14 Temmuz 2011 Perşembe

Tahmin Et !!!

Tahmin edin bakalım?

...

Bir kitap yazıyorum. Gerçek sayfaları olan!

Bir sayfa, bir sayfa daha, bir sayfa daha. Yani 3 sayfa yazdım ama 288 sayfa sonra kitap bitmiş olacak.

Sayfalarda çizimler de olacak. Ve sözcükler. Ya hatta sayfa numaraları bile olabilir. Vay bak bu güzel fikir. Belki de sayfalar üç boyutlu olur ya da aerodinamik falan yapabilirim. Bilmiyorum şimdilik. Henüz nasıl hay tek elemanlar olacak karar vermedim. Seçmesi zor.

Neyse, bunu baya zamandır yapmak istiyordum ama artık çıtlatabilirim, çünkü kararım karar!

Touchstone kitabımı 2012 sonbaharında, yayınlayacak. Çok uzun zamanmış gibi görünüyor ama sadece iki prematüre bebeğin anne karnındaki süresi kadar vakit var. Ve eğer zamanda yolculuk yapabiliyorsanız, ne zaman isterseniz o zaman olur. Hatta gidip bir bakın!

Eğer zaman yolculuğu yapmıyorsanız, işte kitabın ne zaman çıkacağına dair bazı zaman karşılaştırmaları:

Kitabımın çıkacağı zamana kadar olan zaman:
* İki prematüre bebeğin veya üç çok prematüre bebeğin anne karnındaki süresi kadar.
* Bir denizyıldızının ergenliğe ulaştığı süre kadar.
* Hırzlık için hapiste geçirilecek süre kadar.
* Bir kutu konservenin raf ömrü kadar.
* Bir patatesin raf ömrünün 3 katı kadar. Hatta eğer patates yetiştiriyorsanız veya patates yetiştiren birini tanıyorsanız bugün patatesi toprakdan çekseniz kitabımın ne zaman çıkacağını takip edebilirsiniz. Garip görünmeye başladığında onu kaldırıp taze bir patates koyun ve bunu 3 patates garip görünene kadar devam ettirin.
* 16 cm sakal uzatana kadar.
* 18558 kere Ebru Şallı ile pilates dvd'si tekrar edene kadar.
* 400 kilo eti sindirene kadar.

Yani aslında çok uzun zaman yok. Bu arada da size yine süper zaman tanımlarımla açıklamalarda bulunurum.

Kitap tamamen yeni bir materyalden oluşucak. Konusu belli. Yol üstünde çok değişmezse. Şimdi sırada kurgusu var. Başlamak için iklimin benim yaşayabileceğim yaşam enerjimi çekmeyen seviyede serin olmasını bekliyorum.

13 Temmuz 2011 Çarşamba

Meşgul Çalıyorum

Bu hafta çok yoğundum. O kadar meşgulumki poposu mavi sinek gibi koşturup duruyorum, birşeyleri yapmaya çalışıyorum sonra o şeyleri yapmıyorum çünkü sonra yapmam gereken daha önemli başka birşey olduğunu hatırlıyorum ve hangisini önce yapsam diye kafam karışıyor, böylece her ikisini de yapmıyorum, sonra kendimi kahve içerken buluyorum sonra kalkıyorum 15 TANE ŞEYİ BİRARADA YAPIYORUM ve bunları yaparken kendi kendimi cesaretlendiriyorum, sonra birden 2 saat sonra bir köşeye çökmüş kalmış olarak buluyorum kendimi. Bir an önce ciddi bir kafein almalıyım.

Neyse işte bu kadar yoğunum. Dolapda yapmak için beklettiğim bir yemeği yapıp yiyecek vakti bile bulamıyorum. Yazmam gereken 3 çeşit yazı var. Başlamak istediğim bir kitap var. Ela'nın kreşine yetiştirilecek şeyler var. Şu sıra inanılmaz meşgul çalıyorum, ben bile şaşkınım bu duruma. Kafamda planlarım var, hepsi Eylül ayını bekliyor. Kendimi toparlamam ve işlerimi yoluna sokmam şart.

10 Temmuz 2011 Pazar

Ela 3 Yaşında !!!








Bir tanecik Ela'm

3 muhteşem, kaotik, eğlenceli sevgi ile dolu yıl. Geçirdik beraber. Gerçi bizim senle beraberliğimiz 3.5 yılı geçti ama dünya üzerindeki yıllarını sayıyoruz canım benim.

Bu geçtiğimiz sene inanılmaz değiştin. 2. doğum gününde çekilen fotolarına bakıyorum da ne kadar bebeklikten çocukluğa geçiş yapmışsın görüyorum ve nefesim kesiliyor. Küçücük suratın, hala bebeksi ifadenle çok minikmişsin. Ama şimdi bacakların uzadı parmakların ayakların çocuk oldu ve küçük suratın stilize edilmiş saç kesiminle ifadelendi. Gerçek bir süpermodel gibisin çünkü ne giysen yakışıyor. Çok güzelsin. Belki herkese öyle gelmiyordur. Ama bana çok güzelsin. Bana en güzelsin.

Şaka yapmıyorum şu sıra nerdeyse hiçbirşey yemiyorsun. Fakat bazen bizi evin dışında yiyorsun. Her allahın günü aynı öğle yemeğini soruyorsun ''kaşarlı tost''. Sadece bunu yemek istiyorsun. Yanına da çeri domates katık yapıyorsun. Tabii pilav, pizza, dondurma gibi şeyleri de çok seviyorsun da ben gıcık bir anneyim. Daha sağlıklı beslen diye bunları da kısıtlı veriyorum.

Bu sene sonunda okula başlıyorsun. Evdeki herkes bu konuda çok heyecanlı. Sen sürekli neler yapıcağını anlattırıyorsun. Biz de babanla nasıl başlıyacağız, nasıl gidicek çok merak içindeyiz. Umarım rahat adapte olursun. Normalde bize bağlı ama çok bağımlı değilsin. Bir yerde oyun yerlerine seni bıraktığımda hiç arkamdan ağladığın beni aradığın olmadı. Hep oyun varsa herşeyi unuttun ama uzun süreli ve ciddi birşey olunca ne yapıcaksın gerçekten bilmiyorum.


Ece'yi kesininlikle seviyorsun bunu görebiliyoruz. Ona sarılmak ve onunla oynamak istiyorsun. Aynı zamanda üstüne yatmayı, elinden oyuncakları almayı ve en sevdiğin oyuncak bebeğine çok yakınsa onu itmeyi de seviyorsun. Fakat genel olarak ona karşı çok tatlısın. Kısa zaman dilimlerinde onunla oynamayı da başarıyorsun. Herşeyin nedenini merak ediyorsun. Sürekli de soruyorsun.

Çok atletik bir yapın var. Demek istediğim tırmanmak, atlamak, jimnastik türü şeylere doğan bir yeteneğin var. Sürekli aksiyon içinde olmak istiyorsun. Elimden geldiğince seni aksiyonda tutmaya çalışıyorum.

Henüz harflerle ilgili bir bilgin yok. Ama 30'a kadar falan güzelce sayıyorsun. Kitaplara bayılıyorsun. Hemen her akşam kitap okutuyorsun ayrıca artık başka kitapları da alıp kendin uyduruyorsun. Resimlere tek başına bakmayı çok seviyorsun ve çok anlıyormuş gibi ''Hmm bi bakalım'' diyorsun. Okulu çok merak ediyorsun ve sen de ''Ulan bunlar habire okul diyorlar bi bok yok ortada'' diyorsundur. Yardım etmeye bayılıyorsun. Baban evde birşeyler yaparken ona, yemek yaparken bize mutlaka gelip karışıyorsun.

Şu an dünyada senin için en favori şey ''İş makineleri''. Bir kitapda beraber baktıktan sonra ortamda o kadar çok kepçe, kazıcı, ekskavatör falan gördün ki sürekli onları tekrarlıyorsun. Senin yaşında kaç çocuk iş makinelerini bu kadar biliyor bilmiyorum. Biz onlarla yatıp kalkıyoruz. Birçok kızın favorisi prenseslerde de hiç bezin yok.

Seni küçük bir kıza dönüşürken izlemek çok zevkliydi. Çok net konuşuyorsun, detaylı hikayeler anlatıyorsun. Hayali arkadaşların ve hayvanlarınla oyunlar oynuyorsun. İnanılmaz bir hafızan var benim unuttuğum şeylerle ilgili detayları bana hatırlatıyorsun. Çok esprili ve komik bir çocuksun. Babanı geçen gün havuzdan ''çişim var'' diye çıkarmış sonra da ''kandırdım'' diye dalga geçmişsin. Acaba bu espri anlayışını kimden aldın ki? Çok da merhametli bir küçük kızsın., başka birisinin canını yaktığında veya birisi üzgünse üzülüyorsun. Başını sıkça belaya sokuyorsun ama sevimliliğinle yırtıyorsun. Ece ile ilgili karışık duygular içinde olsan da onu koruyorsun ve yardım ediyorsun. Altını değiştireceğimizde bezini getiriyorsun. Küçük birşey ağzına almaya çalıştığında engelliyorsun. Ece uyanıp ağladığında ilk sen duyarsan ''Anne koş Ece ağlıyor. Onu alalım'' diyorsun. Gerçek bir ablaya dönüşüyorsun tatlım.

Duygularını çok derin yaşıyorsun. Tepkilerini çok net veriyorsun. Sanırım ilerde de dışa dönük bir çocuk olacaksın. Arkadaşlarını o kadar seviyorsun ki hayali olarak yanında taşıyorsun. Bir de bu sene bisiklete binmeyi öğrendin ve gerçekten çok güzel biniyorsun.

Biliyorum önümüzdeki sene de bu sene gibi harika olacak. Daha büyük, daha güçlü ve daha hızlı olacaksın. Üstelik okula gidip artık kimbilir bizden bağımsız neler öğrenip hergün dünyamızı şaşırtacaksın. Ne yaparsan yap sen hep benim küçük kızım olacaksın. Gülüp, kalbimi eriteceksin ve kollarını boynuma dolayıp bana sarıldığında yine dünyanın en güzel duygularını hissettireceksin. Artık tam 3 sene önce seni kollarıma aldığımdaki karışık duygular yok. Artık senin annen olmak ne demek biliyorum ve seni çok seviyorum bir tanem. Senle 3.5 sene önce karnımda başlayan beraberliğimiz çok uzun devam etsin ve yanında daha baya bir süre kalayım canım. Doğum günün kutlu olsun.

Not: Fotoğraflar yüzünden alıcı ayarlarınızla oynamayın. Bu bizim her zamanki halimiz. Günlük boğuşmalarımızdan. Aile cıvıklığına dahil olan kişi ise kendisi de az manyak olmayan kuzenim Ayça.

9 Temmuz 2011 Cumartesi

66.6

Üstteki sayı bugün itibari ile kilom. Wow bu işi gerçekten ciddiye alıyorum ben. Tam 4 yıldır görmediğim bir kilo bu. Bugün itibari ile taaaaam 5 kilo verdim. Ne kadar zamanda mı? 1.5 ayda. İlk hedefim buydu. Şimdi bir sonraki hedefim bir 5 daha vermek. Bu yazın sonunda beni bikini giyebilir durumda görüceksiniz. Haaa giymiycem o ayrı ama giyebileceğini bilmek insana yeter.

Uzun zamandır olmadığım kadar iyi bir ruh hali içindeyim. Tekrar eski halime dönebilme ihtimalimin bana verdiği umut, beni acaip mutlu ediyor. Üstelik kendimi daha sağlıklı, daha hareketli ve tabii ki daha güzel de hissediyorum.

Yarın kızımın doğum günü, 3 yaşına giriyor. Öbür kızım yürümek üzere ve dünya tatlısı. Önümü açık hissediyorum. Artık yavaşdan çalışmaya başlayabilirim. Bu sene kayıplar ve çeşitli hastalıklar yaşıyoruz ama bir o kadar da güzel bir ruh hali içerisine de girmiş durumdayım. Hayat hepsinin biraraya gelmesi işte.

Son olarak Ece'yi kucağıma aldığımda Ela biraz ağlar, onu da kucağıma almamı ister, mızıtırdı. Şimdi de Ela'yı kucağıma aldığımda Ece ağlayıp kucağıma gelmeye çalışıyor çekiştiriyor. Bir yandan ne yapacağımı bilemiyorum bir yandan da ''Allahım mutluluk bu işte'' diyorum.

Not:Günde 2 tane buz emerseniz fazladan 30 kalori yakarsınız, haberiniz olsun:)

7 Temmuz 2011 Perşembe

Acaip Aktive Olduk


Biz geçtiğimiz kışı nerdeyse evde geçirdik. Evde küçük bir bebek ve çok soğuklar olunca çok fazla evde vakit geçirdik. Ama havalar ısınıp ne zaman kendimizi Antalya'ya attık. Amanın tutmayın bizi. Antalya'da sürekli dışardaydık. Sonunda ben sıcağa, coca da çocukların hasretine dayanamayınca çoluk çombalak evimize döndük. Allahım her sene mi söyliycem bunu bilmiyorum ama. Böyle insanlar ''ay havalar ısınamadı da, biraz sıcak olsa da, hala yorganla yatıyoruz'' dedikçe içimden habire dua ediyorum ısınmasın diye. Susayım, bayramlık ağzımı açmayayım, hanfendi çizgimden çıkmayayım dedim ama bu böyle olmaz. Napıcaz sıcağı kardeşim şu 20'li hava sıcaklıkları harika. İşte nankör insanoğlu olmasın. Bu amanda hava ısınsın diyen insanlar, aha da şuraya yazıyorum hava bi ısınsın da 35'i bulsun ''Aman da çok sıcak, çok bunalıyoruz'' demezse ne olayım. Geçen sene de böyle konuştular sonra gitti Ağustos'da rüzgar avına çıktık. Bir ay 40 derece yaptı. Aman ben ne diyorum ya ne kadar uzattım abicim.

Neyse evimize döndük dedim ya. Bayadır da yazamıyorum dimi. Öyle yazacak birşey bulamamakdan değil kardeşim. Bir dakika totomuzu yere koymuyoruz. Bir kere bütün Ela hanımla burun buruna uğraşmak durumundayım, üstelik Ece de artık ayakda ve sürekli peşimizde olduğu için habire aksiyondayız. Onun dışında sürekli de geziyoruz. Parklar, bahçeler, mangallar, arkadaşlar derken gerçekten akşam yorgunluktan da bayılıp kalıyorum.


Ben herkes gibi olmadığıma artık eminim. Baya bir arkadaşım '' Napıyorsun evde çocuklarla bunalmıyor musun. Ben yapamıyorum sıkılıyorum'' falan gibi şeyler söylüyor. Gerçekten kimseyi inandıramıyorum ama bu zorla yapılmaz. Ben gerçekten sıkılmıyorum. Bir kere evde oturduğumuz falan yok, bir de seviyorum ben çocuklarımla olmayı. Ben onlara bakmıyorum gerçekten onlarla vakit geçiriyorum. Parkda beraber koşarak da eğleniyorum. Alıyorum ikisini yanıma, resmen boğuşuyoruz şu sıra. Nasıl olsa bu günler geçicek bana artık bu kadar ihtiyaç olmadıkları vakitler gelicek. O zaman ben de işime gücüme bakarım. Ela nerdeyse o döneme geldi. Artık Eylül'den itibaren okula gidicek. Neyse diyeceğim o ki. Bu ara zamansızlıkdan yazamıyorum. Yakında burayı yavaş yavaş çocuklara bırakıp kendi yazılarım için bir yer daha açacağım. Aklımda planlar var, çok heyecanlı ama öncelik Ela'nın. Onu artık paketleyip okula gönderelim, biraz daha bana alan açılsın bakıcaz artık.

Biz buralardayız. Bir süre daha da böyle devam edicek.

2 Temmuz 2011 Cumartesi

Çok Şükür Annem ve Babam Moron


Misafir yazar Ela tarafından kaleme alındı.

İşte size 3 yaşına yaklaştığım şu günlerde neler için şükrettiğimin listesi şekerler:

1. Çorap çekmecemin arkasına sakladığım biraz çiğnenmiş sakızlarımı annemin henüz bulamadığına şükrediyorum.

2. Annemle babamın günün sonunda zilyon isteğimden hangisine ''Evet'' hangisine ''Hayır'' dediklerini hatırlayamayacak kadar bitkin olmalarına şükrediyorum. Bazen onları o kadar yoruyorum ki birbirleri ile diyalog kuramayacak kadar bitkin oluyorlar. Böylece ben ne istiyorsam alıyorum.

3. Büyükanne ve büyükbabalarımın transyağlar, kurşun bazlı boya veya hatta araba güvenliği konusunda pek birşey bilmemelerine şükrediyorum.

4. Kendi yaşıtlarımla tuvalet hakkında konuşabildiğim zamanları çok seviyorum.

5. Annemin gözlerinin gittikçe bozulmasına şükrediyorum. Böylece DVD menüsünde bir bölüm yerine tüm bölümleri seçebiliyor ve bana da daha fazla Caillou izleyebilme imkanı tanıyor.

6. Oyuncak bebeklerimin odama kusmayı bıraktığına şükrediyorum (yazık onlara hastalardı).

7. Artık daha güçlü olduğum ve istediğim sandalyeyi istediğim yere sürüklediğim için benden hiçbirşey saklayamadıklarına şükrediyorum. Herşeyi bulurum.

8. Ve son olarak, anne ve babam için şükrediyorum çünkü onların vasat ebeveynlik yetenekleri olmasaydı yaptığım hayvanlıkların yarısını bile yapamazdım. Teşekkürler Anne ve Baba!

1 Temmuz 2011 Cuma

Hint Horozu Kadar Kilo Verdim.

Hayır henüz bir Ece kadar kilo veremedim. Bir Ela kadar kilo vermem gerekse de yarısını bile veremedim ama sonunda bir Hint horozu kadar kilo verdim. Yıllardır savaş verdiğim kiloların bana eziyetinden kurtulmak kararı ile yeni bir şeye başladım. Şey diyorum çünkü bir adı yok. Yağsız ve karbonhidratsız bir beslenme türü bu. Ve bana sonunda bir Hint Horozu kadar kilo verdirdi. Böylece küçük bir lama kadar olan kilom sonunda büyük bir Norduz keçisi kıvamına düştü. Vee tam 4 senedir görmediğim kilolara gerilemeyi başardım. Sanmayın ki Selvi Boyle'um (Susan Boyle'un kardeşi) gibi oldum ama artık obez değilim. Artık sadece sıradan bir şişmanım. Vee hedefim bir yayın balığı kadar olmak. Bunun için de yaklaşık bir Ela kadar daha kilo vermem şart.

Aktivasyonu artırdım. Nasıl artırdım. Hiç oturmuyorum. Habire ayaktayım. Ya birine birşey yapıyorum ya öbürüne. Ya da dışardayım. Akşam da yazıktırıp, çiziktiriyorum. Oyalanınca insan daha az yiyor zaten. Sayın izleyici ben bu yola bu sefer baş koydum. Kot pantolonumun kemerini bir delik küçülttüm bile.. Şu hepsini veriim sonra sırlarımı da anlatıcam. Şimdilik bir sır falan yok. Ne diycem 4 senede 4 kilo verdiren diyet mi.. Adama gülerler valla.