24 Nisan 2011 Pazar

Emekliyor


Kork Esra, çok kork.

Bıçakları kitle. Deterjanları sakla. Difenbahyaları kaldırın.

Bebek var ya evde. Emekliyor.

Hem de gece uykusundan uyanıp yatağının içinde, altını değiştirmeye çalışırken, her şekilde emekliyor. Artık herşeye erişebilir. Odasında bıraktın, mutfakta bulabilirsin ve hiçbirşey bilmiyor. Allahım bir bebeğin en kabus dolu günleri başladı.

Yüksek yerlerdeki kafasına düşebilecek şeyleri uzaklaştır, kapının girişini sürekli temiz tut, yerdeki küçük şeylere karşı alarmda ol.

Bebek var ya evde bebek. Emekliyor.

Kork Esra.

Haa bir de 3. dişini çıkarıyor çok hassas.:)

22 Nisan 2011 Cuma

Bir Ela + Yarım Ece Kilo vermem lazım

Biliyor musunuz? 4 haftadır çikolata yemiyorum. Çünkü yemiyorum işte. Çikolata yok, kurabiye yok, kek yok, tatlı yok. Biliyorum uçan bir domuz falan görmedim ama işte öyle. Yine hala bir Ela kadar kilo vermem gerek. Bundan bıkmadım mı. Hem de nasıl. Ama artık canım çikolata falan istemiyor. Kek de. Unuttum tadını. Kaç kilo mu verdim? Şimdilik 3.5 kg. Az mı? Daha başındayız. Biraz kayısı, biraz yoğurt, biraz salata, biraz çorba. Biraz pilav yedim bugün, bu diyet işinde dünyanın sonu falan gelmiyor. Ama özellikle çocuklar hastayken ve koşturuyorken zor oluyor. Yarın toparlıyacağım tekrar. Bugün güzel haberler de aldık. Cocanın babasının sonuçları iyi çıktı. Biz iyi düşündük. İyi çıktı. Çok mutluyuz. Ela da daha iyi. Birden dünya yine daha güzel bir yer oldu. Sağlık lazım. Gerisi boş.

Bugün koşu bandına çıktım. Koşu bandına çıktığım günler daha çok veriyorum. Ertesi sabah tartıya yansıyor resmen. Ama koşu ayakkabılarım biraz sıktı, koşumu çoraplarımla bitirmek zorunda kaldım. Bir ayakkabı daha arayacak vaktim yoktu. Zaten bir aralık bulmuşum. 3 dk bile harcayamam. Çoraplarla koştum. Çoraplarla koşmayı denemelisiniz. Müthiş çileli bir iş. Baldırlarınız çekiyor ve acıyor ve kötü sözler söylüyorsunuz ve sabah kalktığınızda akşam birkaç votka yuvarlamış ve gidip bir kaktüse oturmuş gibi yürüyorsunuz. Arka kaslarınızın tutulmasıyla, ve emzirmeyle boyun tutulmanızın bir araya gelmesi ile abuk bir uyku uyuyorsunuz. Bu konuşmanıza da yansıyor. Odaklanarak konuşamıyorum artık. Zaten coca artık çocuk ağlamasına uyanmadığı için gece çocukların birinden öbürüne koşuyorsunuz. Benim bir tatile ihtiyacım var. Bir gün, sadece bir gün, tek başıma geçirmek ve hiçbirşey düşünmemek istiyorum. Tüm sorumluluklarımdan uzaklaşmak. Neyse bence vücut zaten artık kilo vermeye niyetli. Umuyorum. Ben tekrar birşey yapmazsam. Gelecek hafta son 3 senedir gördüğüm en düşük kiloları görmeye başlıycam. Tabii daha bir Ela, yarım Ece kilo vermem lazım. Burdan duyuruyorum önce yarım Ece'den başlıyorum.

20 Nisan 2011 Çarşamba

Maynak Ece

Ece emekleme ve ayağa kalkma çalışmayla kafayı bozdu. Yerinden alıp oturtunca, yatırınca falan resmen kızıyor bize söyleniyor. Ama dün gece abarttı.

Çok güzel uykularımız vardı ama bu emekleme çalışmaları yüzünden gece kalkıp emekleme pozisyonuna geçtiği oluyor. Dün gece sabaha doğru ağlaması ile yanına gittim. Zaten sabaha doğru birkere emzirdiğimden yine emzirmeye çalıştım ama hem emmedi hem de ağlamaya devaö etti. Allah dedim noluyo? Ateşine falan baktım. Yok. Kucağıma alınca ayaklarını yere bastırdı ve sustu. Meğerse kızımızın o saatte ayağa kalkacağı gelmiş. Ona ağlıyormuş. Tekrar yatırmaya çalıştım yine ağladı. Yine kaldırdım ayakları yere basınca sustu bir de ''he he'' diye gülmeye başladı. ''Hadi ordan eşşek sıpası'' dedim ve yatırdım. İkna edip emzirdim ve uyudu. Bunun sıralaması var, yürümesi var. Bu zamanları unutmuşum. Yandığımızın resmidir.
---------------------------------------------------------

Ela'yı bugün tekrar doktora götürdük. Evet ağzındaki yaralar geçmeye başladı. Ama tam geçmedi. Fakat Ela'nın durumu hiç de süper değil. Boğazındaki enfeksiyon kocaman duruyor ve onu zorluyor. Kulağının durumu da çok iyi değil. Herpes de tam geçmedi. Bunların hepsi ile uğraşırken bir de elinde kocaman bir enfeksiyon oluştu. O enfeksiyonu da akşamüstü bir operasyon ile akıttık ve yine hem çok canı yandı, hem de ağladı. Resmen çekecek çilesi varmış kızımın. Bu kadar bağışıklık sistemi neden zayıfladı bilemiyorum ama artık umarım bir an önce iyiye doğru gideriz. Ve umarım bu hastalığı Ece'yi de bu işe bulaştırmadan ve pazartesi günü gidecek olan bakıcımız gitmeden geçiririz.

18 Nisan 2011 Pazartesi

Ela'nın Herpes Deneyimi

Bugün herpes virüsümüzle savaşımızın 6. günü. 6 gündür Ela sadece sıvı ile besleniyor diyebilirim. Bunun 3 günü su bile içmedi. Sadece meme emdi.

Herpes'le karşılaşanlar için önce genel bilgi verelim. Herpangina (Herpes) virüsü, Stomatit Aftöz olarak da geçiyor ve çocuklar ilk karşılaştığında çok ciddi hastalık yapıyor. Tedavisi yok, adı üstünde virüs. Vücut kendisi yeniyor ve bağışıklık kazanıyor. Bir daha bu şekilde hastalanmayacak yani. Büyük bir insanın ağzında aft veya dudağında uçuk şeklinde olan virüs küçük çocuklarda böyle ağır bir hastalık yapıyor. Su çiçeği ve 6. hastalık diye de bilinen hastalıkları da bu virüs yapıyormuş. Başka bir çeşidi. Uçuklu birinin öpmesi, kaşığının, bardağının kullanılması ile bulaşabiliyor. Toplam 10 günde geçiyormuş ve bunun ilk 4 günü yüksek ateşle, birlikte ağızda yaralar çıkıyor ve ağır seyrediyor. Küçük çocuklarda serum gerekliliği olabiliyormuş. Biz Ela anne sütü aldığı için biraz şanslıydık.

Ela ilk 3 gün çok ciddi ateşlendi. Ateş düşürücü ile bile inatçı bir ateşi oldu. İkinci gün ağzındaki yaralar başladı ve Ela ağzını kapattı. Kapatmamak mümkünmü, dudaklarının içi, dilinin üstü, ağzının içi ile abartısız onlarca yarası var. Bir de üstüne dişetleri şişti, kızardı. Ağzına tam 3 gün katı hiçbirşey almadı. Biraz su içti ve 3 gün boyunca sadece anne sütü ile beslendi. Bu da bu yaşdaki çocuk için biraz şanstı diyebilirim. Geceleri sürekli acıdan ağlayarak uyandı. 4. gün çok güvendiğimiz bir doktorun önerisi üzerine yemek yedirmeden önce ''DENTİNOX'' isimli jelden dişetlerine sürmeye başladık ve günde 3 kere birşeyler yedirip, su içirmeyi başardık. Bu jel uyuşturucu etkisi gösterip, o bölgede anestezik etki yapıyormuş, böylece acısı azalan çocuk birşeyler yiyebiliyor. Çocuğunuz bu hastalığa yakalanırsa kullanın derim, hastalığı geçirmiyor ama konforu çok artırıyor. Özellikle su içirebilmek elzem.

Bugün 6. günümüz. Ateşimizi 4. gün kontrol altına aldık. Henüz yaralar geçmedi ama jel ile günde 3 kere birşeyler yiyebilmeye başladı. 4 gün daha yolumuz var. Ela zayıfladı, gözleri çöktü, çok yıprandı. Umuyoruz Ece'ye geçmemiştir. Teyakkuzdayız. 2-12 gün kuluçka süresi olan bu hastalık için ağzında uçuk olduğunu söyleyen büyüklere çok dikkat edin. Sonuçta bunu da atlattık sayılır diyebilirim. Daha beterleri bizden uzak olsun. Deneyimlerimizi yazalım ki bundan sonra olanlar okuyup benim dönüp dönüp Burcu'nun yazısını okuduğum gibi sabır bulsunlar. Geçti sayılır ama çok zor geçti.

16 Nisan 2011 Cumartesi

EcE (Er Ryan) 7 aylık



Arkadaşım, bugün 7 aylık oldun. Bu geçtiğimiz ay çok hızlı geçti. Seni daha dün 6 ay kontrolüne doktora götürdüm gibi geliyor ve şimdi 8. ayına giriyoruz.

Bu ay büyük adımlar attın.

Günde 2 öğün katı gıdalardan yemeye başladın.

Şimdiden farklı yiyeceklere dalmaya başladın bile. Elma ve havucu sevdin. Sebze çorbasını geri çevirmiyorsun ama yoğurt. Çok rahatsız etti seni. Bütün gece uyuyamadın. Kestik biz de.

Mırıldanma konusunda bu ay patladın.

Ağzın sürekli olarak harekette, çoğu zaman ''ma'' ''ba'' veya ''buva'' kombinasyonlarını yapıyorsun. Seninle normal bir konuşma senin tarafından yapılan bir monoloğa dönüşüyor ve şuna benziyor “Mamamamaaaaa mmmmmmmbaaaa babababBABA maaaaamamama.” Hele ''Babba babba'' dediğimizde babana bakman babanı mest ediyor. Hem ''Anne'' hem de ''Babba'' diyorsun. Eriyoruz, bunları duyunca. Ama bu ay fişek gibi hızla gelişim basamaklarında çıktın diyebilirim.

Henüz evimizde emekleme yok. Ama bu konuya da çok ilgilisin. Bacaklarını altına toplayıp kedi pozisyonunda kalkıyorsun ve öne arkaya sallanarak emekleme çalışmaları yapıyorsun. Bu ay bu konuda ilerleyeceğini düşünüyorum. Enerjini bize tutunarak kalkmaya harcıyorsun ve zıplayıp durarak çok eğleniyorsun.

Oturma konusunda da daha iyi gidiyorsun. İleri doğru uzanıp bir oyuncağı ya da ne bulursan yakalayabiliyorsun ve kendine çekiyorsun. Sallanırsan ellerini yere koyup kendini dengeleyebiliyorsun. Ama geri kaykılırsan düşüp kafanı vuracağın konseptini henüz anlamış değilsin. Seni yastıklarla çevriliyoruz, fakat sonra dönerken yastıkların birinin bir köşesine sıkışıp kalıyorsun.

Her ay kişiliğin kendisini daha çok gösteriyor. Çok çok meraklı bir bebeksin. Kedilere gözünü dikip bakıyor, gözünle takip edip neler yaptıklarına bakıyorsun. Masada yakınına ne konursa gözünü dikip eline geçirmek için çırpınıyorsun. Diğer çocukları izlemeyi seviyorsun, önünde sürekli bir tane var. Elime ne alsam istiyorsun, telefon, su bardağı, kalem, aklına ne gelirse. Hemen uzanıp yakalıyorsun ve tabii ki hooop ağzına gidiyor.

Şu sıralar en tatlı olayın sarılmaya başlaman. Uzanıp sarılıp kendine doğru çekiyorsun ki, işte o zaman tamamen eriyorum. Böyle tatlı ve sürekli gülen biri olmaya devam et.

Sevgiler,

Annen


14 Nisan 2011 Perşembe

33 ay - 3 yaşa 3 ay


İlk eniğimiz olan Ela hatun dünya üzerindeki en hızlı 33 ayını tamamladı. Ve bu süre içinde kendine tırmanacak yeni yerler, yeni yaramazlıklar yarattı. Kendi yaşıtları içinde en yükseğe tırmanma dalında madalya kazanan Ela hanım, şimdilerde ise bacaklara ve düz duvara tırmanmaya başladı. Ben artık hamileliğimde beni bir örümböcekin ısırdığına nerdeyse eminim.

30 ayı geçtiğinden beri nerdeyse sihirli bir değnek dokundu ve gerçekten sakinleşmeye, makulleşmeye başladı. 33 aylık Ela artık kendi kendine;
- Katı gıdaları yiyebiliyor.
- Bunu söylememe gerek yok ama istediği yere çıkıyor ve iniyor. (Ne kadar yüksek olursa olsun)
- Üstünü çıkartabiliyor.
- Üstünü giyinebiliyor. (Ancak yardım isterse yardım ediyoruz)
- Araba koltuğuna kendisi çıkıp oturuyor, araba durunca kendisi kemerini açıp aşağı kendisi giyiyor.
- Ayakkabılarını biraz yardımla kendisi giyiyor.
- Düğmelerini ilikliyebiliyor.
- Tuvaleti geldiğinde klozetine kendisi oturuyor. Çişini yapıyor. Lazımlığını tuvalete döküyor. Yükselticiye çıkıp ellerini kendisi yıkayabiliyor.
- Dişlerini fırçalayabiliyor. Su alıp tükürebiliyor.
- Laptopun mouse'u ile istediği şeye gidip tıklayabiliyor.
- Ipod kullanabiliyor. Bir iki oyun oynayabiliyor.
- Daha yeni anlamlı çizgiler çizebilmeye başladı. 4*5 lik yapbozları yapabiliyor.

Aklıma gelip tarihe not atacaklarım bunlar. Ela 3 gündür sürekli ateşleniyor. Son 8 aydır Ela ateşlenmiyordu bile. Bu sefer çok sağlam bir virüsle karşı karşıya. Çok yoruldu, çok yıprandı. Burcu da yazmıştı bu virüsü. Herpes simpleks. 6. hastalığı da bu virüs yapıyormuş. Biz de serumluk olmadık. Çünkü Ela'nın bir avantajı var. Böyle durumlarda anne sütü alabiliyor. Bugün bütün gün sadece anne sütü ile beslendi. Ve gerçekten susuzluğuna etki etti. Ela biraz daha iyi oldu diyebilirim. Ama Ela üstüne bir de kulak enfeksiyonu eklediği için malesef antibiyotik de almaya başladı. Anlıyacağınız durumumuz zor. Şimdi Ece'ye de geçmiş olmasından çok korkuyorum. Umarım ona geçmeden atlatırız. Ah şu çocukları öpmeseler, ne var ki.

Scooter'a Binerken Görülmüşüm

Dün akşam Decathlon'da çocuğunu bir kenarda bırakıp scooter'a binen 2 tane kazık kadar insan gördüyseniz işte o danalar cocayla bendik. Bir akşam çocuklar gibi şendik. Öyle özlemişim ki çocuklar gibi olmayı. En yakın zamanda zayıflayıp, bisiklet projemi hayata geçiricem. İşte ondan sonra beni Eymir'de çocuklarla bisiklete binerken görüntüleyebilirler. Oh be. Yaşasın 30'undan sonra çocuk olmak.