8 Mart 2010 Pazartesi

Bu Dünyada 20 aylık Bir Küçük İnsan

Ela Naz küçük insanı şu dünyada 20 ayını tamamladı. Geçtiğimiz ay içinde yine kendisinde çılgın değişiklikler meydana geldi. En büyük gelişimi yine konuşmasında oldu. Artık Ela'nın söylediği kelimeleri saymaya çalışmak gereksiz. Kendisi 3 kelimelik cümlelerle tamamen konuşuyor. Her söylediğimiz kelimeyi de tekrarlayarak hemen öğreniyor. Konuşma gelişiminde bu kadar büyük bir hız katedeceğini hiç tahmin edemezdim. Annem benim 1.5 yaşında çok rahat cümlelerle konuştuğumu söylerdi inanmazdım, yanlış hatırlıyor diye düşünürdüm, demek olabiliyormuş demek ki bana benzemiş. Her gün söylediği yeni cümlelelerle beni şok ediyor. Oturup onunla resmen sohbet edebiliyorsunuz. Derdini anlatamadığı durum olmuyor. Bu da bizi çok rahat ettiriyor. Konuşabildiği için rahat uzlaşabiliyoruz.

Bir de şarkı söylüyor, yeni olarak. Onun söylediği şekliyle 3 şarkısı:

"Kağga kağga gaak didi.
Çıkdım, bakdım, o dayaa.
Bu kağga, bu kağga..."

"ayı vıj vıj vıj..
diye bağıyıy"...

"eymaa deyil ayvaaaa..."

Alternatiflerine takdı şu sıra. Her birşey sunduğumuzda bize "başka" diyerek alternatiflerini sınıyor. Örneğin masada yemek yiyor. Bir kaşık veriyoruz eline. "Başka" diyerek başka kaşık istiyor. Değiştiriyoruz biraz sonra yine "başka" ile kaşık değiştirtiyor. Bir yemeği 4 değişik kaşıkla yiyor. Biz bitti diyene kadar diğer alternatifleri görmek istiyor. Bu herşeyde böyle gece yatarken daha bir masalı dinlerken başka ne anlatabiliriz onu merak edip "başka" diye değiştirtiyor. Elinden gelen herşeyde tüm alternatiflerini merak ediyor. Ben de merak güdüsünü bastırmamak için elimden geldiğince ona alternatif sunuyorum, sonra bitti diyorum o zaman inanıyor bu kadar çeşit olduğuna. Değişik bir dönem, bir duyarlılık dönemi olduğunu düşünüyorum ve bu dönemi kaçırmak istemiyorum. Zor olsa da merakını kamçılamak istiyorum.

Şu sıra soyunmayı öğrendiği için bir diğer merakı da çıplak gezmek.. Gece bir bakıyoruz altını çıkarmış, sabah soyunup evde çıplak koşuyor.. Ben de dokunmuyorum bir süre çıplak koşuyor, sonra üşüdüm diyip geliyor yanıma. Ben eğer o çıplak gezdiği sırada giydirmeye çalışırsam inat ediyor çünkü, arada gereksiz sürtüşme çıkıyor. Benim umrumda olmadığını gördüğü zaman daha çabuk gelip giyiniyor. Olayı tamamen karşı tarafı denemek. Yemek konusunda da öyle, ısrar edilirse yemiyor. Bana sökmüyor ama, hiç üstelemiyorum iki saat aç durunca gelip kendisi "acıktım" diyip yemek istiyor.

Kendisi emir kipleri ile çalışıyor. "Bağla, ört, salla, kalk, git, gel, aç, papat" en çok kullandığı emirler. Geçen gün daha önce hiç yapmadığı birşey yaptı ve biz babası ile çok şaşırdık. Ela çok minik bebekliğinden beri bebek arabası, mama sandalyesi gibi bir yere bağlanırsa çok arıza çıkaran bir bebekti. Park yatağından bile özgürce inemediği için nefret ederdi. Sırf o yüzden 1 yaşında onu yer yatağına aldık ve sorun çıkarmamaya başladı. Daha önce salıncak olarak kullanılan bir sandalyesi var. Artık sandalye olarak kullanıldığı için bağlanmaya ihtiyaç yok. Geçen akşam bu sandalyesine oturdu. Babasına "bağla" dedi. Biz çok şaşırdık. "Peki" dedik, bağladık. Sonra "ört" dedi. Kendisi gece bile üstüne birşey örttüren olmadığı için buna da şaşırdık, neyse battaniye örttük üstüne. Sonra "salla" dedi, Ela sallanarak uyuyan bir çocuk da değil neyse babası salladı. Bir süre sonra Ela sandalyesinde uyudu. Biz de şaşkın şaşkın kendisini yatağa yatırdık. Şu sıra tamamen bizi şaşırtma derdinde sanki.

Şu sıralar ailemize yeni bir bireyin katılacağından da habersiz günlerinin tadını çıkarıyor. Ara sıra gelip, karnımı gösterip "bebek" diyor ve öpüyor. Bundan fazlasını algılayabileceğini zaten düşünmüyorum. Bakalım önümüzdeki günler neler göstericek. Ela çok keyifli zamanlarını yaşıyor, ben de buna tanıklık etmenin mutluluğu içerisindeyim.

Bu yaşdan sonra KOLİK oldum.

Kolik'in tanımı genelde akşamüstleri başlayan sebebi belirsiz huzursuzluk, ağlama, gaz ağrıları olabilir. Benim kolik versiyonum da yine akşamüstü 5 gibi başlayan sebebi belirli mide bulantıları, mide yanmaları, enerjisizlik hali. Uzun zamandır kolik durumdayım. Her gün akşamüstü 5 gibi başlıyor. Saat 10'a kadar çeşitli derecelerde hayatı bana dar ediyor. 12. haftanın içindeyiz artık umuyorum gelecek haftadan itibaren bu kolik bana rahat verir. Normal hayatıma dönmek, yediğim şeylerden zevk almak ağzımda aliminyum çiğnemiş gibi o tadın kalmamasını umuyorum. Bunun tek iyi tarafı kilo almamam hatta vermem ama artık tahammül sınırlarım da çok azaldı. Evde 19 aylık bir fırlama daha olunca da öyle istediğin saatte yatıp uyuyamıyorsun. Neyse umarım bu enerji çekici minik fetus bana 2. trimester'da biraz nefes verir.

5 Mart 2010 Cuma

Gece Hayatı Aptalları


Sanıyor muydunuz ki hamileyim diye herşeyden elimi ayağımı çekicem. Hayııırr. Benim yapımda var, bu tip beni zorlama durumlarında sınırlarımı zorlarım. Bolu'ya karlara da giderim, trekking'e de giderim. Hatta eski hamileliğimde öne doğru 32 Cm'lik karnımla doğumdan iki gece önce sinemada ve 40. haftamda hala evdeki eliptik bisikletin tepesindeydim. Nitekim geçen cumartesi akşamı biri hamile iki gece hayatı özürlü, (coca ve ben) yıllardır yapmadığımız birşey yaptık ve bizi dürttüler, zorunlu bıraktılar:) BEDÜK konserine gittik. Bedük'ü belki bazılarınız hiç duymamıştır bilemiyorum. Biz cocayla yaptığı elektronik tekno karışımı müziği çok severiz. Ruhumuz yaşımızdan çok çok küçük.

Herneyse biletlerin üstünde saat 22.00'de kapılar açılacak yazıyor. Biz de iki düdük gittik saat 22.00'de oraya, bir baktık baya sakin. Bizi konser salonuna alırken çantamı aradılar ve "ağrı kesici falan var mı" diye sordular. Kendi kendime gebeş halimle tekno konserine gittiğime ve hergün uyuduğum saatte bir konser salonundan içeri girdiğime baya bi güldüm. Erken gitmemizin güzel bir tarafı kendimize salonda olan 4 koltukdan 2'sini birleştirerek bir kral dairesi hazırlamamız oldu. Sonra da bizden başka o gece o salonda başka bir hamile ve bir beli ağrıyan bulunmadığı aşikar olan ortamda oturuyor olmamız bizi konser saatine kadar dayandırdı. Yoksa mümkün değil dayanamazdık.. Ha şimdi, ha birazdan derken Bedük bey tam 2 saat sonra çıktı. Biz de 2 saat boyunca, geyik yaptık, yeni jenerasyonun kreasyonlarını özümsedik, Bedük'ün bizim kim olduğumuzu merak edeceğine emin olduk. O kadar farklı görünüyorduk yani..

Bir kere gelen kızların hemen hepsinde istisnasız çizme vardı. Topuklu, topuksuz, kısa, uzun çizme. Çizme ile birlikte en çok giydikleri bacak boyu ve şekline bakmadan şort ve kilotlu çorap. Şort giyecek kadar cesareti olmayanlar ya tayt ya da dar kot giymişlerdi. Üstlerine de bol gömlek, veya yine cesarete bağlı çok dar birşeyler. Erkeklerin ise %82 saçları hafif uzun ve öne doğru bir manda hafif yalayarak üstünden geçmiş sonra da dili kafaya yapıştırarak sabitlemiş bir tarzdaydı.. Onlar da gömlek, çoğu dar kot altına converse ayakkabı ile sanki herkes aynı yardım kampanyasından giyinmiş gibi duruyordu. Konser saatine kadar içtiler konserden sonra da dağıttılar. Bizim görüntümüz ise şöyleydi.. Bir kere o salon bizimmiş gibi bir konuma sahiptik ve sanki sokakdan geçerken "aa bu da neymiş bir girelim içerisi sıcaktır" demiş de şanseseri ordaymışız gibiydik. Ben t-shirtüm, kotum ve spor ayakkabım ile piknikten, coca da t-shirt'ü, eşofman altı ve spor ayakkabısı ile yatakdan buraya düşmüş gibiydi. Ama benim cocayı kıyafetinden tanıyabilirsiniz; kayak tatiline de, Antalya'ya yaz tatiline de aynı kalınlıkta kısa kollu T-shirtleri (uzun kollusu da yok zaten) ve Nike eşofman altıyla gider. Hatta İrlanda'ya iş toplantısına giderken bile takım elbise giymediğini söylemek isterim. Masamızın üzerinde mide bulantısı için krakerler, soda ve su ile sanki çocuğunu izlemeye gelmiş ebeveyn görüntüsü de çiziyorduk.

Konuyu değiştirmeyim mekana son derece kelalaka görünmemize rağmen 2 saat boyunca geyik yaparak çok eğlendik. Sonra da Bedük çıktı ve ben bir açıldım. Allaaah tutmayın beni. Şarkılar, danslar, bir ara Bedük'ün yanına çıkıcaktım yani. Coca da her zamanki cool tavrıyla eğlenmiyormuş gibi yaparak çok eğlendi. Ben biliyorum çünkü asıl bu müziklerin piri o, bana tekno ile uyunabileceğini o öğretti. Saat 2'de konser bittiğinde ben bu kadar saçmalığa rağmen iyi ki gittiğimi düşünüyordum. Ya yer bulamasaydık, işte koltukda biraz rahatsızdı falan derken ben uslanmadım şimdi 2 hafta sonra bir konser daha var, onu bekliyorum:) Bu sefer Nil'e gidiyorum.

3 Mart 2010 Çarşamba

Hayatın Tam Tam Sesleri.. Ela, Abla Oluyor!!!

Bize el sallayanı gördünüz mü. İşte o 2 numara.

Evet okuduğunuz doğru.. 2 numaralı yeni jenerasyon yolda..

Hiç beklemediğimiz bir zamanda benim yaramaz yumurtam, babadan gelen lider bir spermle yollarını birleştirmiş.. Birleştirmiş diyorum çünkü izin aldın mı kardeşim, "hayır". Kendisi sahibinin özgür ruhuna sahip ya. Öyle uygun görmüş. Sonra yine benim haberim yok, başlamış içerde yolculuk etmeye. Bir insanın burdan aya gideceği kadar yolu kendi ölçeğinde katetmiş. Ne azim ama. Bizimki kararlı. Annenin sıcak rahminde kendine uygun bir yer bulunca da, ooohhh yerleşivermiş. Yerleşir yerleşmez, durur mu, hemen büyümeye başlamış. Göz olacak hücreler hoop yerini biliyorlar hemen gidip "hey dur ben göz olucam, çekil ordan" demiş. Burun, ağız, kol, kafa hepsi yerini biliyor, nerden biliyor bilmiyorum ama hepsine kodlanmış herkes yerini biliyor, gidip oraya yerleşiyor ve bizim 2 numaralı fetus'un yolculuğu başlayıvermiş.

Kendisi yumurta olalı 11. haftasını devirdi. Bu arada incir kadar bir fetus'a dönüştü. Annesinin hayatını da 4 cm'lik boyuna bakmadan alt üst etti. İşte son zamanlardaki abuk subuk davranışlarımın, gerileyen hafızamın, yediğim hiçbir şeyden zevk almamamın, hiç istemememe rağmen Ela'yı memeden kesmemin, espri anlayışımdaki azalmanın ve doğru düzgün yazılar yazamamamın sebebi bu minik dev canavardır. Bu arada çok garip bir durum da yaşıyorum. Ela doğduğundan beri çok az kilo verebildim, şimdi hamile kaldım 2.5 kg verdim:)

Şimdi bir 2 hafta daha geçirip 2. trimester'a girmenin heyecanı ile yaşıyorum. Haberi duyan istisnasız herkes bu habere çok şaşırdı. Çünkü başda ben de bu yolculuğun başladığından haberdar değildim. En normal karşılayan babası oldu. Şimdi bakalım Ela hanım bu yeni yolcuya ne tepki gösterecek, neler yapıcak bunu çok merak ediyorum.

Umarım herşey sağlıkla devam eder ve sonlanır. Sürpriz olmasına, her gece 2 saatte bir tuvalete kalkmama, yemek yiyemememe, Ela ile aynı uyku düzenine sahip olmama rağmen bu minik fetusun şimdiden annesiyim ve onun sağlığı için elimden gelen herşeyi yapmaya, bir minik canavara daha anne olmaya hazırım.. Umarım Ela'dan bir nebze daha az hareketli bir çocuk olsun, yoksa yandığımızın resmidir.

2 Mart 2010 Salı

Nurturia, Bir Gezegen İsmi Değil.


Kitubi'nin yazarı Damla'nın kişisel emeği çok büyük bu sitede. Kendi adıma birçok bilgiye danışarak erişebiliyorum, çocuklu hayatın zorluklarını paylaşarak daha çabuk fikir alışverişi yapabiliyorum..
Çocuklu hayat paylaştıkça güzelleşiyor.. Nurturia'nın sloganı bu.. Ve bence çok güzel anlatıyor içeriğini..
Kendi adıma daha çok şey yazabilmek isterdim ama şu sıra zamansızlıktan bloga da birşeyler karalayamadığım için sizlere Nurturia ile ilgili yazılan güzel yazıların linkini ve Damla'nın hazırladığı tanıtım yazısını ekliyorum.. Kendi adıma destek olabildiysem ne mutlu bana..

Füsun'un yazısı

Blogcu Anne'nin yazısı

Tanıtım yazısı:

Nurturia Nedir?

"Nurturia ile çocuğunu daha kolay büyüt"

Bebek bekleyen ve küçük çocuklu ailelerin çocuklarının günlük hikayelerini, gelişimlerini sevdikleri ile paylaşabildikleri, aynı zamanda diğer anne-babalar ile tecrübe paylaşarak yardımlaşabildikleri sosyal platform Nurturia.

Nurturia'da Neler Yapabilirsiniz?

  • Kendiniz için bir hesap açabilir, çocuklu arkadaşlarınızı ekleyebilirsiniz, yeni arkadaşlar bulabilirsiniz.
  • Kendi hesabınızın altında çocuklarınız için ayrı birer hesap oluşturabilirsiniz. Çocuklarınızın günlük maceralarını buradan paylaşabilirsiniz.
  • Çocuğunuzun anı defterini güncelleyerek hem anılarını hem paylaşırken, hem de gelecek için kayıt altına alabilirsiniz. İlkleri, dedikleri, yaptıkları, büyümesi...
  • Çocuklarınızın hesaplarını eşinizle birlikte güncelleyebilirsiniz.
  • Çocuk büyütmekle ilgili her türlü sorunuzu sorabilir, soru yanıtlayarak tecrübelerinizi paylaşabilirsiniz.
  • Gruplar kurabilir, varolan gruplara üye olabilirsiniz.

Hamilelikten itibaren

  • Hamileyseniz de üye olarak hamileliliğinizin nasıl geçtiğini, günlük heyecanlarınızı, sıkıntılarınızı paylaşabilirsiniz.
  • Henüz doğmamış çocuğunuz için profil sayfası açıp, anı defterini oluşturmaya başlayabilirsiniz. İlk tekmeleri, cinsiyetinin öğrenilişi, isim seçimi...
  • Tecrübeli anne-babalara hamilelik ve çocuk bakımı ile ilgili sorular sorabilirsiniz. Gruplara üye olabilir ya da kendi grubunu kurabilirsiniz.

Nasıl Üye Olabilirim?

Üyelik ücretsiz. www.nurturia.com.tr adresinden 1 dakikada üye olabilirsiniz. Kayıt olduktan e-posta adresinizi onaylamayı unutmayın.

Nurturia Tanıtım Turu Adresi: http://www.nurturia.com.tr/account/tour

Nurturia Ne demek?

Nurturia, İngilizce'de iyi bakmak, büyütmek anlamındaki "Nurture" kelimesinden geliyor. Yurt dışına açılma planlarından dolayı ingilizce kökenli bir isim seçilmiş.

26 Şubat 2010 Cuma

Bebeklere Fısıldayan : Yeme Profilleri

Bebeklere Fısıldayan kitabında yazdığı gibi (Sayfa 99), kişilik profiline göre bebeğinizden ve yeme şeklinden bekleyebilecekleriniz işte burada. Bu emzirme ve biberonla beslenme şekillerinde de uyuyor.

  • Melek Bebek : İyi beslenici
  • Kitap Bebek : İyi beslenici (Ela ile doğru ama Hogg'dan sonra)
  • Nazlı Bebek: Özellikle emzirildiğinde sıklıkla sinirli olur. Pek esnek değillerdir. Aşırı derece tutarlılık severler.
  • Hareketli Bebek: İyi beslenici
  • Huysuz Bebek : Sabırsırsız. Beklemeyi hiç sevmez. Memede zaman zaman mücadele eder. Eğer akışkan bir ucu varsa biberonla çoğu zaman keyiflidir. Emzirmesi zahmetlidir.

24 Şubat 2010 Çarşamba

Montessori'ye göre "Çocuğun Çalışma Alanı"

Daha önce tartıştığımız prensiplere uygun olarak; böyle bir çevre, çocuğun ilk yıllarında yeni yaratılan yeteneklerin entegrasyonu ve egzersizine izin vermek amaçlı deneyimleri en iyi şekilde önerir.

Bu deneyimler, çocuğun emici aklına kültürün algıları, inançları, uygulamaları ve geleneklerinin temel kalıplarını açık, somut ve erişilebilir kılar. Bu deneyimler; herbiri 3 aşamalı öğrenmenin prensibi ile uygun olan, çocuğa takdim edilebilir fiziksel aktivitelerden yaratılabilir. Ve deneyimler, sadece çocuğun içsel yapısındaki her noktada istenildiği zaman erişilebilir olur fakat sonra bunlar çocuğun kendi iradesiyle araması için özgürce erişilebilir olur.

Kültürü yansıtan kritik dönemlerde 3 aşamalı öğrenme tarafından ve daha sonra çocuk tarafından kendi iradesiyle erişilebilir olan amaçlı fiziksel aktiviteler, Montessori'nin (San Lorenzo'daki çocuklar evinde geliştirdiği), çocukların ifade edilen isteklerine cevap olarak özellikle belirttiği şekilde tanımlanmış çevredir.

Montessori çevresi emici aklın isteklerini, duyarlılık dönemlerini ve 3 aşamalı öğrenme sürecini tamamen tatmin eden bir yerdir, Montessori bu yere, çocuğun tüm gelişimsel ihtiyaçlarını karşılaması için özel olarak hazırlandığı için "hazırlanmış çevre" demiştir. "Hazırlanmış çevre"; bir bebekten bağımsız, düşünen bir insan yaratmak için öz-yapının, küçük çocuğun davetli arayışı için ideal çalışma alanıdır.

Çoğu ebeveyn, evi; küçük çocukları için ideal çevre olarak düşünür. Montessori, emici aklın ilk aşamasında, temel insan becerileri, duyguları ve davranışları bilinçsizce insanlara yakın ve sürekli temasla yaratıldığını, ebeveyn sevgi ve ilgisinin güvenli ve direk etkisinin erken gelişime en çok yardımcı olduğunu kabul eder. Fakat işlevini yerine getirmesi, gerekli gerçek özgürlük, amaçlı aktivite ve kültürel katılım gerektiren emici aklın 2. aşamasında çocuk, bu ihtiyaçları karşılamak için özellikle hazırlanmış bir çevreye biraz daha fazla temastan büyük yarar sağlar.

Sıradan bir okul öncesi okulla zıt olarak, Montessori'nin "hazırlanmış çevresi"nin temel ayırt edici özellikleri, her biri, çocuk hazır olduğunda ve sonra çocuğun bağımsızca yürütmesi için özgürce erişilebilir olduğu zaman tam olarak tanıtılan, çoğu özellikle seçilmiş kültürel ve öğrenme aktiviteleridir. Bu yazının kalanının çoğu temel aktiviteleri ve nasıl tanıtıldığını detaylandırır. Fakat Montessori çevresinin, aktivitelerin verimliliğini azaltmamaları için ilk önce tartışılması gereken başka yönleri de vardır. Aktivitelerin önemini takdir etmesi en kolay olmasına rağmen, tüm Montessori çevresi aktiviteleri ve çocukların bunlardaki katılımını tamamlamak için tasarlanmıştır. "Hazırlanmış çevre"nin tüm yönlerinin Montessori tarafından orjinal olarak içerildiğini hatırlayın, çünkü bunlar birlikte çalıştığı çocuklar tarafından tekrar tekrar tercih edilir ve bu yetişkin standartları tarafından istenilir göründüğü için değildir.

Bir Montessori çevresi; bir evde, okul binasında, kilisede veya sosyal merkezde hatta bir ofis blokunun giriş katı bir boş dükkanda veya çocuk aklının müsaade ettiği herhangi bir yerde yapılabilir. Süslü herhangi bir şeye ihtiyaç yoktur; ilk Montessori odası bir gayrimenkul binasındaydı. Lüks olmasına gerek yoktur fakat çocuklar için olan herhangi bir yer gibi temiz, ılık, güvenli, görünüşte hoş, parlak olarak aydınlatılmış, bina işi veya meşgul caddelerinki gibi tehlikelerden izole edilmiş olması gereklidir. Çok fazla yere ihtiyacınız yoktur; evdeki bir veya iki çocuk için ayrılan bir oyun odasının yarısı yeterlidir, bir grup çocuk için, tuvalete erişimi ve bir açık hava alanı olan bir büyük oda veya iki küçük oda en iyisidir.

Oda veya odalar, çocuk boyutu mobilyalarla çok basit mobilyalandırılmalıdır - çocuk boyunda bir masaya ve her çocuk için sandalyeye ve bazı çocuk boyunda raflara ihtiyaç duyacaksınız. Çocuk boyu derken, çocuk için çalışırken rahat olan demek istiyor: sandalye için çocuğun ayaklarının yere değmesi gerek; masa için, oturan bir çocuğun dirseklerinin masanın üstünde durabilmesi gerek; raflar için çocuğun en üstteki raftaki kutunun içindekileri görebilmesi gerekir. Masalar, sandalyeler ve rafların kolay silinmesi için su geçirmez yüzeylerinin olması gerekir ve kıymık ve keskin köşe ve kenarları içermemesi gerekir. Diğer önemli mobilyalar masa matlarıdır ki herbiri 2 ayak-kare keçe parçalı olmalı ve aynı zamanda alan halı ve yer matları ile kaplı ise bile herbiri 3x3 sarılmış ve dik olarak saklanmış olmalıdır. Opsiyonel mobilyalar şunlar olabilir. Boyama için çocuk boyunda şövale, 2 geniş plastik kova (biri su kaynağı olarak maşrapa ile birlikte, biri de kullanılmış suyu içine koymak için); iyi aydınlanmış ve küçük bir kitap kutusu olan okuma köşesi ve yumuşak çocuk boyutunda bir sandalye veya pofuduk yastık; çocuğun göz seviyesinde duvara asmak için ilginç resimler; ve her masa için çiçekler konulacak vazolar. Kendiniz için; malzemeler için kilitli bir sandık ve masada bir çocukla çalışırken rahatlıkla oturabileceğimiz bir tabure isteyebilirsiniz. Bu son iki aygıtın dışında, Montessori çevresindeki herşey çocukların kullanımı için tasarlanmıştır.

Hazırlanmış çevrenin en kaydedilebilen elemanları çocuk tarafından Montessori aktiviteleri ile yapmak için kullanılan özel yapılmış materyallerdir. Prensipte, olabildiğince çok Montessori aktivitesi için profesyonelce yapılmış Montessori materyallerinden edinmeye çalışmalısınız. Fakat dünya üzerinde bile bunu yapabilen çok az yer var. İyi araştırıp denemeniz gereklidir. Bu şirketlerden en büyüğü ve en iyisi Hollanda'da kurulmuş olan "Nienhuis Montessori"dir ve mail order yoluyla kataloğunu temin edebilirsiniz. Profesyonel yapılmış materyaller en iyileridir çünkü daha uzun süre dayanırlar ve dayanma güzellikleri ve mükemmelikleri onları çocukların kullanımı için daha cazibeli kılar. Aynı zamanda materyaller ancak usta ellerden çıkacak kadar yapımı zor olduğundan muhtemelen satın almanız gerekecektir.

Her ne kadar profesyonelce yapılmış Montessori materyalleri pahalı olsa da, bazı evde yapılabilecek materyaller de kullanabilirsiniz. Bir de kesinlikle satın alamayacağınız Montessori materyalleri vardır ki bunları yapmanız gerekmektedir.

Çoğu anne baba ilk kez bir Montessori materyali gördüğünde şaşırmaktadır. Objeler basit, temel, saf şekillerde tam materyallerdir - küçük ahşap kutular içinde düzenli vernikli boyanmış formlarla, yün ve pamuk kumaştan küpler, seramik sürahi ve leğenler ve diğer benzer komplike olmayan insan eliyle yapılmış şeyler.

Bazı ebeveynler için materyaller çok elemental veya eski moda görünebilir. Fakat küçük çocukların bu basitliği tercih ettiğini ve çevrelerinde bunları aradığını Montessori keşfetmiştir.

Son zamanlarda kreş ve okullarda çocuklar için dersleri bilgisayarlar, hesap makineleri ve yüksek teknolojinin diğer uygulamalarıyla yapmak gibi bir trend vardır. Bu aygıtlar modern zamanlarındır ve her çocuğun bunları kullanmakla ilgili rahat olması gerekir. Montessori de buna katılır çünkü bu makineler, arabalar gibi modern toplumun bir parçasıdır ve varlıkları çocukların genel çevresinde ve kimliklerinde doğal bir şekilde yer almalıdır ve amaçları küçük çocuklar tarafından bilinmelidir. Fakat Montessori, 4 yaş çocuklarının bilgisayar kullanmalarını motorsiklet kullanmalarından daha çok önermez. Bilgisayarlar gibi yüksek teknolojinin başarılı ve yaratıcı kullanımları, otomatik işlemlerin neyi içerdiğinin tamamen bilinmesini gerektirir. Küçük çocukların böyle bir anlayışı yoktur. Gelişmiş tekniklere dalmaktansa, Montessori metodu bir tuğla ile başlar ve yapıyı yavaş yavaş kurar. Örneğin gerçek anlamda boncukları saymak ve gruplamak, sayılarla çalışmaya başlamadan önce nicelikleri eklemeyi öğretecektir.

Çocukların kullanmak isteyebileceği ve çocuklara tanıtılan Montessori'nin tüm materyalleri, dışarda çocuk boyutu ve raflarda erişilebilir olmalıdır. Aynı zamanda, her materyal parçasının raflarda belirlenmiş bir yeri ve pozisyonu olmalıdır. Gerekli olmasa da, raflardaki materyalleri konusuna göre gruplandırabilirsiniz (matematik, dil, duyular). Çocukların; yetiştin yardımı olmadan, onlara tanıtılan materyallere istedikleri aktivite için erişebilmeleri gereklidir. Başka birisi tarafından kullanılmıyorsa, çocuklar her istediğinde raflardaki materyallere her zaman aynı yerden ve pozisyondan erişebilmelidir. Bu, çocukların bağımsız olmasına ve materyalleri kaldırırken ne beklendiğini anlamalarını sağlamaya yardımcı olacaktır.

Hazırlanmış çevre, ideal olarak çocuk uyandığından itibaren hergün açık olacaktır ve çocuk, istek geldiğinde çalışıp öğrenecektir. Bu, odayı Montessori materyalleri ile bütün gün açık bırakarak ve yarım saatimizi de yeni aktiviteleri tanıtarak veya çocuğun işini gözlemleyerek geçirerek basitçe çok mümkündür. Fakat aynı çatı altında yaşamayan çocuk grupları için uzlaşmalar genellikle gereklidir.

Sabah erkenden akşamüstüne kadar süren tüm gün kreş aktivitelerinde, çoğu zaman çocukların Montessori çalışmasına kendilerini adamak için bütün günün ancak bir kısmına yetecek enerjileri vardır. Bazı tüm gün kreşler Montessori tanıtımları üzerinde sabah 9.00-12.00 arasında konsantre olur, bir yemek arası verip sonra özgür erişim için materyaleri açıkta bırakırlar. Bazı kreşler ise iki adet 1.5 saatlik Montessori çalışması yaparlar: Biri sabahdan mesela 10:00-11:30 arası, diğeri de akşamüstü 14:00-15:30 arası ve Montessori çalışmasını zorlamaz, çünkü farklı çocuklar farklı konsantrasyon zamanlarının tepe noktasını farklı saatlerde yaşarlar. Sadece sabah veya akşamüstü açık olan kreşler veya oyun grupları daha limitli zaman ayırabilirler fakat çok daha kolay kesilmeden oyun sunabilirler.

Hatırlanması gereken noktalar: Montessori çevresi sadece çocuğun kişisel gelişimi için planlanmıştır, çocuk üzerinde herhangi bir zorlama yoktur; eğer çocuk katılmak istemezse hiçbir sakıncası yoktur. Kendi istediği zaman istediği sürece katılımcı olması ona yararlı olacaktır.

Not: Bu çalışma Montessori'nin fikirlerini ve çalışmalarını yazan birkaç kitapdan derlenerek ve çevrilerek yazılmıştır.