28 Haziran 2009 Pazar

Oyuncaklar ve Ela yürüyor.


Çocuklarımızın oynadığı oyuncaklara kafayı son derece taktık. Bİr web sitesi var. Linki http://www.healthytoys.org/. Çok bilinen markalardaki kanserojen ve tehlikeli maddeleri arastırıp sayfasında yayınlıyor. Cok bilinen markalarda bile ne kadar cok tehlikeli madde varmıs. Esim ve ben bu durumlardan cok rahatsızdık. Sonunda is Ela'ya babasının masif ahsap bir bisiklet yapması ile başladı. Babası herşeyi kesip biçip yapabiliyor. Yandaki fotoğrafta babasının yaptığı bisikletle bebişimi görebilirsiniz. E dedik ki bir küçük atölyemiz olsun.
Hem montessori oyuncaklarını yapalım hem de başka küçük ahşap oyuncakların tasarımını yapiim.. Hem Ela'ya oyuncaklar yapalım hem de başka çocuklar da yararlansın.. Bir usta atölyede tamam olur.. Prototip bisiklet eşimin eseri. Bir baktık ki herkes bunu bekliyormus.. Arkadaslarımız da istediler bebeklerine. Simdiden
5 tane daha bisiklet siparişi aldık. Bebegim heryerini agzına alıyor. Bisikletle yatıp kalkıyor. Saglıklı olsun diyen ne cok insan varmıs meger. Cok mutlu oldum. Bisikletler eşimden diğer oyuncakları usta yapıcak. Çok yoğun is programının arasında yaptıgı icin bisiklet siparişleri biraz yavas gidiyor ama onemli degil. Siz de isterseniz bana yazabilirsiniz. Bisiklete ebeveyn kontrolü yapabiliyoruz veya Ela'ya yaptıgımız gibi arkasına ismini yakabiliyoruz. Cok şirin oluyor.. Yakında bir de web sitesi acıp ordan sipariş alabilicez.


Bunlar olurken kızım yürümeye başladı. En büyük zevki kollarına birşeyler takıp yürümek. Simdi yeni kelimelere basladı. Alo, anne, baba, giy, gel diyor. Bir sene ne kadar cabuk gecmis. Yakında dogum gunu var . Hala dogdugu an dun gibi. Bu koşuşturmaya yakında bir de taşınma telaşı eklenecek. Hayat şu sıra su gibi akıyor. Biz de yakalamaya ve Ela ile hayatın tadını çıkarmaya çalışıyoruz.

14 Mayıs 2009 Perşembe

Ahşap Oyuncaklar, Prag 2


















Prag ahşap oyuncaklar açısından bir derya. Heryerde güzel ahşap oyuncaklar bulabiliyorsunuz. Fiyatları da Türkiye'de ahşap oyuncak satan yerlerden daha uygun. Örnek veriyorum bir ahşap at aldık. Fiyatı 60 krondu, yani yaklaşık 60 tl. Burda yakın ama boylı bir tanesini sordugumda 129 idi. Herneyse K.E ve ben oyuncakçıda çok eğlendik. Bir çuval oyuncak aldık, hatta sonra pişman olduk keşke daha çok alsaydık diye. Tabii ki hepsini aynı anda vermiycez. Zamanla oyuncaklarını eline vericez.
Ama ben şuan bile sabırsızlanıyorum. Genelde oyuncakları ham ahşapdan yapıyorlar ve inanılmaz çok çeşit var öyle 3 5 çeşit değil. Hala aklım müzik aletleri olan ahşap oyuncaklarda.







Prag'da geçirdiğimiz 3. günde annem ve kardeşim 2 saatlik uzaklıkta şirin bir kasaba olan "Karlovy Vary"e gitmeyi tercih ettiler. Biz de eşimle Ela'yı Prag'daki "Avrupa'nın en büyük hayvanat bahcesi" unvanına sahip yere götürmeyi istedik.. İyiki de gitmişiz biz Ela'dan daha çok eğlendik diyebilirim. 5-6 km2lik bir alana sahip hayvanat bahçesinde hayvanlar diledikleri acık alanlarda dogal ortamlarındaki gibi yasıyorlar.. Tüm hayvanları koşarken oynarken görebildik nerdeyse. Ankar'daki gibi ne zaman gitsek hayvan mayışmış yatıyor şeklinde değildi. Çok güzel vakit geçirdik. Tam 4 saatte gezebildik. Prag'a özellikle bebek ve çocuklarıyla gideceklere burayı ve hemen yanındaki Botanik bahcesini tavsiye ederim. ŞEhir içinden 5 numaralı tramle zoo durağına gidip zoo adlı otobuslerle gidebiliyorsunuz. Hem bir sehir turu oluyor hem de cok rahat gidiyorsunuz. PRag cok rahat gezilen bir sehir. Tramvay htları super.

Akşam yine meydana gidip güzel bir yemek yiyip, gece çekimleri yaptıK cocamla. Vakit bulduğumda fotografları ekleyecegim. Ertesi gün de uzuun bir yolculuktan sonra evimize döndük. Darısı başka gezilere.

7 Mayıs 2009 Perşembe

Prag Gezisi

Hamilelikti, doğumdu, bebekti derken uzun zamandır eşimle biryere gidemiyorduk. Bu tatil bizim için eski günlerdeki gibi oldu. Günde 10 km yürüdük ve çok eğlendik. 23 Nisan günü annem, kardeşim, eşim, bebişimiz ve ben İstanbul'dan uçağa bindik. Prag'a indiğimizde hala inanamıyordum. Uçak inerken bile ilk izlenimlerim çok yeşil biryer olduğuydu. Her yer yemyeşildi. Otobüsle otelimize giderken büyük büyük parklar gördük. İnsanlar parklara yayılmış top oynuyor, uzanmış kitap okuyor ve birşeyler yiyordu. Rehberimiz de bize Çek insanlarının ne kadar rahat olduğundan bahsediyordu. Çok genç yaşta evleniyorlarmış ve çok çocuk yapıyorlarmış ama boşanma yüzdeleri de %70'miş. Gerçekten orda çok genç insanlar gördüm 2 3 çocukla dolaşıyorlardı. Çok ilginç birşeyde doğru düzgün hiçbiryerde internet bulamamamızdı. Türkiye teknolojik açıdan çekten gercekten çok ilerde. Her neyse otelimiz 4 yıldızlı bir oteldi. İsmi "Hotel Olsanka". Fiyatı da çok uygundu. Üstelik Prag'daki tramvay hattı tam önünden geçtiği için Prag içinde çok rahat gezebiliyorsunuz. Otel fiyatına göre çok iyiydi. Temizdi, sürekli sıcak suyu vardı ve rahattı. Tek problemi büyük gruplar halinde çocuk denilecek yaşta gençler vardı. Ve akşam 11den sonra bu çocuklar odalarda ve katlarda gürültü yapmaya hatta birbirlerini kovalamaya başlıyorlardı. Kaldığımız 3 gece de böyleydi. Ve çok rahat oldukları için kimse bunu şikayet etmiyordu. Herneyse bizim bebeğimiz olduğu halde oraya gidince bize de bir rahatlık geldi hiç dert etmedik.

O akşam annem Ela ile birlikte otelde kaldı. Biz kardeşim, K.E ve ben kendimizi dışarı attık. Tramvaya nasıl bilet alıcagımızı bilet makinasından keşfettikten sonra (gidenler için 18 kronluk biletle 20 dk, 26 kronluk biletle 30 dk, 100 kronluk biletle 24 saat tramvay kullanabiliyorsun. İnip başkasına biniyorsun falan ama mesela 20 dk geçtiysen inmen lazım eger polis yakalarsa cok ciddi cezaları oluyormus. ) Cok ilgincler cok rahat insanlar olmasına ragmen her A.B ülkesi gibi kurallara cokbaglılar. Kesinlikle bu seferlik olur falan yok. Birbirini sollayan araba bile görmedik. Neyse ilk gün Prag'ın ünlü meydanını bulduk. Otelden 9 veya 26 nolu tramvaya bindiginizde 5 durak sonra "Namasti Republic" durağında iniyorsunuz. Ordaki kalabalık zaten sizi oraya götürüyor. Astronomik saat den yine kalabalığı takip ederek "Vltava nehri" ne ve birleştiren Charles Bridge'e çıktık. Nehir, köprü ve çevredeki tarihi binalar hem çok güzel bakılmış hem de ışıklandırılmıştı. Prag kalesi ve çevresindekiler, nehrin ışıklandırılması ile gerçekten müthiş bir manzara vardı. Prag sadece bu köprü ve manzaraları ile bile çok güzel bir şehir.

Ertesi gün Prag kalesi'ne gittik. Snt. Vitus Katedrali'nin içine girdik. Rüya gibi bir yapı, çok görkemli gerçekten güzel fotoğraflar çektik. Yakında yazıya eklemeyi planlıyorum. Sokaklarında bütün gün gezdik. Akşamüstü de tekne ile "Vltava nehri" üzerinde dolaştık. Tekneciler kazıkcı kücük olanlar insanla dalga gecer gibi aynı yerde 10 tur falan atıyorlar ve 100 kron alıyorlar.. 100 kron yaklasık 10 tl ye denk geliyor. Büyük olan tekne turları da cok pahalı. Bizim tur bizden 60 euro istedi:) Akşam da yine annem ve Ela'yı otele bırakıp çıktık ve çok güzel ahşap oyuncaklar aldık. Yazının 2. bölümünde buna değineceğim.

27 Nisan 2009 Pazartesi

bebekle seyahat (Ela PRague'da)



Cok korkarak cıktım bu yolculuga. Ela ne yapar, ne eder hiç bir fikrim yoktu. Eş dosttan öğrendiklerimle kendimce önlemler almaya çalıştım. Bir çoğu da işe yaradı.

Hikayemiz 23 nisan sabahı başlıyor. Ela pek birşey anlamadı. Uçağa binene kadar çok keyifliydi. Son derece sakindi. herkesle şakalaştı. İstanbul- Prague arası da hiç problem yaşamadık diyebilirim. Uçak kalkarken ve inerken bol bol su içirdim ki kulakları dengelensin. Annemin hazırladığı mamalar da tüm yolculukda cok faydalı oldu. Ela Prague'a bize hiç problem çıkarmadan gitti. Oraya vardığımızda otelimize giderken çok yorulmuş olduğu için hareketlerine engel olamadı. Çılgın gibi hareketler yaptı. sonunda orda hazırladıgımız yatagına yatınca ben de bir oh cektim.. 9 aylık bebekle ucak yolculugunun ilk kısmı gercekten kolay gecti.


Tüm Prague gezisi boyunca Ela inanılmaz bir performans gösterdi. Çok yorulduğunu kabul ediyorum. Allahtan akşamları annem Ela ile birlikte otelde kaldı böylece Ela'nın uyku düzenini bozmadık ve biz de istediğimiz gibi gezebildik. Nereleri gezdiğimizi daha sonra bir yazımla anlatacağım. Ela'ya çok güzel ahşap oyuncaklar aldık cocam K.E ile. Hatta kendimizi daha çok almamak için acaip tuttuk. Prague bir ahşap oyunca cenneti fiyatları da gerçekten çok pahalı degil. Türkiye'den daha ucuz olduğunu söyleyebilirim. Zaten Türkiye'den çeşit konusunda 10 kat daha iyi. Özellikle ahşap atına bayıldı Ela. Bir akşam çok fena gaz sancısı çekti. Aslında çok gazlı ve sorunlu bir bebek olmamasına rağmen bu gaz sancısı çekmesi bir şanssızlıktı. Çünkü öyle çığlık atarak ağlıyordu ki gerçekten çok korktuk. Emzirmenin binbir faydasından birini daha gördüm, emzirdiğim zaman hem sakinleşti hem de gazını çıkarabilmeye başlayınca rahatladı çocuk. Onun dışında yanımızdaki herkes Ela'ya sürekli maşallah diyip durdular. Aslında çok rahat durmadı sürekli tepemizde kucağımızda gezdi. Ama onun kadar hareketli bir çocuk için bu kadarı bizim için cennet gibi oldu.

Dönüş yoluna geçtiğimizde artık Ela çok yorulmuştu. O yüzden o gün biraz mırmır huysuzluk yaptı bir de uçak inerken çok uğultudan biraz korktu sanırım. ve ağladı ama onun dışında çok uyumlu ve neşeli bir çocuktu.

Düzeni bozulduğu için bir iki güne ihtiyacımı var sanırım. Ben de çok uyumlu olmasına rağmen onu çok yorduğumuzu düşünerek bir 6 ay daha yurtdışına biryere gitmemeye karar verdim.. Sanırım onu bir deniz kenarına götürüp deniz güneşden faydalandırsam çok iyi olucak.. Prague tatili benim ruhum için gerekliydi. Ela da ben çok iyi modda olduğum için sanırım hiç sorun cıkarmadı. Bir sonrakinde onun için tatile gidicez inşsallah.

1 Nisan 2009 Çarşamba

emzirme, doğru bilinen yanlışlar

Emzirin, emzirin, emzirin.. Etrafdaki büyükleri, yengenizi, halanızı, annenizi, kayınvalidenizi ve emzirmeyi ve süt gelişini bildiğini zanneden hiç kimseyi dinlemeyin.. Kulaklarınızı kapatın ve emzirin. Emin olun sütünüz yetecektir. Sütün yetmemesi diye birşey sözkonusu olamaz. İlk insanlar sizce mama verebiliyormuydu bebeklerine. Veya sizce Etiyopyadaki kadınların başka şansı varmı.. Sizce o anneler sütü artsın diye helva yiyebiliyor mudur.. Siz hiç sütüm yetmiyor diyen memeli bir hayvana rastladınız mı.. Mesela kutup ayısı bütün kış yiyecek bulamama tehdidi ile yaşıyor ama yine de yavrularına sütü yetiyor.. Neden çünkü bunun çok basit bir mekanizması var. EMZİRDİKÇE SÜTÜNÜZ ARTAR.. veya şimdi biz şanslı anneler için sağdıkça artar.. Tek ihtiyacınız olan su.. Vücudunuz hamilelikte depoladığı yağları, içtiğiniz sıvı ile birlikte süte çeviriyor.. İşte böyle mükemmel bir organizma. İlk 6 ay başka hiçbirşeye ihtiyacı yok bebeğinizin tüm ihtiyacı sizde.. Susuz kalmaması için emzirin (sütün %80'i sudur.), yenidoğduğunda sarılık geçirmemesi için emzirin, ilk 6 ay hasta olmaması için emzirin. (ben Ela 3 aylıkken beta geçirdim ve kesinlikle Ela'ya geçmedi.. ilk 6 ay anne sütü alan bebeklerde kesinlikle enfeksiyon hastalıgı olmaz.), büyümesi için emzirin ve daha sayamadığım birçok faydası için. Bunu yanında emzirmek çok güzel birşey. İnanılmaz bir bağ kuruyor anne ile bebek.

Dersimi çok iyi çalıştım. Şimdi size anlatıcam.. Doğum yaptığım zamanlarda etrafdaki herkes aman şunu ye süt yapar aman bunu ye süt yapar. Sakın şunu yeme gaz yapar.. Yeteeeer.. Böyle olamaz dedim.. Nasıl bulgur süt yapar kardeşim.. ve ruhumdaki araştırmacı gazeteci ortaya eşimle oturduk araştırdık.. Çok ciddi tıbbi makaleler okuduk ve özet olarak şunları öğrendik..

Anne sütünün %80 i sudur. Dünyanın heryerindeki kadınların sütündeki yağ ve su oranı aynıdır.. Eltinizin sütünün çok yağlı olduğuna sakın inanmayın. Siz de deep freeze'e koyun sizinkinde de yağ tabakası üstte kalıcaktır.. Annenin vücudu bebeğinin ayına göre sütün içeriği değişiyor.. Mesela 3 aylık bebeği olan bir kadının sütü 6 aylık bir bebeği beslemez. O bebek için gerekli içeriği taşıyamaz.. Sizin vücudunuz kendi bebeğiniz için bir kaynak.. Dünya üzerindeki memelilerde en düşük yağ oranı insan sütünde. İnsana en yakın süt Panda'da mevcut bunu biliyormuydunuz.. Onlar da yağlı vücutlarını emzirerek eritiyorlar.. Gelelim süt artması meselesi. Süt oluşumu soğanla falan olmuyor. Memedeki süt kanalları daha bebek emerken diyorki süt üret ve üretim başlıyor. Ne kadar sık emzirilirse süt kanalları o kadar çok çalışıyor. Mekanizma şöyle çalışıyor. Bir emzirmede memedeki sütün %30 undan azı kalmışssa vücut bu bebeğe süt yetmiyor daha çok üretmem lazım diyor.. Eğer daha çok kalmışsa yetiyor diyor ve süt üretimini azaltıyor.. Çözüm şöyle tek memeyi bebek tamamen boşaltmadan diğer memeye geçmeyin..

Sütü artırmanın yolları.
1. Yeni doğum yapmış bir anne mutlaka doğum yaptığı gün sağmaya da başlamalı. Bebeğinizin 45 dakika emmesi çok emdiğini göstermez. Bu bidikler güçsüzler ve memede vakit geçirmeye bayılırlar. Siz mutlaka sağmaya bakın 2 hafta gelmeden bebeğinizin kullanacağından çok sütünüz olacağına emin olun..
2. Bebeği 3 haftalıkdan itibaren mutlaka ve mutlaka biberonla tanıştırın. Sağdığınız sütleri bir yakınınız verebilir. Bunun üç tane avantajı vardır..
a. Siz daha özgür olursunuz. 2 biberon süt bırakmışsanız 3 4 saat kazanıp mesela eşinizle bir sinemaya gidebilirsiniz. Sizin de bir hayatınız var ve mental sağlığınız bebek için çok önemli.
b. Bebek sizden başka birilerinden süt almaya alışır. Emin olun nasıl alıştırırsanız öyle gider daha minicikken başlıyor.
**** c. ve en önemlisi bebeğinizin çok minikken biberona da alışması mutlaka gereklidir. Şöyle durumlar olucak. Büyürken bebek hasta olucak, diş çıkarıcak, babası odaya giricek dikkati dağılıcak veya zaten 3. aydan itibaren herşey dikkatini dağıtıcak, siz hasta olabilirsiniz (hastayken su kaybından süt geçici olarak azalır.) ve herşeyden önemlisi işe geri dönebilirsiniz.. İşte bu durumlarda bebeğinizi gerektiği gibi emziremeyeceksiniz ve 4 aydır sadece meme emen bebek biberonun plastik tadını istemeyecek.. Bu durumda siz sağdığınız sütleri veremeyeceksiniz. 2 durum ortaya çıkabilir ya siz benim gibi inatçı biri değilsinizdir sağmazsınız ve sütünüz azalma yoluna girer. (Çok büyük oranda 3 4 aylıkken anneler süt vermeyi bırakmakta veya bırakmak zorunda kalmakta) ya da sağarsınız ama bebek biberonla içmez napıcağınızı şaşırırsınız. mutlaka pompanın hakkını verin.. ben tepe tepe kullandım.

3. diyelimki üstteki durum oluştu ve sütünüz biraz azaldı. bebek normal durumuna dönünce yine biberona da alıştırmanın yanında sütünüzü yine de arttırabilirsiniz. İki tane yöntem kullanılabilir.
A) emzirdikten 1 saat sonra sütünüzü sağarsınız ve memeleri boşaltırsınız. vücut sütü artırmam gerekiyor şeklinde kanacaktır. 3. günün sonunda sütünüz gerektiği kadar artacaktır.
B) bebeği emzirirken sağla başladınız diyelim solu da emzirdikten sonra sağ ve solu tekrar emzirin vücut yine kanacaktır ve sütünüz artacaktır.

siz kendinize uyan yöntemi kendiniz bulursunuz. üstte yazdıklarım sadece teorik olarak arastırdıgım seyler degil. Tamamen denediğim ve çok faydasını gördüğüm yöntemler. Ela 9 aylık ve 7.5 ay sadece anne sütü aldı. Şimdi katı gıda veya mama da alıyor ama hala emziriyorum..

Biraz da okuduğum bilgilerden bahsedeyim.. Türkiye'deki annelerin %40 ı ilk 6 hafta içinde emzirmeyi bırakıyormus. En büyük neden etrafdaki büyüklerin baskısı. Haminneler aman senin sütün yetmiyor, aman bilmemkimin memelerinden akardı diye. Acaba mama da mı versek diye başlanır. Anneye; anneliğe bebeğe emzirmeye alışması için süre verilmez. Halbuki ilk doğduğu gün kimsenin sütü taşmaz. Süt bebeğin ihtiyacı ile artar. Herneyse bir kere mama verildimi bebek mamadan aldığını anneden almamaya başlar ve sizin sütünüz azalma yoluna girer. Mama arttıkca süt azalır ve aslında bitmeyecek, zaman verilse emzirecek anneler benim bebegim emmedi sütüm yaramadı (dünyanın en byük bilincsizlik yalanları) sözleriyle emzirmeyi bırakır. Sonuç anne sütü gibi muhtesem bir gıda varken fazladan nişasta alan (mamalar hakkında hic konusmayım, mamayla alınan kilo saglıklı kilo degildir. gereksiz nisasta alıp gereksiz sisen bebekler) bebekler. Eger bir bebek anne sütü ile cok kilo alıyorsa sakın korkmayın obez olmaz ama mama ile yanakları michelin bebegine benzeyen bebeklere donerse obez olma ihtimali vardır.

Bu handikapı bir sekilde atlatan annelerin yani kalan %60 ın % 75 (çok büyük bir rakam)'i ise 3. veya 4. aylarında yukarda süt artırma ile ilgili yazdığım 2. maddedeki nedenlerden dolayı bebeğini emzirmeyi bırakır..

Artık dünyada brakın 6 ayı 1 yas ve üstü kadar emzirmenin faydaları üzerinde duruluyor. http://www.kellymom.com/bf/bfextended/ebf-benefits.html

Bu konuda daha yazacağım çok şey var aslında.. Zaman bulursam bu konuda biraz daha yazmaya calısacagım.En azından şu annenin yediği seylerin sütden gecerek :) bebekde gaz yapması konusunda dokturmek istiyorum..

Bir kisiye bile biraz faydam dokunsa da daha fazla bebegini emzirse cok mutlu olurum..
Anneler gaza gelmeyin kendinizi kasmayın sutunuz azalsa da emzirin az olması hic olmmasından iyidir. ve az olsa bile unutmayın tekrar artırabilirsiniz.. tabi herkes benim kadar inatcı olmuyor bu konuda.. nasıl rahat hissederseniz oyle yapın.. Herkesin şartları durumu farklı, emzirmeyi bırakmak kendi tercihiniz de olabilir. Ben sadece yanlıs bilinenler yüzünden harcanan nesiller olmasın. Anneler farkında olsun istiyorum..

bebeklerimiz en az 6 ay saglıklı anne sütüyle beslensin..

23 Mart 2009 Pazartesi

Üşütmek

Üşümek, Üşütmek, kafayı üşüttürmek

Milletçe üşümeye takmışız kardeşim. Ela doğduğundan beri (8.5 aylık) Türk insanının üşümek ve üşütmek üzerine ne kadar takıntılı olduğunu bir kere daha anladım. Kişisel olarak ona çok üşüyen bir insan olmamasını alıştırmaya çalışıyorum. Çünkü bence üşümek bir alışkanlık. Tıp literatüründe adı bile geçmeyen üşütmek ise büyük bir efsane. Hem de önüne geçilmesi mümkün olmayan bir manyaklık halini almış.

Ela doğduğu gün başladı bu manyaklık. Biz babası ile birlikte hastanede klimayı açmaya başladık ve evde de serin bir ortamda uyusun, rahat etsin çabasındaydık. Temmuz'un ortası ve herkes sıcaktan beyin mıncıklaması geçirmek üzereyken çok yakınlarımız dahil birçok insanla hiç olmadığımız kadar ziyaret sebebi olduk. Biz değil tabi yeni doğan minik canavar. Herneyse en çok duyduğum laflar arasında "Ay kızım bu çocuk üşür" bi de arkasından "günahtır". Ya o soğuk nerdeyse nerden geliyorsa ben de üşümek istiyorum yaz ortasında.. Ağustosda denize soktum ordan denizde serinleyen bi adam "abla o üşür" bi kere sanane, hem neden üşüsün o insan değilmi. cehennem sıcağında serinlemek benim bebeğimin hakkı değilmi.. Belki ben de sıcağa karşı çok takıntılıyım ama kimsenin bebeğine "kardeş onu soy o çok terler" demedim. Alışveriş merkezlerinde tepeleme giydirilen ve hareket kabiliyeti bile kalmamış mumya gibi bebekler görüyorum.. Anne baba sıcağı ortama verilmiş mekanlarda t-shirtle dolaşırken kıyafetlerin üstüne bir de battaniye ile nerden geliceği anlaşılamayan soğuktan bebeklerini biraz daha koruyorlar..

Ela doğduğundan beri etrafta onun kadar ince giyinen bebek görmedim, ama Ela hiç soğuk yüzünden hasta olmadı. Çünkü mikropların seyahati sonucunda hasta olunacağını bilmeyen insanların sözünü tutmadım. İlk kez kuzeni ile biraraya geldiğinde kuzeni öksürüyordu ve Ela hasta oldu.. Sonra grip salgınında hasta oldu. Bir de hareket bile edemeyen bebeklere göre Ela çok hareketli bir bebek oldu ve hareket özgürlüğü olduğu için fiziksel gelişimi çok güzel oldu. Ela 8.5 aylık bir bebek ve 7 aylıkdan beri ayaga kalkıyor. Şimdi sıralamaya başladı.

Bebeklerinizin sizden bir farkı yok. Siz üşümüyorsanız hava sıcaksa onlar da üşümüyor. Onların da özgürlük hakları diledikleri gibi dolaşmak hakları. Kendisine zarar vermediği sürece onlara müdahale etmeyin bırakın keşfetsinler..

Üşüyebilirsiniz ama üşümeyenlere kafayı üşüttürmeyin.