da Ela, kurbağasına verdi. Ne kadar cömert kızım var benim. Kurbağası ile ayakkabılarını da koltuğunu da paylaşıyor.

Geçen hafta sevgili babamın 60. yaşını kutladık. Umarım daha uzun yıllar beraber oluruz babacım.
Ela son günlerde dansa taktı. Sürekli kurbağa müzikleri ile dansediyor. Bir de artık bana masal anlattırıyor. Ve uydurdugum masalda olan olayları benim üzerimde deniyor. O yüzden çok dikkatli olmalıyım. Mesela Eşek demişki kediye "Haydi atla sırtıma da gidelim". Burda eşşek ben oluyorum hemen ve Ela sırtıma atlıyor.. Kendime zarar gelmesini istemiyorsam usturuplu atmalıyım.

3 kelimeli cümlelere başladı Ela.. "Ayı, gel otur" diyor mesela. Bir ay içinde fişek hızıyla konuşması gelişti. Ve konuşmaya derdini anlatabilmeye başladığından beri daha az huysuzluk yapıyor. Çünkü sorularıma cevap verebiliyor. Bu günler böyle geçiyor. Kısa kısa derken manyak gibi yazmışım. Vur deyince öldürüyorum son zamanlarda.

Dünyanızı Şekillendirmek

Etrafınızda neye baksanız şekillerin olduğunu farkettinizmi? O sadece bir dışkapı değil, bir de dikdörtgen. Gökyüzündeki elmas bir uçurtma olarak maskelenmiş. Yemekde kullandığımız servis tabağı bir gizli oval.

Çevrelerini keşfetmek çocuklar için şekilleri düşünmek için harika bir yol. Çocuğunuz sadece şekillerin isimlerini öğreniyor olsa da veya şekil özellikleri (noktalar, köşeler, kıvrımlar, kenarlar) üzerine çalışıyor olsa da eviniz 1.5-3 yaş arası bir çocuğa şekilleri öğretmek için bir sürü kaynak saklar. Şeker kuzunuzu bir şekil avına gönderebilirsiniz - "mutfakda 5 küp bulalım" veya "odanda 3 noktası olan bir şekil bulalım" gibi. Miniğiniz şekilleri bir kere keşfedince, herşeye şekli ile seslenebilir. Zamanla küçüğünüz kendi şekil kitabını oluşturur. Daireler, üçgenler, kareler heryerde. Şekiller çalışması çok eğlenceli bir alan. Aynı çalışma şeklini renklerle de yapmak mümkün ama o başka bir yazının konusu.

26 Ocak 2010 Salı

Bebeklere Fısıldayan : Uykulu Bir Yenidoğanı Beslemek

Uykulu bir bebek, bebeğini tam doyurmak isteyen bir anne için çok yorucu bir durumdur. Ela ilk doğduğunda, ben henüz kitaptan haberdar değilken, memede uyuya kaldığında uyuması için bırakıyordum. Sonra kitabı okumaya başladıkça ve memede uyumasına izin vermemeye başlayınca tam olarak doyduğu için daha uzun uyumaya başladı. Tracy Hogg, Bebeklere Fısıldayan kitabında beslemek için bebeği ayakta tutmakla ilgili bazı fikirler listelemiş.

İşte burdalar (99. sayfada)
  • Alnının üstünde yuvarlak hareketle ovmak için baş parmağınızı kullanın.
  • Sırtını veya kollarının altını ovun.
  • Parmaklarınızı omurgasında gezdirin.
  • Eğer hiçbiri işe yaramazsa bebeği 30 dk bırakın sonra tekrar deneyin (Hogg'un önerdiği gibi)

Hogg; ıslak bir bez veya ayak gıdıklama kullanmayın diyor. Söylemem gerekir ki ayak gıdıklamak Elada işe yarıyordu.

Bebeklere Fısıldayan Kadın kitabında, Hogg 6 haftalık olduktan sonra beslenirken daha az uykuya dalmaya eğilimlidir (sayfa 30). Bu hiç olmaz anlamına gelmiyor; bazıları uyuyor bazıları gerçekten uyumuyor. Fakat bu size belirgin bir fikir verir. Uğraşmalısınız. Ela bebekken 4 hafalıktan sonra ciddi bir gelişme farketmiştim.

25 Ocak 2010 Pazartesi

Dostluk Çiçeği...

İnsanın arkadaş sandıkları insanlar bazen küçük bir fırsatta sana karşı dönüp üstünlük sağlama çabasına giriyorlar. Küçük bir özürün ve kötü hissetmenin üstüne gidip insanca olmayan ego davranışları sergiliyorlar. Oysa çoğu zaman bu tip jestler hiç beklemediğin arkadaşlardan geliyor. İçindeki dostluk kıvılcımını uzaktan gören şeker insanlardan geliyor. 2 haftadır inanılmaz yoğunluktan yazamıyordum bana bu şeker jesti gönderenler 2'ye çıktı.
2 tatlı şekerin annesi Filiz'e ve Defne tatlısının annesi Gökçe'ye bu tatlı dostluk çiçeğinden dolayı teşekkür ediyorum..

Bir de bu ödülü diğer blogum EkoAnne'ye Ansı göndermiş. Ona da ayrıca teşekkür ediyorum. Balca'yı da öpüyorum.

Ben de bu çiçeği hemen herkese gönderildiğini bildiğim için ve arkadaş düşündüklerimden 12 kişi seçemediğim için bizi seven, merak eden, arkadaşım olan herkese gönderiyorum..

22 Ocak 2010 Cuma

ElataR

Bir ruh hikayesini anlatmanın çok güzel bir yolunu bulmuşlar bu filmde. Son günlerde sinemalarda oynayan duygu yüklü bu filmi kaçırmayın derim.. Başrollerde bitirim mavi ikili Avatar ve Elatar'ın oynadığı bu filmde insanlara çok güzel dersler çıkıyor.. Küçük mavi insanların gücüne ve ruh dünyasına inanıyorsanız bu film tam size göre..

Filmin eleştirmenleri bir zamanlar ikoncan olan Elatar'ın geleceğinin çok parlak olacağını söylüyor. Ormanlarda oraya buraya tırmanırken hiç zorluk çekmediğini anlatan Elatar ise "adeta yerimi yurdumu buldum. Buralarda yaşamak için doğmuş gibi hissediyorum" demiş.
Şimdi Elatar'ın filmin galasına katılırken acaba ne giyeceği konuşuluyor. Ne diyelim bizden bu hayatının baharında genç yıldıza başarılar demek düşüyor.