14 Haziran 2012 Perşembe

Yaşasın TATİL !!!



Evet tatildeyim. Bu sene çok çalıştım ve tatili hakettim değil mi? Biz öyle düşündük. Ve yazın işler yoğun diye erkenden bir tatil yapalım dedik. Kızları alıp Antalya'ya getirecektim sonra da kocayla 4 günlük bir kaçamak yapıp yurtdışına gidecektik. Ve Antalya'da çok dinlenecektim. Kızlarla deniz girip yorgunluğumu hafifletecek, iyi vakit geçirecektim. Tabii henüz tatilin Antalya tarafındayız ama çocuklarla tatilin bize yapabileceği her türlü sürprizle karşılaştık diyebilirim.

Geldiğimiz ilk iki gün herşey fena değildi. Denize girdik, çıktık keyifliydik ama ben biryandan da kalan küçük işlerimi bitirmeye çalışıyordum ki rahat edeyim. 2 gün sonra bir akşam dedim ki bu gece şu işi bitireyim artık rahat ederim. Hızla çalışıyorum. Önce saatler gece yarısını gösterdiğinde Ela hanımın ateşi çıktı. Annem hemen müdahale etti. 1 saat sonra ateşi düşürmüştük ama kendisi hortlamış aramızda dolaşıyordu. Ben biryandan çalışıyor bir yandan da ikna etmeye çalışıyordum ki Ece hanım ağlamaya başladı. Bir baktık onun da ateşi çıkmış. Hem de ne çıkmak. Hemen odayı serinlettik, onu soyduk. Müdahale ettik, ikisini birden ateşleri düşürüp yatırmamız saat 2.30'u bulmuştu. Ben 1 saat daha çalışıp yattım sonra bir saat uyuyup Ela'nın ateşlenmesi üzerine kalktım. Ela'ya müdahale edip yatırırken Ece'nin de ateşi çıktı. Böylece uyumalar ve uyanmalarla o gün boyunca ikisinin de 2-2.30 saatte bir ateşi çıktı ve birer saat arayla. Artık annemle ikimizin nasıl bir zombiye dönüştüğümüzü düşünebilirsiniz. Özellikle anne olanlarınız. Arada da yemek yedirmeye çalışma, aralarında çıkan arızaları önleme ve çocukları uyanık olduğu zamanlarda nasıl oyalayacağımızı düşünme ile nerdeyse hiç oturmadık diyebilirim. Doktora da götürdük arada ve kocaman bir boğaz ve kulak enfeksiyonu ile karşı karşıya olduğumuzu anladık. O günün sonunda ateşler arasındaki saat farkı 4 saate çıkmıştı.









Akşam onları yatırırken belki 4'er saat uyuruz diye biz de annemle çocukları paylaşıp yattık. Annem doğru çocuğu seçmiş çünkü neyseki Ela o gece bir kere ateşi çıkarak anneme uykusunu uyuttu. Fakat ben yarım saatte bir uyanıp ağlayan bir çocukla sabahı ettim. 2 kere ateşi çıktı ama boğazındaki ağrı yüzünden sürekli uyanıp bir de üstüme çıkıp öyle uykuya daldı. Sabah olduğunda Ece dünkünden de kötüydü çünkü bu sefer de kolları ve bacaklarında içi su dolu lezyonlar çıkmıştı. Ve Ece bana tam anlamıyla yapıştı. Öyleki mutlaka kucağımda olacak ve ben ona sarılıcam. Hem de bir elimi başka birşeye uzatmamı bile kaldıramıyor. Mutlaka iki elimle birden ona sarılıcam. Nerdeyse tüm öğleden sonrayı da böyle geçirdikten sonra akşamüstü kontrole gittik ve tahmin ettiğimiz üzere bir su çiçeği durumu ile karşı karşıya olduğumuzu anladık. Zaten ondan sonra lezyonlar da hızla arttı ve bademciklerinin bile üstünde lezyon olduğundan az birşey yemesi hiçbirşey yememesine dönüştü. Bugünü de çok zor geçirdikten sonra yataklarına yatırdık. Bakalım bizi yarın ve sonraki günler neler bekliyor. Nasıl tatilim harika değil mi? Kıskandınız değil mi? Antalya, deniz güneş oh mis mis.








Not: Fotoğraflar eğlendiğimiz başka bir günden.

4 yorum:

Itır dedi ki...

ayyy dırdır postumu geri alıyoruum!
peki bu mevsimde nasıl oluyormuş suçiçeği? aşısı var mı peki?

Eko Anne dedi ki...

Valla mevsimsel degil ki. bulasıcı hastalık. aşısı da vardı ama oldu işte.

Benden Bizden dedi ki...

Amanın çok geçmiş olsun. Nazar mı değdi, birinin ahını mı aldınız nedir? Umarım bu hastalıklar geçer ve tatilin devamı tatil tadında geçer.

Ilknur Olmez dedi ki...

ayy kıyamam yaa, çok geçmiş olsun.Umarım kötü başlayan tatil iyi biter :)