18 Kasım 2009 Çarşamba

Uzaylısın Sen Yavrum!!!

Şu anki hayatınızı düşünün. Bir anlaşma yapıyorsunuz, bir deneyim anlaşması. Bir kapsüle bindiğinizi düşünün. Jenji adında bir gezegene yollanacaksınız. Yolculuğunuzun tam 9 ay süreceğini ve oraya gittiğinizde Kumquat adında bir kadının sizi çok seveceğini ve size yol göstereceğini söylüyorlar. Kumquat'ı bulmanıza gerek yok, o sizi oraya iner inmez bulacakmış ve soğuk gezegende size elini uzatacak, göğsünde yatabilecekmişsiniz. Tek güvenebileceğiniz bu kadınmış gibi görünüyor. Guava adında bir de adam yakınınızda olacak ve ihtiyaçlarınızı karşılayacakmış. Tamam diyip görevi kabul ediyorsunuz hiç bilmediğiniz bir gezegene gidiyorsunuz ama size yardımcı olacak, yol yordam herşeyi öğretebilecek iki kişi var orda. Denemeye değer.

Kapsülün içi çok karanlık ama çok konforlu size özel ayarlanmış. Yoldayken sadece Kumquat sizinle iletişim kurabiliyor. O ne kadar sizinle konuşursa o kadar yalnız hissetmiyorsunuz kendinizi. Sadece o size kendi seçtiği yiyeceklerden gönderiyor. Ne seçerse onu yiyorsunuz. Kumquat çok tatlı kadın size dalından koparılmış Jenji meyvelerinden gönderiyor. Başkalarının yolculuklarını dinlemiştiniz. İs, duman içinde kalan yolcular bile varmış. Yola çıkmadan sizi uyardılar. Jenji'ye inince paniklemeyin ordaki fizik kuralları farklı, yürüyemiyceksiniz, bildiğiniz herşeyi unutun, tüm kuralları başdan öğreneceksiniz. Üstelik ne siz onların dilini biliyorsunuz, ne onlar sizin. Kolay gelsin.

Aylar geçtikçe Kumquat'ı daha görmeden ona ısınıyorsunuz. Size şarkılar söylüyor. Guava'dan da selam var diyor. Kapsül'ün içi çok rahat ama yolculuk bitmesi yaklaştıkça kapsül daralıyor. Sıcak ve sulu bir ortamdasınız. Sonra bir ışık görünüyor. Sesler duymaya başlıyorsunuz ama anlamıyorsunuz korkuyorsunuz. Daha yolculuğunuzu tamamlamanıza vardı hani. Hazır değilsiniz. Ama kapsülü çekiyorlar sizi ordan soğuk, çok aydınlık biryere çekiyorlar. Herkes bağırıyor. Sizi elden ele alıyorlar. Peki Kumquat nerde? Hani burda olucaktı. Sarıp sarmalıyorlar sizi kendinizden geçiyorsunuz. Bir zaman sonra Kumquat'ın sesini tanıyorsunuz. Tatlı yumuşak sesini, elini uzatıyor kucağında uyuyakalıyorsunuz. Tamam işte biraz rahatladınız. Ama çok korktunuz değil mi?

Şimdi ona muhtaçsınız. O nasıl beslerse öyle besleniceksiniz, nasıl uyutursa öyle uyuyacaksınız. Zaman geçiyor herşeyinize karışabilir. Nereye gitseniz oraya gitme, burayı açma diyebilir. Hayatı size zindan edebilir. EE niye geldim ben bu gezegene. Kendi dilinizle Kumquat'ı çağırıyorsunuz gelmezse yapabileceğiniz birşey yok. O yanınızda olsun size yardımcı olsun istiyorsunuz. Ya Kumquat sizi yatağınıza bırakırsa, o gezegende nasıl uyunulur hiçbir fikriniz yok. Yapayalnız bağıra çağıra uyursunuz. Evet fiziksel bir zararı yok bunun size ama ya duygularınız. Güvensizlik hissedersiniz değil mi.. Merak etmeyin Kumquat size uyumayı da öğreticek.

Zaman yine geçiyor. Söylediklerinizi kimse anlamıyor, siz onların dilini anlamaya başladınız ama onlar sizi anlamıyor. Burası yeni bir dünya neyi merak etseniz, orayı açma, buraya gitme diyorlar. Çok sıkıldınız bu hayattan. Oysa siz buranın kurallarını bilerek gelmediniz ki buraya. Herşeyi onlar öğretmesi gerekirken bir de size bilmediğiniz kurallara uymuyorsunuz diye kızıyorlar. Onları çok seviyorsunuz ama çok sinirleniyorsunuz bu duruma. Kendi dilinizde bana yardım et diyorsunuz ama sizi anlamıyorlar. Biraz daha zaman geçsin gösterirsiniz onlara günlerini..
--------------------------------------------------------------
Dünyaya yeni gelmiş bir birey tamamen çaresizdir. Eli, ayağı, gözü, kulağı çoğunlukla annesidir. Onlara kuralları öğretirken sakin ve sabırlı olmalıyız. Bilmediği kurallar için kızılan bebekler afallayıp birey olduğunu anladıklarında da anne babaya tepki gösterirler. Bu dünyaya alışmaları için onlara yardım etmek, hayatlarının ne kadar zor olduğunu anlamak gerekir.

Unutmayın bir bebeği dünyaya getirmeye siz karar veriyorsunuz. Bu onun isteği değil. Çalışmak zorunda olmanız onun suçu değil. Bir şeyi keşfetmek istiyor olması, o şeyin tehlikeli olduğunu bildiğini göstermiyor. O nasıl uyunacağını, nasıl yemek yeneceğini, masanın üstüne çıkarsa düşeceğini bilmiyor. Tüm kuralları siz ona öğretmek zorundasınız. Bebeğinizin rutininden ödün vermeyin. Şu dünyada birtek size güveniyor, ve siz yokken kendini yalnız hissediyor. Ona öğrenmeye çalıştığı dünyada yardımcı olun. Elinizden geldiğince bulunduğu ortamda özgürce hareket edebilmesi için gerekirse kuralları, evinizi değiştirin. O sizin bebeğiniz ve yetişkin dünyasında yaşamaya alışmak için çok acı çekiyor. Onun ihtiyaçlarını karşılamak, sevgisini, saygısını eksik etmemek sizin sorumluluğunuz. Ya benim hayatım demeyin, bu onun problemi değil. Bu sorumluluğu siz düşünerek bebek yapmış olmanız gerekir. Çocuklarımızı özgüvenli, sağlıklı, mutlu yetiştirmek için onlara bu tanımadıkları dünyada yardımcı olmamız gerek. Hep onun gözünden bakmaya çalışırsanız, sabırlı olmak, yardımcı olmak herzaman daha kolay olacaktır.
-----------------------------------------
Son günlerde benden beklenmeyecek derecede ciddi yazıları yazıyorum değil mi.. Çünkü şu ara kafam düşünemeyecek kadar karışık. Gündem çok yoğun, kafam çok bulanık. Bir an önce normal moduma dönmeyi ben de istiyorum ama o sırada biriki birşey çiziktirmek de hoşuma gidiyor.

7 yorum:

yeşim dedi ki...

canım harika bir yazı olmuş ya süper anatmışsın bizim minik uzaylıları. Ben seviyorum senin bu modda yazdığın yazıları:))

dağlar kızı dedi ki...

Valla süper bir yazı olmuş gerçekten, çok beğendim. Bizim bücürleri müthiş anlatmışsın. Budur işte... Özellikle babalara okutmak gerek sanırım. Hani ağlamalar bize gıcıklığına değil valla demek için:)

elif ada dedi ki...

Saygiyla egiliyorum bu muhtesem dusgunun onunde. Bu isimleri nasıl buldun?
Ela, bak annen senin icin uzayi bile fethetti bebisim

Eko Anne dedi ki...

Baska konuları bilmem ama uydurma konusunda başarılıyımdır Umur.. Tabii ki uydurdum:)

Güzel yorumlarınız için teşekkürler arkadaşlar.

suinci dedi ki...

hiç atlamadan okudum çooook hoş bi anlatım olmuş.bakış açısı süppeer...

Limonlu Turta dedi ki...

Esracığım,
Bunu arkası yarın tadında devam ettirmen için seni hararetle destekliyorum:)) Biliyorum ki, yazdıkça ve yazdıkça minik öykülere dönüşebilir satırların.
Sevgiler,
ç.

Irmakbebek dedi ki...

çok doğru ifade etmişsin,bayıldım:)