15 Mart 2010 Pazartesi

Göstermedi Eşek Sıpası

Son günlerde geçirdiğim en güzel günü geçirdim diyebilirim. Hayır şekerim hastalığım geçmedi hatta kulağıma kadar çıkmış durumda, 3 günde yarım kilo verdim sıvıyla beslenmekten. Ama şimdi güzel tarafına geçelim. Bugün 2 nomero'yu görmeye gittik.

Kendisi 13. haftanın içinde ve bugün önemli bir gündü. Ense kalınlığı ölçümü vardı. Ense kalınlığı, burun kemiği, beyni, organları, mesanesi, sıvıyı yutup idrar çıkarması herşeyi normaldi, bu da bizi çok mutlu etti. 2'li test için kan verdik sonuçları bekleyeceğiz. Bunları yaşadığım dün gibi geliyor şimdi o bebe dışarda 20 aylık olmuş. İnsana hayal gibi geliyor. Ela'nın cinsiyetini 12. haftada hiç beklemediğimiz şekilde zırt diye söylemişti doktorumuz. Bu sefer de belki öğreniriz umudundaydık ama 2 nomero da ablası gibi o kadar hareketliydi ki göstermedi cinsiyetini. Napalım sağlık olsun 4 hafta daha bekleriz. Kendisi fıldır fıldır döndü, 7 cm'lik bir fetus olmuş. Bir limon kadar yani. Daha yolumuz çok uzun, ama umarım en güzel zamana giriyorumdur. Çünkü perşembe itibari ile 1. TRİMESTER bitiyoooor. Yaşasın..

1 nomero Ela insanı da keyfine devam ediyor. Bugün yaşadığımız bir diyalog.
Bir oyuncağı bozuldu.
Babası: Kızım bozulmuş bu, ben sonra yaparım
Ela: Ver ver (babası verir.)
Ela oyuncağı öper ve
Ela : Geçti...
Çok fırlama oluyor bu çocuklar.

Hafta sonu kızım hastayım dedim. Geldi arkamdan sarıldı ve "canım annem" dedi. Çok şaşırdım ya, eşek sıpası. Manyak şeyler yapıyor.
Pazar sabahı koltukda yanımda oturuyor..
Ela : Kalk.
Ben: Neden kızım
Ela: Baba otuysun..
Ben: Peki kızım..

Pazar akşamı.
Ela: Makarna yap.
Ben: Kızım yeni yemek yedin, acıktın mı?
Ela: Evet, Makarna yicem.
Ben: Peki..
Haydaa, yemek isteğini söyleyeceğini hiç düşünmezdim.. Makarnayı yapana kadar da "makarna", diye diye başımın etini yedi.

Son günlerde pek laf ebesi oldu. Sürekli konuşuyor, laf yetiştiriyor.
Havalar güzelleşse, ben iyileşsem, kendimizi dışarı atsak. Bu hafta sonu inşallah çok değişik bir aktivitede bulunucaz. Çok heyecanlıyım.. Bir iyileşsem..

13 Mart 2010 Cumartesi

Garibal Enfeksiyon

Kolik oldum, gebeş rahatsızlıkları bunlar derken sonunda gribal enfeksiyon geçiriyorum. Herşey mi insanın zayıf anlarını bekler kardeşim anlamıyorum. Hastalıktan ölmemeye çalışarak yazı yazmak gerekten çok zor oluyor. Ama hani birine telefon etmeniz gerekir de etmedikçe utancınızdan daha da arayamazsınız ya işte ben de bu ara bloguma öyle yazı yazamıyorum. Resmen basiretim bağlandı şimdi bari elim değsin birşeyler karalayım belki açılırım diye yazmaya koyuldum ama fiziksel koşullarım çok ağır..

Boğazım ve dilim korkunç şekilde şiş ve hiç birşey yutamıyorum sadece sıvı ile besleniyorum onu da çok zor yutuyorum. Başım ağrıyor, burnum tıkalı, heryerim ağrıyor, ayağımda minik bir enfeksiyon oldu üstüne yarım basabiliyorum, bunların yanında mide yanmalarım da azalmakla birlikte devam ediyor. En zoru da hiçbirşey yutamamak, bu dünyada çekeceğim azap varmış sanırım. Doktora gittim hiç bir ilaç alamazsın dedi, sanki bilmiyorum belki başka birşey söyler diye ummuştum ama "allah kolaylık versin" dedi. Umarım içerdeki bebeğin sağlığı yerindedir bu kadar problemle onun için de endişelenmeye başladım.. Neyseki pazartesi günü kendisini ziyarete gideceğiz. Geçen hafta içinde Ela'nın burnu akmaya başladı ama çok çabuk geçirdi, ondan geçen birşeymi yoksa ben bu hastalığı özgün bir kaynaktan mı edindim bilemiyorum ama dualara ihtiyacım var:)

Allah keder vermesin ben öyle çok ağlayan bir insan hiç olmadım, küçüklüğümden beri yılda 2 kez ancak ağlarım ama hamilelik insana garip gurup ağlamalar yaşatabiliyor. Hormonlar böyle anlamadığın zamanlarda gözünden yaş getiriyor. Ela'ya hamileyken bir Harry Potter kitabına ağlamış olmam çok konuşulur. Şimdi de çocuklara ağlıyorum. Şu sıra ailesi tarafından öldürülen ne çok çocuk var gazetelerde. Aklım almıyor sadece ağlıyorum.. Depremde ailesini kaybeden veya ölen çocuklara ağlıyorum, ben de bir kronik anne oldum sonunda.. Ama dün akşam yine abuk birşey ağlattı beni.. Harry potter kitabı kadar olmasa da bir şarkı dinlerken garip gurup ağladım.. İşte beni ağlatan dörtlük, çocuklar hep gülsün..

"Gitme dünyam dönsün dönsün,
Dünyam dönsün dönsün,
Ben hiç kimse ölsün mölsün istemem.."

8 Mart 2010 Pazartesi

Bu Dünyada 20 aylık Bir Küçük İnsan

Ela Naz küçük insanı şu dünyada 20 ayını tamamladı. Geçtiğimiz ay içinde yine kendisinde çılgın değişiklikler meydana geldi. En büyük gelişimi yine konuşmasında oldu. Artık Ela'nın söylediği kelimeleri saymaya çalışmak gereksiz. Kendisi 3 kelimelik cümlelerle tamamen konuşuyor. Her söylediğimiz kelimeyi de tekrarlayarak hemen öğreniyor. Konuşma gelişiminde bu kadar büyük bir hız katedeceğini hiç tahmin edemezdim. Annem benim 1.5 yaşında çok rahat cümlelerle konuştuğumu söylerdi inanmazdım, yanlış hatırlıyor diye düşünürdüm, demek olabiliyormuş demek ki bana benzemiş. Her gün söylediği yeni cümlelelerle beni şok ediyor. Oturup onunla resmen sohbet edebiliyorsunuz. Derdini anlatamadığı durum olmuyor. Bu da bizi çok rahat ettiriyor. Konuşabildiği için rahat uzlaşabiliyoruz.

Bir de şarkı söylüyor, yeni olarak. Onun söylediği şekliyle 3 şarkısı:

"Kağga kağga gaak didi.
Çıkdım, bakdım, o dayaa.
Bu kağga, bu kağga..."

"ayı vıj vıj vıj..
diye bağıyıy"...

"eymaa deyil ayvaaaa..."

Alternatiflerine takdı şu sıra. Her birşey sunduğumuzda bize "başka" diyerek alternatiflerini sınıyor. Örneğin masada yemek yiyor. Bir kaşık veriyoruz eline. "Başka" diyerek başka kaşık istiyor. Değiştiriyoruz biraz sonra yine "başka" ile kaşık değiştirtiyor. Bir yemeği 4 değişik kaşıkla yiyor. Biz bitti diyene kadar diğer alternatifleri görmek istiyor. Bu herşeyde böyle gece yatarken daha bir masalı dinlerken başka ne anlatabiliriz onu merak edip "başka" diye değiştirtiyor. Elinden gelen herşeyde tüm alternatiflerini merak ediyor. Ben de merak güdüsünü bastırmamak için elimden geldiğince ona alternatif sunuyorum, sonra bitti diyorum o zaman inanıyor bu kadar çeşit olduğuna. Değişik bir dönem, bir duyarlılık dönemi olduğunu düşünüyorum ve bu dönemi kaçırmak istemiyorum. Zor olsa da merakını kamçılamak istiyorum.

Şu sıra soyunmayı öğrendiği için bir diğer merakı da çıplak gezmek.. Gece bir bakıyoruz altını çıkarmış, sabah soyunup evde çıplak koşuyor.. Ben de dokunmuyorum bir süre çıplak koşuyor, sonra üşüdüm diyip geliyor yanıma. Ben eğer o çıplak gezdiği sırada giydirmeye çalışırsam inat ediyor çünkü, arada gereksiz sürtüşme çıkıyor. Benim umrumda olmadığını gördüğü zaman daha çabuk gelip giyiniyor. Olayı tamamen karşı tarafı denemek. Yemek konusunda da öyle, ısrar edilirse yemiyor. Bana sökmüyor ama, hiç üstelemiyorum iki saat aç durunca gelip kendisi "acıktım" diyip yemek istiyor.

Kendisi emir kipleri ile çalışıyor. "Bağla, ört, salla, kalk, git, gel, aç, papat" en çok kullandığı emirler. Geçen gün daha önce hiç yapmadığı birşey yaptı ve biz babası ile çok şaşırdık. Ela çok minik bebekliğinden beri bebek arabası, mama sandalyesi gibi bir yere bağlanırsa çok arıza çıkaran bir bebekti. Park yatağından bile özgürce inemediği için nefret ederdi. Sırf o yüzden 1 yaşında onu yer yatağına aldık ve sorun çıkarmamaya başladı. Daha önce salıncak olarak kullanılan bir sandalyesi var. Artık sandalye olarak kullanıldığı için bağlanmaya ihtiyaç yok. Geçen akşam bu sandalyesine oturdu. Babasına "bağla" dedi. Biz çok şaşırdık. "Peki" dedik, bağladık. Sonra "ört" dedi. Kendisi gece bile üstüne birşey örttüren olmadığı için buna da şaşırdık, neyse battaniye örttük üstüne. Sonra "salla" dedi, Ela sallanarak uyuyan bir çocuk da değil neyse babası salladı. Bir süre sonra Ela sandalyesinde uyudu. Biz de şaşkın şaşkın kendisini yatağa yatırdık. Şu sıra tamamen bizi şaşırtma derdinde sanki.

Şu sıralar ailemize yeni bir bireyin katılacağından da habersiz günlerinin tadını çıkarıyor. Ara sıra gelip, karnımı gösterip "bebek" diyor ve öpüyor. Bundan fazlasını algılayabileceğini zaten düşünmüyorum. Bakalım önümüzdeki günler neler göstericek. Ela çok keyifli zamanlarını yaşıyor, ben de buna tanıklık etmenin mutluluğu içerisindeyim.

Bu yaşdan sonra KOLİK oldum.

Kolik'in tanımı genelde akşamüstleri başlayan sebebi belirsiz huzursuzluk, ağlama, gaz ağrıları olabilir. Benim kolik versiyonum da yine akşamüstü 5 gibi başlayan sebebi belirli mide bulantıları, mide yanmaları, enerjisizlik hali. Uzun zamandır kolik durumdayım. Her gün akşamüstü 5 gibi başlıyor. Saat 10'a kadar çeşitli derecelerde hayatı bana dar ediyor. 12. haftanın içindeyiz artık umuyorum gelecek haftadan itibaren bu kolik bana rahat verir. Normal hayatıma dönmek, yediğim şeylerden zevk almak ağzımda aliminyum çiğnemiş gibi o tadın kalmamasını umuyorum. Bunun tek iyi tarafı kilo almamam hatta vermem ama artık tahammül sınırlarım da çok azaldı. Evde 19 aylık bir fırlama daha olunca da öyle istediğin saatte yatıp uyuyamıyorsun. Neyse umarım bu enerji çekici minik fetus bana 2. trimester'da biraz nefes verir.

5 Mart 2010 Cuma

Gece Hayatı Aptalları


Sanıyor muydunuz ki hamileyim diye herşeyden elimi ayağımı çekicem. Hayııırr. Benim yapımda var, bu tip beni zorlama durumlarında sınırlarımı zorlarım. Bolu'ya karlara da giderim, trekking'e de giderim. Hatta eski hamileliğimde öne doğru 32 Cm'lik karnımla doğumdan iki gece önce sinemada ve 40. haftamda hala evdeki eliptik bisikletin tepesindeydim. Nitekim geçen cumartesi akşamı biri hamile iki gece hayatı özürlü, (coca ve ben) yıllardır yapmadığımız birşey yaptık ve bizi dürttüler, zorunlu bıraktılar:) BEDÜK konserine gittik. Bedük'ü belki bazılarınız hiç duymamıştır bilemiyorum. Biz cocayla yaptığı elektronik tekno karışımı müziği çok severiz. Ruhumuz yaşımızdan çok çok küçük.

Herneyse biletlerin üstünde saat 22.00'de kapılar açılacak yazıyor. Biz de iki düdük gittik saat 22.00'de oraya, bir baktık baya sakin. Bizi konser salonuna alırken çantamı aradılar ve "ağrı kesici falan var mı" diye sordular. Kendi kendime gebeş halimle tekno konserine gittiğime ve hergün uyuduğum saatte bir konser salonundan içeri girdiğime baya bi güldüm. Erken gitmemizin güzel bir tarafı kendimize salonda olan 4 koltukdan 2'sini birleştirerek bir kral dairesi hazırlamamız oldu. Sonra da bizden başka o gece o salonda başka bir hamile ve bir beli ağrıyan bulunmadığı aşikar olan ortamda oturuyor olmamız bizi konser saatine kadar dayandırdı. Yoksa mümkün değil dayanamazdık.. Ha şimdi, ha birazdan derken Bedük bey tam 2 saat sonra çıktı. Biz de 2 saat boyunca, geyik yaptık, yeni jenerasyonun kreasyonlarını özümsedik, Bedük'ün bizim kim olduğumuzu merak edeceğine emin olduk. O kadar farklı görünüyorduk yani..

Bir kere gelen kızların hemen hepsinde istisnasız çizme vardı. Topuklu, topuksuz, kısa, uzun çizme. Çizme ile birlikte en çok giydikleri bacak boyu ve şekline bakmadan şort ve kilotlu çorap. Şort giyecek kadar cesareti olmayanlar ya tayt ya da dar kot giymişlerdi. Üstlerine de bol gömlek, veya yine cesarete bağlı çok dar birşeyler. Erkeklerin ise %82 saçları hafif uzun ve öne doğru bir manda hafif yalayarak üstünden geçmiş sonra da dili kafaya yapıştırarak sabitlemiş bir tarzdaydı.. Onlar da gömlek, çoğu dar kot altına converse ayakkabı ile sanki herkes aynı yardım kampanyasından giyinmiş gibi duruyordu. Konser saatine kadar içtiler konserden sonra da dağıttılar. Bizim görüntümüz ise şöyleydi.. Bir kere o salon bizimmiş gibi bir konuma sahiptik ve sanki sokakdan geçerken "aa bu da neymiş bir girelim içerisi sıcaktır" demiş de şanseseri ordaymışız gibiydik. Ben t-shirtüm, kotum ve spor ayakkabım ile piknikten, coca da t-shirt'ü, eşofman altı ve spor ayakkabısı ile yatakdan buraya düşmüş gibiydi. Ama benim cocayı kıyafetinden tanıyabilirsiniz; kayak tatiline de, Antalya'ya yaz tatiline de aynı kalınlıkta kısa kollu T-shirtleri (uzun kollusu da yok zaten) ve Nike eşofman altıyla gider. Hatta İrlanda'ya iş toplantısına giderken bile takım elbise giymediğini söylemek isterim. Masamızın üzerinde mide bulantısı için krakerler, soda ve su ile sanki çocuğunu izlemeye gelmiş ebeveyn görüntüsü de çiziyorduk.

Konuyu değiştirmeyim mekana son derece kelalaka görünmemize rağmen 2 saat boyunca geyik yaparak çok eğlendik. Sonra da Bedük çıktı ve ben bir açıldım. Allaaah tutmayın beni. Şarkılar, danslar, bir ara Bedük'ün yanına çıkıcaktım yani. Coca da her zamanki cool tavrıyla eğlenmiyormuş gibi yaparak çok eğlendi. Ben biliyorum çünkü asıl bu müziklerin piri o, bana tekno ile uyunabileceğini o öğretti. Saat 2'de konser bittiğinde ben bu kadar saçmalığa rağmen iyi ki gittiğimi düşünüyordum. Ya yer bulamasaydık, işte koltukda biraz rahatsızdı falan derken ben uslanmadım şimdi 2 hafta sonra bir konser daha var, onu bekliyorum:) Bu sefer Nil'e gidiyorum.

3 Mart 2010 Çarşamba

Hayatın Tam Tam Sesleri.. Ela, Abla Oluyor!!!

Bize el sallayanı gördünüz mü. İşte o 2 numara.

Evet okuduğunuz doğru.. 2 numaralı yeni jenerasyon yolda..

Hiç beklemediğimiz bir zamanda benim yaramaz yumurtam, babadan gelen lider bir spermle yollarını birleştirmiş.. Birleştirmiş diyorum çünkü izin aldın mı kardeşim, "hayır". Kendisi sahibinin özgür ruhuna sahip ya. Öyle uygun görmüş. Sonra yine benim haberim yok, başlamış içerde yolculuk etmeye. Bir insanın burdan aya gideceği kadar yolu kendi ölçeğinde katetmiş. Ne azim ama. Bizimki kararlı. Annenin sıcak rahminde kendine uygun bir yer bulunca da, ooohhh yerleşivermiş. Yerleşir yerleşmez, durur mu, hemen büyümeye başlamış. Göz olacak hücreler hoop yerini biliyorlar hemen gidip "hey dur ben göz olucam, çekil ordan" demiş. Burun, ağız, kol, kafa hepsi yerini biliyor, nerden biliyor bilmiyorum ama hepsine kodlanmış herkes yerini biliyor, gidip oraya yerleşiyor ve bizim 2 numaralı fetus'un yolculuğu başlayıvermiş.

Kendisi yumurta olalı 11. haftasını devirdi. Bu arada incir kadar bir fetus'a dönüştü. Annesinin hayatını da 4 cm'lik boyuna bakmadan alt üst etti. İşte son zamanlardaki abuk subuk davranışlarımın, gerileyen hafızamın, yediğim hiçbir şeyden zevk almamamın, hiç istemememe rağmen Ela'yı memeden kesmemin, espri anlayışımdaki azalmanın ve doğru düzgün yazılar yazamamamın sebebi bu minik dev canavardır. Bu arada çok garip bir durum da yaşıyorum. Ela doğduğundan beri çok az kilo verebildim, şimdi hamile kaldım 2.5 kg verdim:)

Şimdi bir 2 hafta daha geçirip 2. trimester'a girmenin heyecanı ile yaşıyorum. Haberi duyan istisnasız herkes bu habere çok şaşırdı. Çünkü başda ben de bu yolculuğun başladığından haberdar değildim. En normal karşılayan babası oldu. Şimdi bakalım Ela hanım bu yeni yolcuya ne tepki gösterecek, neler yapıcak bunu çok merak ediyorum.

Umarım herşey sağlıkla devam eder ve sonlanır. Sürpriz olmasına, her gece 2 saatte bir tuvalete kalkmama, yemek yiyemememe, Ela ile aynı uyku düzenine sahip olmama rağmen bu minik fetusun şimdiden annesiyim ve onun sağlığı için elimden gelen herşeyi yapmaya, bir minik canavara daha anne olmaya hazırım.. Umarım Ela'dan bir nebze daha az hareketli bir çocuk olsun, yoksa yandığımızın resmidir.

2 Mart 2010 Salı

Nurturia, Bir Gezegen İsmi Değil.


Kitubi'nin yazarı Damla'nın kişisel emeği çok büyük bu sitede. Kendi adıma birçok bilgiye danışarak erişebiliyorum, çocuklu hayatın zorluklarını paylaşarak daha çabuk fikir alışverişi yapabiliyorum..
Çocuklu hayat paylaştıkça güzelleşiyor.. Nurturia'nın sloganı bu.. Ve bence çok güzel anlatıyor içeriğini..
Kendi adıma daha çok şey yazabilmek isterdim ama şu sıra zamansızlıktan bloga da birşeyler karalayamadığım için sizlere Nurturia ile ilgili yazılan güzel yazıların linkini ve Damla'nın hazırladığı tanıtım yazısını ekliyorum.. Kendi adıma destek olabildiysem ne mutlu bana..

Füsun'un yazısı

Blogcu Anne'nin yazısı

Tanıtım yazısı:

Nurturia Nedir?

"Nurturia ile çocuğunu daha kolay büyüt"

Bebek bekleyen ve küçük çocuklu ailelerin çocuklarının günlük hikayelerini, gelişimlerini sevdikleri ile paylaşabildikleri, aynı zamanda diğer anne-babalar ile tecrübe paylaşarak yardımlaşabildikleri sosyal platform Nurturia.

Nurturia'da Neler Yapabilirsiniz?

  • Kendiniz için bir hesap açabilir, çocuklu arkadaşlarınızı ekleyebilirsiniz, yeni arkadaşlar bulabilirsiniz.
  • Kendi hesabınızın altında çocuklarınız için ayrı birer hesap oluşturabilirsiniz. Çocuklarınızın günlük maceralarını buradan paylaşabilirsiniz.
  • Çocuğunuzun anı defterini güncelleyerek hem anılarını hem paylaşırken, hem de gelecek için kayıt altına alabilirsiniz. İlkleri, dedikleri, yaptıkları, büyümesi...
  • Çocuklarınızın hesaplarını eşinizle birlikte güncelleyebilirsiniz.
  • Çocuk büyütmekle ilgili her türlü sorunuzu sorabilir, soru yanıtlayarak tecrübelerinizi paylaşabilirsiniz.
  • Gruplar kurabilir, varolan gruplara üye olabilirsiniz.

Hamilelikten itibaren

  • Hamileyseniz de üye olarak hamileliliğinizin nasıl geçtiğini, günlük heyecanlarınızı, sıkıntılarınızı paylaşabilirsiniz.
  • Henüz doğmamış çocuğunuz için profil sayfası açıp, anı defterini oluşturmaya başlayabilirsiniz. İlk tekmeleri, cinsiyetinin öğrenilişi, isim seçimi...
  • Tecrübeli anne-babalara hamilelik ve çocuk bakımı ile ilgili sorular sorabilirsiniz. Gruplara üye olabilir ya da kendi grubunu kurabilirsiniz.

Nasıl Üye Olabilirim?

Üyelik ücretsiz. www.nurturia.com.tr adresinden 1 dakikada üye olabilirsiniz. Kayıt olduktan e-posta adresinizi onaylamayı unutmayın.

Nurturia Tanıtım Turu Adresi: http://www.nurturia.com.tr/account/tour

Nurturia Ne demek?

Nurturia, İngilizce'de iyi bakmak, büyütmek anlamındaki "Nurture" kelimesinden geliyor. Yurt dışına açılma planlarından dolayı ingilizce kökenli bir isim seçilmiş.