22 Ekim 2010 Cuma

Dozaj Filesi

* Zaman çok kıymetli benim için. Daha da hızlandı. Eğer Ela evde yoksa (anneannesinde veya bababaanesinde, babasıyla dışarda veya Eliso'nun peşinde tüm manyaklıklarını bu insanlara yapıyorsa), Ece de uyuduysa benim için zaman hızlanıyor. Tuvalete bile gitmek zaman kaybı. Ama idrar yolları sistemim bana gıcık oluyor olacak, son gaz çalışıyor habire su içip tuvalete gitme döngüsündeyim. Hangi su ile süt yapıyorum inanılmaz. Bu zamanda napıcağımı bilemiyorum, gözümden uykunun feri aktığı halde acaba izlemediğim hangi diziyi izlesem (cocanın 8 dizi falan gerisindeyim), internetin başına geçip yazı mı yazsam, okumak istediklerimi mi okusam, maillerime cevap mı yazsam, kitap mı okusam (gerçi emzirirken kitap okuyabiliyorum). Bünyem şaşırıyor, sonunda herbirinden yarım yarım birşeyler yapıp bu süperleme vakti tamamlıyorum.

* Hönkürmek istiyorum. Coca'nın işlerinin yoğunlaşması ile, bana da iş gelmesi ve yardımcı kadının melmeketine gitmesi (bu da yetmezmiş gibi doğru durmamış ihtiyar anası öğrünü böğrünü kırmış dönecek mi belli bile değil), üstüne bir de dikiş yerimin enfeksiyon kapması ve çocuklara bakmak bir yere dursun benim bakıma ihtiyacımın olması, Ela'yı babaannesi oyalar diye düşünürken hem kayınannemin hem kayınbabamın hastane işlerinin ufukta vücud bulması aynı zamana denk geldiler. Allah annemden razı olsun kadın 5'i biryerde hepimize birden nasıl bakıcak kolu bacağı tutmuyorken bilemiyorum. Doktorlardan ricam tıp gelişti anamı biyonik kadın yapın.

* Yarın Ela'yı MyGym'e deneme dersine götürüp kendisiylen "Ela Mygym Pusu"'yu çekicez. Bu seneki maceralarımız bakalım nasıl vuku bulacak. Zira kendisi geçen seneki gibi yürüyen bir ceylan değil. Bu sene 15 kaplan gücünde bir fantom. Şu sıra kendisinden 2 yaş büyük çocukları bile ağlatacak kapasitede itiş ve kakış gücüne sahip hiç susmayan ve bunun yanında "onla konuşma, bunla konuşma sadece benle konuş" diye sizin etrafınızdakilerle tüm iletişim yollarınızı da kapattıran bir organizma.

* Dexter izlemek caiz midir? Orucumuzu, abdestimizi bozar mı? Lost'un bizleri hayalkırıklığına uğratan bitişinden sonra artık mistikoğlu dizileri favori listemde 1 numaraya oturtmamaya karar kıldım. Ne o öyle 6 sene seyret, bel bağla öff hayatımın şokunu yaşatacak bana diye um dur. Ne olduğu bile anlaşılmaz, seyirciyi kafa karıştırmak suretiyle (kimse birbirine salak görünme riskini göze alıp ne demek diye soramaz) oyalayan bir sonla bitir. J.J. Abrams, Alias, Lost ve o ne idüğü belirsiz canavar filminden sonra seni sildim haberin olsun. Ha ne diyordum, bu seneki favorim Dexter'dır kardeş. Konu belli, baş rolde kan var ama abicim bu kadar mı heyecanlı işlenir. Başrolde de çok afilli bir abi oynuyor. Ailecek hastasıyız kendisinin (yalan). Ben ki kana bakmaya dayanamam, cocam bile "hayret sen bu diziyi nasıl seyrediyorsun" diyor. Şimdi "ulan bu kadın yıllardır vampirdi, kandı filmlere gitmezken beni mi yiyordu" diye düşünüyor olabülü. Belki de ben değiştim sayın zarif kocam. Belki kan artık ilgimi çekiyor. Anneliğin getirdiği birşey belki, çişe, kakaya, sümüğe, kusmuğa bakmaktan miden herşeyi kaldırır oluyor. Masumluğumu kaybettim herhalde. Of Dexter, bence uzun yıllar izleyelim seni.

* Türk dizilerinde neden herkes konakta, yalıda oturuyor anlamıyorum. Normal apartıman dairesinde oturan aile yokmu bizim ülkemizde. İstanbul'un yalılarını pazarlamak için yeni bir yöntemmi ki.

* Cocam, Ece doğduğundan beri evde çeşitli yaş, ebat ve kaprislerde 5 dişi insanla birlikte yaşıyor. Herkesin arazı da başka. Birisi yenidoğan bunalımında ara sıra ne olduğunu anlayamıyoruz ağlıyo, 2 yaş civarı olan zaten ilk ergenliğini yaşıyor en kaprislisi o, bir tanesi lohusa, ameliyatta aldığı anestezi ile beyin hücrelerinin bir kısmını daha kaybetmiş olmanın etkisiyle hem salak hem de neyle hangi duygusal tepkimeye gireceği belli değil, bir tanesi kendi yapmak istediği işin sıralamasını bozup araya iş sokarsan arızaya bağlayıp surat yapıyor (sanki patron o), biri de zaten dengesiz bir ruh yapısına sahip olduğundan ne zaman ne yapıcağı belli değil. Cocamın doğum sonrası depresyonuna girmesinden ölesiye korkuyorum:) Arasıra Ela'yı alıp babaannesine götürmesinden bizi böl ve yoket sistemiyle alaşağı etme planı olduğunu anlamalıydım zira.

* Bizim yardımcı bağyan Eliso bir manyak. Sovyetler dağılıp bunlar parça pinçik olunca savaşlarla yaşadığı çok belli. Bugün farkettim evdeki erzak yarıya inince bitiyor deyip listemize yazıyor. Mesela tuvalet kağıdı daha 8 tane varken bitti listesine tuvalet kağıdı yazıyor. Deterjan daha yarım kutu varken bitti diyor. Dolapda hiçbirşey kalmadı diyor, baya birşey oluyor. Savaş kıtlığı bu kadını baya bi etkilemiş sanırım, herşeyimiz bitecek bir daha alamıycaz sanıyor. Bir de çok düzenli, çok temiz ama eşyaları her seferinde başka yerlere koyuyor, kafam zaten 500'dü 1000 oldu sayesinde. Sürekli birşeyleri hatırlamaya çalışıyorum.

* Annem de ayrı bir manyak. (Böyle dediğimi duysa "Aferin kızım, anneye manyak de" derdi) Doktor gözüne dayanabileceğin sıcaklıkda suyla pansuman yap demiş. Yaktı gözünü demin gözümün önünde.

* Rejim ve spor iyi gidiyor. (Yalan) Ece'nin hamileliğinden üstümde hiç kilo kalmamasından kelli kendime güvenim gereksizce oldu sanırım. Fit Anne olarak 3 haftada başarılı bir şekilde 489 gr verebildim:) Resmen süzüldüm diyebilirim. Ebru Şallı ile silüetimiz yine birbirinin aynı. Bu kadın neden benimle yarışıyor anlamış değilim.

* Tam 2 saattir bilgisayarın başındayım çalışmak için. Yemin ederim kaytarıyorum. Yazı yazıyorum, sağa sola bakıyorum. Sanki işyerinde kaytarıyorum. Salak 2 tane velet var. Yarın büyük eve dönünce, küçük de ağlayınca görürsün sen çalışmayı. .ıçını kır otur çalış da para kazan dimi. Malım ben mal.

5 yorum:

Pratik Anne dedi ki...

Oldum kizim oldum gulmekten. Hangi birine ne laf diyeyim.
1. Sizin Eliso = Benim annem. Savas da gormemis ama derdi ne bilemeycem
2. Allahtan tek hayirli huyum varsa o da hic dizi seyretmemek. Ne US mali ne de Turk!!!
3. Bak calismam gerektigi halde blog okuyup yorum yaziyorum ama bu yaziya deger.

Limonlu Turta dedi ki...

Koparttın beni yine:)
1. Ben Eliso'ya da manyak anneye de razıyım, yeter ki yanımda olsun.
2. Dexter'ı ruhum kaldırmıyor, iç çatışmaları filan iyi de bir taraftan da bir seri katili gayet normalmiş gibi gösterip meşrulaştırıyormuş gibi geliyor bana. Biz Fringe takıldık ama devamı yok namussuzun.
3. Ben kronik faranjtim yüzünden konuşamıyorum. O yüzden bu gece kendimi yazmaya verdim (bkz. blogum, nihayet!)
Şu kreş öksürükleri ve sümükleri bir bitsin bir de tabii ben tekrar konuşabilir duruma geleyim, ilk aktivitemiz size gelmek olacak.
Öperim,
ç.

Benden Bizden dedi ki...

Esra, yazdiklarinin buyuk kismi bizim ev icin de gecerli :) Tuvalet ve elektrik konularinda birebir aynisini yasiyorum! Benim anne de savas yillarindan sonra sizin Eliso gibi olmus anlasilan, ben de niye boyle benim annem diyordum :P
Dexter izlemesi cok keyifli dizilerden. Her bolum hem bagimsiz hem de buyuk hikayenin devami gibi. Kan sevmezdim ben de ama Dexter izletiyor kendini. Finale cok sasiracaksin :PP
Bizim bebisler ele avuca gelmeye baslasa da gorussek, kaynassak, sut kardes yapsak bunlari :)

Benden Bizden dedi ki...

Esra, yazdiklarinin buyuk kismi bizim ev icin de gecerli :) Tuvalet ve elektrik konularinda birebir aynisini yasiyorum! Benim anne de savas yillarindan sonra sizin Eliso gibi olmus anlasilan, ben de niye boyle benim annem diyordum :P
Dexter izlemesi cok keyifli dizilerden. Her bolum hem bagimsiz hem de buyuk hikayenin devami gibi. Kan sevmezdim ben de ama Dexter izletiyor kendini. Finale cok sasiracaksin :PP
Bizim bebisler ele avuca gelmeye baslasa da gorussek, kaynassak, sut kardes yapsak bunlari :)

DağlarKızı dedi ki...

Aradan yıllar geçmiş sen bu yazıyı yazalı. Sabah sabah öyle amaçsız dolaşırken bloglarda buldum. İşyerinde koptum tabii:) Bin yaşla e mi? sevgiler...