29 Ağustos 2010 Pazar

Taşınmak Hakkında Öğrendiğim 8 Şey

1. Ne kadar iyi planlarsan planla çok yorucu oluyor. .

2. Bir Taşınma Klasörü yaptım. Çok işe yaradı. Şimdi evi yerleştirirken hayatımda ilk kez organize olmayı planlıyorum.

3. Murphy’nin Taşınma Kuralı: Eğer paketlediğin birşeyi bulamıyorsan (örn. cep telefonu şarjı veya özel aldığın bir temizlik malzemesi) gidip yerine yenisini almalısın. Garanti ediyorum, bir sonraki 24 saat içinde mutlaka eskisini bulursun.

4. Taşınma kararınızla ilgili şüphelerinizin olması doğaldır. Büyük ihtimalle 5. veya 6. gün geçecektir. (Bende öyle oldu.)

5. Çok yorucu, ne kadar iyi planlarsan planla. Oo, bunu daha önce söyledim mi? Valla bir tekrarı hakediyor.

6. Muhtemelen, çok fazla eşyanız var ve taşınma bunu çok net ortaya koyacaktır.

7. Sizin için neyin önemli olduğunu bulamadığınızda çok çabuk öğrenirsiniz. Bu eşyaları bulmakta ben çok zorluk yaşamadım ama hep çok kullandığım şeyleri kaybettim: kettle, tost makinesi, bir tava, ölçme kapları, sterilizatör, çamaşır deterjanı, nevresim, telefon şarj aleti ve hala bulamadığım bir internet bağlantısı.

8. İlk günler TV olmaması sadece optimal değil aynı zamanda harika. Daha fazla paket açtık, ve aynı zamanda birbirimizle daha çok eğlenme imkanı bulduk. Ela paketlenip yatağa gidince, coca ve ben balkonda geyik yaptık, takıldık, erken yattık. Biliyorum ki TV olsaydı daha fazla seyredicektik, bu da sorun değil aslında oldukça seviyoruz izlemeyi.

Taşınma olayı bitti. Sonunda son problemimiz doğalgazımız da bağlandı. Evde eksiklerimiz var. Ama yavaş yavaş hallediyoruz. Hamileliğin bu döneminde enerjik kalmam biraz da bu sayede oldu. Artık 8.5 aylık hamileyim. Sonunda bir bakıcı/yardımcı bulduk. Umarım istediğimiz gibi çıkar. Artık sanırım bebeğin gelmesine hazırız. Ne zaman isterse gelebilir.

26 Ağustos 2010 Perşembe

Hayat Gebeş Olarak Nasıl Esra?

Sürünüyorum.

Hiç birşey arkadaşım değil.
Klimam ve büyük kanepem dışında.

Tuvalete her zamankinden çok sarılıyorum.
Sonra kafam 3.3 dakika önce naapmıştım ben diyerek bir daha sarılıyorum.

Gece Ela'yı çişe kaldırmak için, susadığımdan, çok terlediğimden, tekme yediğimden, pozisyon değiştirmek için, rüya gördüğüm için, sese uyandığım için olmak üzere ve bunları her gece en az bir kere yaşayarak defalarca uyanıyorum. Bu uyanmalardan bir kaçında uyuyamayıp biraz tv seyrediyorum.

Şu sıra sanki hamileliğimin ilk haftalarına döndüm. Tavuk, Pizza, Pasta ve kokan tüm gıdaları yiyemiyorum midem kalkıyor. Düşmanlarım gibiler. Gittikçe daha az yiyip daha çabuk şişiyorum ve rahatsız oluyorum. Bu gebelikde yemekle aram hiç yok. Bir tek taze cevizi ve karpuzu sonsuza kadar yiyebilirim.

Fiziksel bir enkazım. (Akli durumumla ilgili yorum: Tamamen darmadağınım, kendi izlediğim şeyleri bile hatırlamıyorum). Geçen gün cocayla sinemaya gittik, filmin çok büyük bir kısmında uyudum. Neden evinde uyumuyorsun ki dimi.. Gülerken göbek deliğimin yukarı aşağı oynamasına cocam çok gülüyor. Artık tamamen gülünecek haldeyim. Biraz önce yan tarafa bakarak yürürken duvara göbeğimi vurdum, bu yazdıklarımın üstüne yani.

Bir fotoğrafımı çekicektim. Ama koltukdan kalkamadım ve sizin gülmeniz top 2 listemde değil. Çok üzücü tabii çünkü resim paha biçilmez bir şantaj malzemesi niteliğinde olabilirdi.

TOP 2 LISTEM (Şu anda)

1. koltuktan kalkmak
2. yiyecek almak

Sokakda herkesten bir yorum geliyor.
"Bence doğurmak üzeresin" (Geçen sefer de öyle diyorlardı, 40 haftayı geçtik)
"Yok, yok henüz karnın tam düşmemiş", (Ultrasonmusun ablacım, doktorunki pelvise inmiş kafa diyor).

"Erkek dimi.. Sende erkek karnı var" (Hayır iki seferdir bunu söylüyorsunuz, ey dünyanın bu işi en iyi bilen kadınları ama iki seferdir kız taşıyorum, kızzz).
"Yok, yok çok ilginç sendeki erkek karnı" (Fesupanallah).

"Aaa, kızım kaldırma çocuğu, hamilesin" (Hadi canım, gerçekten hamile miyim, biliyormusunuz 9. ayımdayım 9 aydır kaldırıyorum ben bu çocuğu)

"Çok az yiyorsun, çocuk yeterince büyümez." (Büyüyor işte, gayet de sağlıkla büyüyor, biliyormusunuz 2 dilim peynir, 2 bardak süt (ayran) günlük kalsiyum ihtiyacını karşılıyor, hele şekere hiç ihtiyacı yok.)

"Çok hareket ediyorsun, oynuyorsun, zıplıyorsun, birey olucak" (Öncelikle sanane, sonra olmuyor işte olacağı varsa 9 ay yatan hamilelere de oluyor, bu iş ilahi kardeşim, ne olucaksa oluyor.)

"Normal doğummu yapıcaksın, çok sancılı ama ne uğraşıcaksın, hem bebek için de riskli" (Sen nasıl doğurdun o kadar çocuğu, demek ki yapılabiliyormuş, tipimden ağrı eşiğim mi belli oluyor. Risklerini nerden biliyorsun, sezeryanın riskleri ile karşılaştırdın mı, sen durup dururken ameliyat olmak ister misin.)

Gebeşlik işi baştan sona sabır işi. Sadece kendi fiziksel ve ruhsal durumunla uğraşmıyorsun. Bir de etrafdaki çok bilmişlerle uğraşıyorsun. Üstelik 2. gebeliğini geçirsen bile yurdumdaki herkes ebe kıvamında. Zaten işime karışılmasından hiç hoşlanmıyorum. Bir de bırbırbırbır laf dinliyorum. Neyse işte hayat gebeş olarak hiç kolay değil, hele de karnın arşa çıkmışken. Hele bir de evde hiperaktif bir 2 yaş bebesi varken. Neyseki hayatımı kolaylaştıran bir cocam var, en büyük destekçim o.

25 Ağustos 2010 Çarşamba

Doğa ve Sanat

Hep geyik mi yapıyoruz sanıyorsunuz. Geçtiğimiz hafta sonu çocuklarla doğa ve sanat aktivitelerine soyunduk. Açık havada parmak boyası, spor, tepeden yuvarlanma (bunu ben yapmadım tabii ki), kelebek gibi uçmaca, ağaçlarda sallanmaca vs. Çok eğlendik, en çok onlar eğlendi. Şu güzel havalar devam ederken biraz daha böyle aktivite yapmayı umuyoruz.
Yer: ODTÜ Kortlar
Tavsiye ederim, çocuklar için çok güzel bir aktivite.

24 Ağustos 2010 Salı

36 Hafta


  1. 33. haftada kaburgalarıma ilk tekmeyi yemiştim.
  2. Hamileyken en ufak şeylerle bile ilgili suçlu hissetmek çok komik. Çok kötü bir sırt ağrısı ve karnımda bir sinir ağrısı yaşadım. Bazen çığlık atmak istedim, o kadar acıttı ki bir iki kere attım da. Fakat sağlıklı bir bebeğim oluyor ve bu onun suçu değil ne büyük bir salağım ki şikayet ediyorum. Eminim kafa üstü vücudunun ortasından sallanan bir kabloyla olmayı o da çok sevmiyordur.
  3. Tüm aksi çabama rağmen, duşdan sonraki görüntüme tanık oldum. Aman Allahım.
  4. 8 aylık hamile kadınlara bakıyor muyum? Şu günlerde yabancı insanlardan acınası bakışların yanında hertürlü bakışa maruz kalıyorum.
  5. Bir iki pantolonum bir gecede küçüldü. Gerçek anlamıyla.
  6. 4 hafta kaldı ve bebek 2750 gr. Bir arkadaşım bir trambolin almamı ve işleri hızlandırmmı önerdi.
  7. Ayak bileklerim hala var ama parmaklarım dolma gibi oldu. Burnum da 2 katına çıktı yine.
  8. Bundan sonra bir daha gece kesintisiz uyuyabileceğim zaman kaç ay sonra merak ediyorum. Şu an bebeğe alıştırma gibi her gece Ela'yı çişe kaldırma, terleme, tuvalete kalkma, rüya yüzünden uyanma gibi nedenlerle defalarca ayaktayım ve bunların bazılarında uyuyamayıp tv seyrediyorum.
  9. 40 haftayı yine geçirecek miyim acaba?
  10. 6.5 kg aldım. Ve artık gittikçe daha az yiyerek daha çabuk şişiyorum ve rahatsız oluyorum. Bu hamileliği de sağsalim bitirebilirsem çok mutlu olacağım.

22 Ağustos 2010 Pazar

Abla Olmaya Tahmini 30 Gün


Ela son günlerde en neşeli, en heyecanlı günlerini yaşıyor. Tabii ki bunun yaklaşan doğumla bir alakası yok. Şu sıra çok eğlendiği aktiviteler yapıyoruz, 9. ayımda olmama rağmen onu serinleyen havadan da yararlansın diye her gün akşama kadar gezdiriyoruz. Parklar, arkadaşlar, eğlenceler. Tabii ki doğumla birlikte bir süre geri adım atmak zorunda kalacağız. Ama umarım içerdeki bebek erken gelmez de ben de kızımla serinleyen havaların tadını dışarda gezerek çıkarırım.. Nitekim havalar cuma itibariyle biraz serinler serinlemez kendimizi klimalı salon hapsinden de kurtararak ayağı yanıklar gibi dışarı attık.

Ela'ya elimizden geldiğince kardeşi olacağını anlatıyoruz. Hatta "annenin karnında Ece var" bile diyor. Ama Ece'nin gelip eve yerleşeceğinden, annesini, babasını paylaşacağından haberi olmadığına eminim. Yani bu durum bizim için olmadan anlayamayacağımız bir denklem. Umuyoruz mümkün olduğunca hasarsız atlatırız.

Ece'ye gelince, şu an 36. haftamızın içindeyiz. Cuma günü kontrolüm vardı. Ece çok güzel büyüyor, çok şükür. 3 hafta içinde 700 gram alarak 2760 gr olmuş. Boyu da, kilosu ortalamanın biraz üstünde. Ben de 3 haftada 1.5 kg almışım ki yine alt sınırdayım çok şükür. Böylece şu an itibariyle 6.5 kg almış durumdayım, 8 kilo ile bitirmeyi umuyorum. Geçtiğimiz bir hafta içinde artık vücudumda ödemler de başladı. Ellerim ve yüzüm biraz şişmiş durumda, hareketlerim biraz daha kısıtlandı ve bugün çok hafif kasılmalarım oldu. Umudum 40 haftayı doldurmak ama 2 hafta daha geçirelim de sonra istediği zaman gelsin Ece bebek. Sağlıkla inşallah. Tekrar bir doğum daha yapacağıma inanmakda şu an zorlanıyorum. Bakıcı aramalarımız sürüyor. Umarım önümüzdeki 10 gün içinde birini buluruz, bu konu bizim için hem olmak zorunda olan hem de beni endişelendiren bir konu. Her neyse bebekler aleminden haberler böyle. Ben gebeşliğin doruğunda kalan günleri eğlenerek geçirmek umudunda ve niyetindeyim.

19 Ağustos 2010 Perşembe

Arkabahçe Beach

İkoncan Ela Hanım uzun zaman aradan sonra arkadaşları ile Arkabahçe Beach'de buluştu, hasret giderdi. Sık sık havuzda serinleyen 4'lü çeşitli oyuncaklarla eğlencelerine eğlence kattılar. Gruptaki kızların çoğunun şehir dışında olmasını fırsat bilen Ela hanım 3 erkekle keyif çattı.

Zaman zaman tekerlekli oyuncakları paylaşmakta zorluk yaşayan 2-2.5 yaş arası bu grup yine de sevimlilikleri ile objektiflere güzel pozlar verdiler. Onlar aksiyonun dozunu artırırken hominigırtlak anaları arkabahçeye yayılıp Güliz'in mantısı ve Sibel'in güllaçıyla kalori yüklemesinde bulunmaktan kaçınmadılar. Günün sonunda İkoncan Ela çok eğlendiğini çok yakın zamanda tekrarlayacaklarını ve ağkadaşlarını çok sevdiğini dile getirdi.
Fotoğraflar : Ela, Doruk, Can ve Eren felekten bir gün çalarkene.

17 Ağustos 2010 Salı

Ağustos

Şu 12 ay içinde en nefret ettiğim aydır Ağustos. Sıcakdan ve nemden aklım çalışmaz olur. Sıcak benim üretkenliğimi azaltır, beynim bile çalışmaz olur, canım hiçbirşey yapmak istemez. Bu sene sıcaklar uzun zamandır devam ediyor bir de üstüne hamileyim. Gece defalarca kalkıyorum, su gibi terliyorum gittikçe daha kalitesiz bir uyku uyuyorum bu yüzden de dayak yemiş gibi heryerim ağrıyor. Yaptığım hiçbirşeyden zevk almıyorum, terleyerek yemek de yemek istemiyorum evde herhangi birşeyi toplamak da, dışarı çıkmak da istemiyorum evde olmak da. Uzatmayım en sevdiğim mevsim sonbahar gelmeden önce her sene yaz mevsiminden de sıcakdan da ne kadar nefret ettiğimi bir kere daha anlıyorum. Ve bu ısınmalar devam ettikçe ne olacak bilemiyorum.

Ağustos ayının aksine Ağustos ayında doğan insanları çok severim. Sıcaklıkları, cömertlikleri ile parlarlar. İşte bugün 34. yaşına giren bir tanesiyle aynı evi, aynı hayatı paylaşıyorum ben. 10 senelik ilişkimiz, 6 senelik evliliğimiz boyunca beni hep özel hissettirdi, her zaman özenle davrandı. Bu 10 seneye çok sıkıntı ve mutluluk sığdırdık ama hep birbirimize dayandık. Şimdi 2 çocuklu bir hayatın başında yanımda olduğunu hissetmek bile bana kuvvet veriyor. Mutlulukla söyleyebilirim ki ilişkimiz 20'li yaşlarımızın heyecanını, 30'lu yaşların hayat paylaşımına, sıcaklığına, derin sevgisine dönüştürdü ama bizi hiç yıpratmadı. Bunda bu yüce gönüllü, çocuk ruhlu Ağustos insanının payı büyüktür. Ha ben de melek gibi bir insanım o ayrı ama gün onun günü. Sakin yapısına baba olmak biraz da olgunluk katsa da hala kızlarla hangi oyunları oynayacağını düşünüyor. Hayatımı güzel kılan sevgili cocam nice mutlu yıllara, nice mutlu yaşlara.