31 Ağustos 2011 Çarşamba

Yollarda I


Yollarda bir gün geçirdikten sonra amacımız Antalya'ya geri dönmekti. Ama düşündüğümüzden 8 kat daha yavaş olmamız gerektiğinden ve sadece Mavikent'e gidip dönmek yerine 10 km daha falan diye diye taa Kalkan'a gittiğimizden dolayı dönüşte çocuklar tam arızaya geçince Demre'ye gelip orda kendimize bir otel bulduk ve geceyi geçirelim dedik.

Yollardaki günümüz başka bir yazının konusu olsun, o gece çocuklarla yine harika bir akşam geçirdik. Saat 8 civarı bir tane 2 kişilik yatak, 1 tane tek kişilik yatak olan şukela odamıza çıktığımızda planımız çocukları yıkayıp yatırmakdı. Önce gerçekten çocukları yıkadık. İkisi de daha açık bir renk aldıktan sonra Ece'yi emzirme denemelerime Ela da sulanınca Ece'yi bu şekilde sakinleştiremeyeceğimizi anlayıp sütünü içirdik. Ela'ya da, Nemo'yu seyretmesi için izin verdik ama Ela ''bu sesle ben duymuyorum, sesini açmam lazım annee'' diye tutturunca Ece'nin dikkati iyice dağıldı ve iyice uyarıldı. Beni itmeye yatmayı reddetmeye başladı. Bu sefer tv'yi kapatıp ikisini de sakinleştirme çabasına girdik. Ama biz uğraştıkça bizimkiler daha da coştu, resmen oynayıp gülmeye başladılar. Çocukları değiştirip çabalamamız, Ela'ya meme teklif etmem, babasının Ece'yi kucağında gezdirmesi de birşey ifade etmedi. Birinin en ufak bir sesi öbürünü rahatsız ettikçe daha da abarttılar. Sonunda babası Ela'yı alıp dışarı çıktı, ben de Ece'yi sakinleştirip beraber uyudum. Onlar da gelip yatmışlar. Ama çocukları ortaya alıp yattığımız için gece birbirlerinin üstüne çıkma şeklinde birbirlerini uyandırdıkları için bu sefer de araya battaniyeyi dürüp büküp koyduk. Sabaha kadar kaç seans uyandık bilmiyorum ama sabahın köründe Ece, Ela'nın dibine sokularak onu yine uyandırdı. Bu bütün gün birbirlerinin kafasına birşey vurarak, üfleyerek, kulağına birşey sokarak veya susmayarak birbirlerini uyandırma şeklinde devam etti. Bizimkiler hala aynı odada uyumaya hazır olmadıklarını göstermiş oldular. Çok çılgın bir iki gün yaşadık. Yaşadıklarımızı sonra yazmakla beraber bu iki günün bilançosu :

Huzurlu, bölünmeden uyunan uyku saati: 5

Birinin ayağı kafamda uyunan saatler : 2

Girilen çıkmaz yollar : 2

Sonu kapalı olduğu anlaşılana kadar uçurumun kenarından gidilen ve sonra dönülen patika yol uzunluğu : 6 km

Otelden çıkmak için hazırlanma süresi : 58 dk

Toplandıkdan sonra çocuklar tarafından geri aynı şekline dönüştürülmesi için arabada geçirilen süre : 9

Yolda giderken anne babanın yaptığı tehdit sayısı : 27 (örn. “Bir daha kardeşini rüzgar gülü ile uyandırırsan onu atarım aşağı”)

Yabancı teyzelerin öpme sıkıştırma gibi nedenlerle çocukları taciz sayısı : 17

Arabada yerdeki kırıntı sayısı : 26 milyon

Yanlış gidilip dönülen yol sayısı : 6

2 gün içinde küçük büyük molalarla durma sayısı : 52

Patlayan lastik sayısı : 1

''Geldik mi?'' yi duyma sayımız : 257

Bunun dışında Ela tarafından en çok duyduğumuz cümleler de şu şekilde :
''Anneannemi istiyorum.''
''Minnoş'u evde unuttum.''
''Çişim geldi.''
''Ay kakam değilmiş gelen çişimmiş.''
''Anne güneş çok parlak göremiyorum.''
''Anne, Atakan'ı anlat.''

Ece'nin en çok yaptığı hareket: Birşeyler kemirmek
Anne'nin en çok yaptığı hareketler : Arkaya birşeyler uzatma, Arkadan birşeyler alma, Arka koltuğa arabanın içinden geçme, Ön koltuğa arabanın içinden geçme, iphone'dan nerde olduğumuza bakma
Baba'nın en çok yaptığı hareketler : Arabadan inme, arabaya binme, Çocukları koltuklarına bağlama, çocukları çözme, çocukları taşıma.

3 yorum:

sezo dedi ki...

Gece gece güldürdün beni ekoanne :) gerçi sen sanırım gulmuyordun yazarken. 2. Cocuktan bu gecelik de vazgeçmiş oldum :)

Sezin

Tiryaki dedi ki...

ahah cok güldüm ama bilançoya :D

Evin dedi ki...

Kadir de çok yorulmuş yazık yaa. Bilançoya katkılarını tebrik ediyorum söyle :) bu arada beğenmiş mı giyabindaki dogumgunu kutlamalarını hiç konuşmadık bak.
Öpüyorum kuzuları ve incecik annelerini ;)