10 Şubat 2011 Perşembe

Golden Globe

Dün akşam oturdum ''Golden Globes'''u izledim. Çok oldu o biteli demeyin, ancak vakit bulabildim. Kafam boşalsın diye izledim yani. Neyse Ricky Gervais'in ''Golden Globes'' monologuna şahit olmaktan ne kadar mutlu olduğumu anlatamam. Çok komikti, evet, en komiği ise Hollywood'un öfkeli reaksiyonuydu. Beni çok eğlendirdi gerçekten, hem kim bir grup ayrıcalıklı insanın mütemadiyen kendilerini ve birbirlerini kutlamasını, pohpohlamasını ve ödüllendirmesini görmek istemez ki? Bütün dünyaya da cici bici giyinip sükse yaparak ve Amerika'nın her türlü özel gününü, özel tarihini, bayrağını, donunu, ıvırını zıvırını provoke ederek milyonlar kazanarak seyrettiriyorlar. Kim orda olmak istemez. Neyse konuşma ne kadar rahatsız edici ve kaba olduysa ben o kadar çok hoşlandım. Şimdi burda dürüst olalım, eğer Ricky Gervais'i bir kırmızı halı öpme ödüller şovunda sunmak için işe alıyorsan, evcil ve eski okul şakalarından yapmasını, ..... öpmesini veya müzik yapmasını bekleyemezsin. Ricky Gervais'i canlı gördünüz mü? Şimdi o da kim diyenleriniz de vardır, aslında hiç önemli değil. Siz dinleyin. Eğer o muameleyi yani şaka veya müzikal gibi yağcı muameleyi görmek istiyorsan Billy Crystal'i getirceksin. Bunun yanında bu komedi sürerken ben relatif olarak evcil olduğunu bile düşündüm. Tarzını biraz yumuşattı. Artı Alec Baldwin amca o kadar acaip güldü ki kendi üstüne işeyecekmiş gibi görünüyordu. Micheal Jackson'ın klibindeki gibi eli sürekli kayıyordu. Bizim ülkenin erkekleri de yapar öyle, çekiştirirler donlarını üstten, sanki etrafda kimse yokmuş gibi. Korkunç.

Eğer Hollywood'un gelişigüzel şekilde hakaretle kavrulmasını istiyorsanız, South Park çocuklarının sunmasını sağlayın. Ricky'nin tekrar dönmesi için yalvarırsınız.

Gerçekten, bu ödül törenlerinin izleyenler için daha katlanılabilir olmasını istiyorlarsa yeni kategoriler yaratmaları gerekir. Mesela ''en fazla abartılmış aktör'' veya “en kendini beğenmiş yönetmen” ve ''dünyada bu kadar aç varken boşa sarfedilen en büyük milyon dolar'' ödülleri. Muhtemelen ''estetikle en gelişmiş bölge'' ödülü veya ''en abartılmış insan'' ödülü de koyabilirler. Ki bu sonuncu kesinlikle Tom Cruise'a verilebilir. İşte o ödül törenini izleyebilirim.

9 Şubat 2011 Çarşamba

Ela'nın Masalı

Bugün Ela bana bir masal anlattı başı şöyle başlıyor.
Evvel zaman içinde
Kalbuy zaman içinde
Pireler zaman içinde
tereler zaman içinde.

Bir küçücük aslan varmış.. Bir de annesi aslan varmış, bir de babası aslan varmış, bir de Ekası aslan varmış. ................

Herhalde her evde bir Eka var sanıyor..

Yine bugünden
Ela: Eka benim balığım nerde?
Eka: Bilmiyorum Ela'cım, babana sormalısın.
Ela: Alala, ayakları da yokki nereye gitti.
Not: Eka bakıcımızın adı.

Sütüphane

* Yaw yazıcak çok şey var sürekli aklımda birşeyler dolaşıyor ama zaman bulamıyorum hepsi geçip gidiyor. Tam bir sütüphane oldum. Ece'nin süt ihtiyacı çok arttığından benim sütüm tekrar artsın diye Ece emmeyi bitirince dibini Ela'ya emziriyorum. Canım çıkıyor bebelere süt yapıcam diye. Geliiin sütüphane burdaa..

* Ela çok manyak bir çocuk oldu. O kadar hikayeli ve tatlı ki. Artık ve sonunda onunla vakit geçirmek kolay ve eğlenceli oldu. Bugün öğlen yemeğimizi alıp aşağıdaki parka gittik beraber. Havada güzeldi, bildiğin piknik yaptık. Uzun zamandır güneşi göremiyorduk, çok şükür.

* Bakıcı döndü çok şükür. Onun dönmesinin şerefine geçen hafta içinde tüm hafta gezdim. Çok iyi geldi. Allah başımdan eksik etmesin:) Havaların ısınmasını en azından güneşli günleri dört göz bekliyorum.

* Ece gündüz uykularını çok kısalttı. Evet kendi kendine uyuyor ama 45 dakikada uyanıyor ne yapıcağımı bilemiyorum. Akşam 8'den sabah 8'e uyuyor çok şükür. Ona da nazar değdiricem diye çok korkmaktayım. Sanırım büyüme aşamasında, herşey çok dikkatini çekiyor. Zaten uyanır uyanmaz bir gülüyor ve oynamak istiyor anlatamam.

* Aklımdakileri gene yazmadım sırf birşeyler yazmak için yazdım. Aklımda olan tek şey yazamadıklarım değil, kafamda da bir proje var aynı zamansızlıktan çalışamıyorum.

* Artık bu kilo verme olayına eğilmem şart. Tüm güzelliği çocuklara verdik, yaratığa döndüm. Çok mutsuzum.

8 Şubat 2011 Salı

Annelik Hiperaktivitesi

“Merhaba, Adım Esra, ve bende annelik hiperaktivitesi var''

Selam, Esra.

Son dikkatimin dağılmasından sonra 5 dk geçti.

*alkışlama*

Ooh, parlak bir şey!

Balık gibiyim.

Başka böyle hisseden var mı? Geçen gün kendime 30 dakika ayırdım - mutluluk dolu, kesilmeyen kalbim ne isterse yapabildiğim 30 küçük dakika. Fakat ne yapmak istediğim üzerine enerjilerimi odaklayamıyorum. Çok seçeneğim vardı! Bir dergi okuyabilirdim, bir banyo yapabilirdim, küçük bir uyku uyuyabilirdim, çocuklarımla dışarıda gezebilirdim, maillerime bakabilirdim, yazı yazabilirdim, izlemek istediğim birşey izleyebilirdim....liste sonsuzdu.

Bir sürü işi bir arada yapmak istiyorum. Birini yaparken aklım öbüründe kalıyor. Eskiden de multifonksiyonel birisiydim, çalışırken bile bir sürü işi birarada yapardım ama şimdi hayatım öyle oldu. O yüzden dingin olamıyorum, kafam sürekli tilkilerle. Bende artık annelik hiperaktivitesi var.

Ne?

Bir seferde tek birşeye odaklanamıyorum - bir kaç şeyi birarada yapmak zorundayım. Biliyorum kadınlar daha çok multifonksiyonel ve ben de buna tam olarak uyuyorum. Şu anda mesela, birçok pencere açık, blogları okuyorum bir sürü farklı konuda, yazı yazıyorum, birşey çizmeye çalışıyorum, Dexter izliyorum ve kocamla arada bir sohbet ediyorum.

Fakat, daha fazla gerçekten daha iyi mi? Bence bazen dikkat dağılmaları iyi ama bazen gerçekten çok dikkat dağıtıcı oluyor:) Nasıl daha iyi odaklanabilirim? Eğer her aklıma gelen şeye o anda başlamazsam, hiçbiri yapılamayacakmış gibi geliyor. İşler bittiğinde hoşuma gidiyor ve birşeylere başlamayı sevmiyorum. Eşim tam tersi. O yeni şeylere başlamaya bayılıyor ama sonra ilgisi dağılıp biryerlerde bırakabiliyor. Ama konsantrasyonu çok yüksek. Tek birşeye konsantre olduğunda bizi bile duymaz. Bende annelik hiperaktivitesi var ve geçeceğini sanmıyorum.

Kendinden Emin Çocuklar

Çocuklarımıza katmak istediğimiz onca özellik arasında özgüven, en önemli olanı. Özgüven olmadan çocuklarımız hedeflerinin peşinden koşamayacak, zorlukların üstünden gelmek için uğraşmayacaklar. Dahası, kendilerini ve başkalarını sevemeyecekler.

4 Şubat 2011 Cuma

Bir Kadının Ölümü

* Sayın Hıncal Uluç insanı. Senin ondan bundan alacağın bir hınç mı var? Neden bu kadar agresifsin? Neden genç yaşda ölmüş ve geride acılı bir eş ve çocuk bırakmış bir kadını bu kadar diline dolayıp yerden yere vuruyorsun. Sen hiç anne olmuş birini gördün mü? Sen doğum yapmak ne demek, anne olmak ne demek bilir misin? İnsanlar ne depresyonlar geçiriyor, bazı insanlar aldatmak, bazı insanlar aldanmak, bazı insanlar ölmek, bazı insanlar bebeklerini öldürmek istiyor, bunu biliyor musun? Bunların hepsini anne olmuş kadınlar yaşıyor, yaşamayan da var. Ama anne olmak zor iş, hiç birşey olmasa da anne olmak çok kutsal bir iş. Geride 1.5 yaşında bir çocuk bırakarak ölen bir kadını yargılamak, sana mı düşer. Ya da diğer yargılayanlara mı düşer.
Evli bir kadının neler yapabileceği ancak o kadınla eşi arasındadır. Bazı coğrafyalarda evli kadınlar çocuklarını anne babalarının önünde sevemez, bazı coğrafyalarda evli kadın çocuğa tek başına bakar üstüne kocaya da bakar üstüne ev işi de yapar. Bazı coğrafyalarda ise evli kadın arkadaşları ile dışarı çıkıp eğlenir, çalışır didinir, çocuklarına tek başına bakamaz, istekleri farklıdır, çocuğu oldu diye hayatını sadece çocuğu yapmaz, çocuğuna bakarken kocası destek olur, bazı coğrafyalarda kadınlar işe gider kocaları çocuklara bakar, bazılarında ise dönüşümlü omuz omuza aynı derecede sorumlulukla çocuğa bakarlar, bazılarında ise kadınlar kocalarına ''ben bu akşam arkadaşlarımla dışarıdayım beni bekleme, sabah gelirim'' der. Bunların hepsini yaşayan kadın vardır. Ve bunların hepsi kadınla kocasının arasındadır. Kimsenin kimseyi yargılamaya hakkı yoktur, kimsenin kimseye birşey söyleme hakkı yoktur. Evli kadının ne yapıp yapamayacağına kocasından başka kimse karışamaz. Bu nedenle Sayın Hıncal Uluç, ölmüş bir kadının arkasından söylediklerine dikkat etseydi çok iyi olurdu. Kadın o gece ne yapmış, ne etmiş kimseyi ilgilendirmez, kadın genç yaşta geride 1.5 yaşında bir çocuk bırakarak ölmüş. Asıl zor olan o çocuğun hayatı bundan sonra, asıl o annesiz büyümenin verdiği nelerle karşılaşacak. Gerisi boş, herkes unutur bu olayı, herkesin hayatından izleri silinir de o çocuğun hayatı artık tamamen farklı olacak.
İki gündür dolup boşalıyorum yazılanlarla, sonunda çenemi tutamadım. İkiz kulelerin yıkılmasından sonra hiç birşey beni şaşırtamaz sanmıştım, neden bilemiyorum bu kadının ölümüne çok şaşırdım. Allah ailesine sabır versin, umarım o tatlı çocuk da çok sağlıklı ve mutlu bir hayat geçirsin.

1 Şubat 2011 Salı

Belki Çocuk Bile Yapmazdık

Sorumlulukda Daha İyi Olsaydık Belki Çocuk Bile Yapmazdık

"Çocuklara Sorumluluk Öğretmek" Hakkında Konuşalım mı.

Kim bu işden sorumlu gerçekte? Öğretmenler mi. Çocukları okula yazdırmayı unutmadıysanız öyle. Yoksa kediler. Eğer ev kediniz yoksa, geleceğimiz olan çocuklara sorumluluk öğretme görevi size düşüyor. Yani temelde hepimiz ayvayı yedik.

Biliyorum.Burda savunma durumuna geçiyorsunuz ve çocuklarınıza sorumluluk öğrettiğinizde ısrar ediyorsunuz ama gerçekten, sorumluluk sahibi olmaktaki ilk adım sorumlu olmadığınızı kabul etmektir, yani derin bir nefes alın ve burdan başlayın.* İlk başta sorumlu olmanın ne kadar zor olduğunu biliyorum, ve aslında, bununla ilgili daha önce yazıcaktım 6 ay önce taşınınca kutuladığım birşeyler elime geçtiğinde dikkatim dağıldı ve unutmuş olabilirim. Neyse diyeceğim o ki. Sizi yargılamak için yazmıyorum. Size yardım etmek için yazıyorum. Tabii benden daha az sorumlu değilseniz o zaman sizi gerçekten yargılarım.

Yediğimin uzmanları çocuklara sorumluluğu öğretmenin en iyi yolunun bir ebeveyn olarak güzel bir örnek olmak olduğunu söylüyor ama dürüst olalım bu hayvan gibi iş gerektirir ve ben de bunun yerine çocuğunuza ailedeki sorumluluk sahibi olanın o olduğunu bir seri dersi dramatize ederek aşılamayı öneriyorum.

1. Çocuğunuza evcil bir hamster alın. Bir de aynı hamsterdan ölü bir tane alın ve derin dondurucuya saklayın. Ne zaman çocuk odasını temizlemeyi reddeder veya yemekleri ağzından yere atarsa, canlı hamsterı ölü olanla değiştirin. Ve hamsterın, onun sorumsuzluğu yüzünden üzüntüden ölmüş olması gerektiğini anlatın. Bir kaç saatlik matemden sonra, ölü hamsterı canlı olanla değiştirin ve çocuğunuzun pişmanlık gözyaşlarının hamsterını hayata döndürdüğünü ama o sorumsuzluğuna devam ederse hamsterın bir daha dönmemek üzere gideceğini söyleyerek iyice dramatize ederek oynayın. Bu hem hayvan için hem de diğer insanların iyilliği için sorumluluk öğretir.

2. Mutfak masasında küçük yangınlar çıkarın ve bakın bakalım ne kadar zamanda farkedip söndürecek. Eğer 10 dk'dan çok sürerse onları cezalandırmanız ve yeni bir masa almanız gerekir. Asbest'den yapılan bir tane tavsiye ederim çünkü yanması zor olur. Yemesi çok da güzel değildir tabii ama bunlar bir ebeveyn olarak yapmanız gereken fedakarlıklardır. Bir de, DVD kolleksiyonunuzun ortalıkta olmadığından emin olun çünkü halınızda eriyip yapışacaktır ve o kısmı halıdan makasla kesip çıkarmak zorunda kalacaksınız çünkü hiç birşey o eriyiği halıdan çıkaramaz. Gerçekten. Yangın için bir bahane yaratmanıza gerek yok ama suçu sizden alacak bir tane bulursanız tabii iyi olur. Kişisel olarak ben afacan bir perinin yaptığını çünkü ayakkabılarını salonun ortasına kadar getirdiği için ona kızgın olduğunu söylerdim.

3. Çocuklarınızı zorla azat edin. Çocuklarınıza 5 yaşından sonra yaptığınız herhangi birşey onları yumuşak ve bağımlı olmaları için çalışır, yani çocuklarınıza bir iyilik yapın evi bir an önce terketmeleri için elinizden geleni yapın. Birçok insanın bu basamakda kafası karışır ve çocuklarını evlatlık verebilirler fakat bu sadece sorumsuzluktur ve çocuğunuza sorumluluğu kendinizinkinden yan çizerek öğretmeniz mümkün değil. Onun yerine çocuğunuzu yakınlarda bir kasabada oturtun veya kirasını ödeyemezse çimbiçme makinasının yanında sundurmaya da yerleştirebilirsiniz. Eğer çocuğunuz 3 yaşın altındaysa, çimbiçme makinasını ordan almalısınız çünkü keskin bıçaklar küçük çocukların yanında tehlikelidir ve aynı zamanda bu çimbiçme makinası için de iyi olmaz. Birçok küçük çocuk bir bahçe sundurmasında yaşayabilecek sorumluluğa sahip değildir, yani eğer sizinki orda yaşayabiliyorsa, tebrikler valla çünkü yaşına göre gerçekten fazla gelişmiş olmalılar. Siz de çok gurur duyuyorsunuzdur. Böylece sorumlu olmaktaki üç noktalı dersimiz bitiyor. Aslında 4 nokta yazıcaktım ama kötü bir ruh dördüncüyü sildi çünkü birisi kurabiye kavanozumuzu açık bırakmış ve şimdi kavanoz boş. Kim ki ruh. Tahmini olan.

Güncelleme: Çüş yani. Size bir özür borçluyum. Yanımdaki kişi bana dedi ki ''kabullenmek'' alkoliklikle savaşta ilk basamaktır, kendi sorumsuzluğunu kabul etmekde değil. Yani temelde bu tüm ders bir yalan üzerine kurulmuştur ve size hiç bir yararı yoktur. Alkolik değilseniz tabii. O zaman sizi tedavi etmiş olabilirim. Hoşgeldiniz, alkolikler.

Not: Bu ders çok ciddi bir ders değildir. 2 çocuklu lohusa bir annenin yazdığı bir derstir. Benim ruh halimde ciddiye alanlar olur diye yazıyorum, beni ciddiye almayın.