12 Kasım 2009 Perşembe

Ela'nın Babası Emma Watson

Önceden uyarıyorum çok saçma bir yazı ile karşı karşıyasınız. İsterseniz hiç okumayın.
Heritage diye eğlencelik bir sayfa var. Bugün biraz kendi kendime eğlendim. Fotoğraf yüklüyorsunuz benzeri olduğunuz ünlüleri size kolaj yapıp gösteriyor. Ben güzelim galiba ya. Gerçi başka bir fotoğrafla en çok Einstein'a benzer çıktım (tabii ki yüz olarak zeka olarak değil) ama sonra başka bir fotoğraf koyunca aman allahım güzel insanlara benziyorum çıktı. En çok Andie Macdowell'a benziyormuşum. Hani şu 800 yaşına kadar kozmetik reklamlarına çıkacak olan kadın. Listede bir sürü model de var. Tabii bu fotoğrafı çektirdiğimde 50'li kilolardaydım, sanırım şu anki halimle Einstein'a benziyorum. Herneyse listede bir tek Richard Gere var. Bayık filmlerin kralı, onun dışında gururla listemi saklayabilirim. Tekrar 50'li kilolara gelince çıkartıp gösteririm.



Tabii ki bununla duramadım. Ela'ya da baktım. Bildiğim tüm çocuk artistlere benziyor çıktı. Ölüleri gören çocuk ve Harry Potter'daki esas kızlardan Emma Watson.. En çok Emma Watson'a benziyormuş. Olsun güzel çocuk Emma. Adı da güzel. Hoşuma gitti. Ve devam ettim.

Bu sefer Emma Watson'ı koydum. Emma Watson en çok kendine benziyor çıktı. Çok şaşırtıcı değil mi. Yine birkaç güzel insan var. Demek ki Ela da güzelmiş.. Sonra sinir oldum Ela benden çok Emma Watson'a mı benziyor yani.

Kendimi anne, Emma Watson'ı baba olarak yerleştirdim. Look-alike Meter %4 oranında Emma'ya benden daha çok benzediğini gösterdi. Yani kızım benden çok Harry Potter karakterlerine benziyor. Kendi de bu fotoğrafda zaten masal karakterlerine benziyor ya neyse.

11 Kasım 2009 Çarşamba

Kitap Mim'i ve I-Phone Ağlama Çeviricisi

Füsun bir kitap mim'i başlatmış, bence en güzel tarafı herkesin neler okuduğunu görmek oluyor.. Kitaplar benim zayıf noktam o yüzden bu yazıda geyik yapmayacağıma söz veriyorum:)

1. Şu an okumakta olduğunuz kitap/kitaplar (Kısaca konu)
Her zaman aynı anda 3 kitap okurum ben. Yıllardır böyle bir alışkanlığım var. Son zamanlarda abarttım dergi falan okuyorum. Şimdi düşündüm de baya okuyorum ve yazıyorum ben ne zaman konuşuyorum bilmiyorum. Bir de bana geveze diyolar. Cocama söyliycem bu akşam günahımı almış o kendine baksın benden çeneli. Neyse dur mim'e döneyim.
Kitap a) Ahmet Ümit - Bab-ı Esrar - Daha başlarda sayılırım ama bir İngiliz Türk kadının Konya'da geldiği iş gezisinde başına gelen olaylar ama galiba Şems-i Tebrizi ile ilgili bir hikaye de anlatılıcak. Çok heyecanlı gidiyor.
Kitap b) Basic Montessori - Learning Activities for Under Fives - Çocukların pratik hayatı ve bazı başka konuları öğrenmesi için aktiviteler yanında Montessori'nin çocuğun nasıl öğrendiği ile ilgili anlatımları var.
c) Teach me To Do it Myself- Aslında bu kitap okunmuyor içindeki aktiviteleri çocuğunuz büyüdükçe takip edip kendi kendine yapabilmesi için uygulayabiliyorsunuz. Düğmelerini iliklemeyi öğretmek gibi.
d) Secrets of The Baby Whisperer - How to calm, connect and communicate with your baby. Bak 4 olmuş. Bazen böyle bir kitabı çok okumak istersem araya sokup abartabiliyorum.

2. En son aldığınız kitap/kitaplar
The Virgin's Lover - Phillippa Gregory
Çivisi Çıkmış Dünya - Amin Maaoluf

3. Şimdiye kadar okuduğunuz kitaplar içinde en çok sevdikleriniz
13 yaşındaydım Duygu Asena'nın "Kadının Adı Yok"u okumuştum o zamanki dünyamda çok aydınlanma yaşamıştım. O zaman için çok iddialı bir kitaptı sanırım.
Sonra "Kumral Ada Mavi Tuna" - şimdiki Ada isimli kızlar bu kitaptan sonra başladı.
Ayrı bir dünya "Lord of the Rings" serisi. İnsanın hayal gücünü çalıştırıyor.
3 Aynalı Kırk Oda - Murathan Mungan
Dan Brown - Da vinci Şifresi
En son da Elif Şafak - Aşk

4. Bir türlü bitiremediğiniz, bitirseniz de sizi okurken illallah ettiren kitap/ kitaplar
Genelde beni çok zorlayan kitapları 3'er 5'er atlayarak okurum ve sonunu okurum. Ama içeriğini çok merak ettiğim için beni çok zorlasa da "Annelik Sanatı"nı çok zor bitirdim. Dili çok ağırdı. Güzel şeyler de yazıyordu ama genel olarak beni zorladı.
Son zamanlarda "Elmastıraş"ı da atlaya atlaya okudum. Ama onun dışında beni çok bayan bitirmediğim çok kitap var. Hatırlayamıyorum.

5. Elinizdeki bitince okumayı düşündüğünüz kitap
Elimdekiler bitince Virgin's Lover ve Şiddetsiz İletişim'i okumayı düşünüyorum.
Ben de Ayşe Naz'ın Annesi Hülya'yı ve Meral'i mim'liyorum.
---------------------------------------------------------------
Kayıt etmezsem unuturum şimdi.
Geçen gün öğleden sonra bir saat. Annem gelmiş. Soruyor
Annem : Esra evde yemek var mı?
Ela : Vağ

Ela yapıyor bizim yemekleri artık. Pek hamarat pek hamarat. Hiç annesine çekmemiş çok şükür.
------------------------------------
I-Phone'un herşey için bir zımbırtısı var maşallah. "Ağlama Çeviricisi"'ni I-Phone'unuza yüklüyorsunuz. I-Pod da olabilir. 10 sn içinde bebeğin neden ağlamış olabileceğini size söylüyormuş. 5 tane tanım varmış. Aç, Uykusu var, Rahatsız (Kaka, Sıcak, soğuk gibi etmenler), Stresli, Sıkılmış. Önce inanmadım ama gerçekten var ve 29.99$'a satılıyormuş.
Bundan bir de kadınlar için çıkarcaklar, erkeklerin çok işine yarar.
"Karım ne diyorsa ne demek istiyor." Baya satar bence..
Örnek veriyorum.
E: Akşam dışarı çıkalım mı
K: Bilmiyorum, sen bilirsin (diiiit)
Tabii ki çıkmak istiyorum ama hep ben mi söyliycem sen anla ve hadi çıkalım de istiyorum.
Örnekler çok çoğaltılabilir ama bu kayıtı da mahvetmek istemiyorum:)

Erkekler için gerek yok. Onların söylediklerinin arkasında birşey aramaya gerek yok.

9 Kasım 2009 Pazartesi

İkoncan Ela Naz!!!

Ela Naz Erdoğan Oscar törenlerinde ödülünü alırken.

Ela 16 aylık oldu. Çok gurur duyduğumuz günler geçirdik beraber.
Ela, Oscar konuşmasını yaptığında hepimizin gözleri dolmuştu.
Ela Naz Erdoğan: "Bu performansı gösterirken bana destek olan başta hergün meme verip benle uğraşan annem, sürekli beni ordan atıp burdan tutan babam, elinde kaşık yarım saattir birşey yemedim diye endişelenen ananem, hergün popomu yıkattığım Ayşe Abla, manevi desteklerinden dolayı babaannem, dedelerim, dayım ve halam, Mygym arkadaşlarım, beraber çok güzel günler geçirdiğimiz bebiğim, kuğular, havhavlar, kuğbaalar, me'ler. Herkese geçtiğimiz 16 aylık hayatımda hayatıma neşe kattıkları, beni besleyip büyüttükleri, hergün cıvlamalarımı dinledikleri için teşekkür ederim." diye açıklama yapmıştı. O gün gözlerimiz çok dolmuştu.

Aşağıda katıldığı çeşitli davetlerde magazin basınına yakalanan bazı kareler görüyorsunuz. Renkli ve sosyal hayatı ile davetlerde boy gösteren ikoncan Ela Naz hanım son grip salgını nedeniyle hızlı hayatına biraz ara vermek durumunda kaldı. "Baharın gelmesini 4 gözle bekliyorum" diyen Ela Naz : "Zaten çok yorulmuştum, bu kış biraz dinlenicem. Bahar ve yaz kreasyonumu hazırlarız annemle, oyunlar oynarız, aktiviteler hazırlarız. Babamla da müzik ve dans çalışmalarıma devam etmeyi düşünüyorum. Bunun ruhuma ve bedenime çok iyi geleceğine eminim" dedi ve ekledi Ela: "Baharda yepyeni bir Ela Naz göreceksiniz. Formumu hergün tırmandığım kanepeler, masalar, damacanalara borçluyum." dedi.


7 Kasım 2009 Cumartesi

Bebeklere Fısıldayan Kadın

Bebeklere Fısıldayan Kadın : İyi Bir Ebeveyn'in Yetenekleri
Ela doğduktan sonra Tracy Hogg'un "Bebek bakım sorunlarına mucize çözümler" kitabını okumuştum ve Ela'nın düzeninde birebir uygulayarak gerçekten uykusunda, düzeninde harikalar yaşamıştık. Şimdi Ela büyüdükçe düzenine devam etmemizin yanında davranışsal olarak da doğruları yapmak istememle birlikte birçok kitap okumaya kendimce doğruları yapmaya devam ediyorum..

Uyku ile ilgili yazdıklarımdan sonra sizlerden çok e-mail aldım. Bu konuda otorite değilim tabii ki sadece iyi bir uygulayıcı olduğumu düşünüyorum. Ama kendi yaşadıklarımdan belki birçok anneye faydam olur diye düşündüm.

Şimdi Tracy Hogg'un "Secrets of The Baby Whisperer" kitabını İngilizce olarak okuyorum çoğunu da bitirdim ve herkes için faydalı olabilecek bazı detayları kendi yorumlarımla birlikte arada sırada aktarmaya çalışacağım.

İşte aşağıda iyi ebeveyn olmakla ilgili Tracy'nin 11. sayfada paylaştığı öneriler, benim yorumlarımla birlikte.
* Bebeğinize saygılı olun. Bebeğinize büyük bir insan gibi saygılı olun, bir oyuncak bebeğe davranır gibi davranmayın.
*Bebeğinizi bir birey olarak tanıyın. Bir yenidoğan olarak bile, bebeğinizin kişiliği ile ilgili pek çok şey bilebilirsiniz. Bunun yanında lütfen hayallerinizdeki bebeği tanımayın, sahip olduğunuz bebeği tanıyın. Onu olduğu gibi kabul edin.
* Bebeğinize değil, bebeğinizle konuşun. Bu çoğu zaman anne baba'nın kendini saçma hissettiği bir zamandır. Bekleme zamanı ve sessizlik gerektirir. Her öğretmen bu konsepti bilir. Bir soru sorduğunuzda, sessiz olmanız gerekir ve bebeğinizin soruyu kafasında işleyip, anlayıp cevap vermesi için zaman gerekir. Bebeğinize değil bebeğinizle konuşmak o büyüdükçe ve daha interaktif oldukça kolaylaşır.
* Bebeğinizi dinleyin ve ihtiyaçlarını karşılayın. Yavaşlayın ve bebeğinizi dinlemeyi öğrenin.
* Güvenilirlik, Yapı ve Tahmin Edilebilirlik Sunun. Bu akıllı ailelerin çoğunun yaptığı bir şeydir.

Yeni Bir Bebek Zordur
Kimse bebek doğmadan önce ne kadar zorluk yaşayacağınızı anlatmaz. Anlatsa da havada kalır, ilk doğumunuzu yaptığınızda sudan çıkmış balık gibi olursunuz. Anlasanız da ne kadar zor olabileceğine inanmazsınız.. Kızımın ilk doğduğu hafta "Allahım ben ne yaptım" dediğimi hatırlıyorum.

Bebek kitaplarının bazılarının yazarları erkek. Alınmayın erkekler ama bir erkeğin ne kadar zor olduğunu gerçekten anlayabileceğini düşünmüyorum. En iyi anlayan erkek bile. Anne yüzyıllardır hamiledir ve şimdi de yükselen haşin hormonlara sahiptir. Anne 24/7 yeni doğana bakması gerekir ve şu an vücudu da dinlenmesi gereken bir durumdadır. Çoğu zaman, baba çok kısa süre işe döner ve diğer yetişkin konuşan insanlarla interaksiyona girer fakat anne en az durumlarda 6 hafta boyunca evde bebekle başbaşadır. Bu başlı başına sınırlayıcı bir deneyimdir. Ve bebekler zordur.

Tabii ki hayatta en çok zamanı ve zorluğu alan işler genelde en büyük mutluluk, coşkuyu getirir. Yani her anne buna değeceğini söyler. O minik bebekleri herşeyimizle seviyoruz. Ama bu kolay olduğunu göstermiyor. Bu bir alışma dönemi, ayak uydurma çağı. Bir sonraki bebek eminim sisteminize bu kadar büyük bir şok olmayacaktır. Bilindik beklentileriniz olacaktır.

Hogg kendi de 2 tane büyütmüş, zorluğunu biliyor. Saklamıyor fakat iyi haber zorluk hep sürmüyor. Tracy kendinizin ve tüm ailenizin hayatını ve geçişi kolaylaştırabileceğiniz öneriler sunuyor. Ben de bazı öneriler ekledim.

* Hastaneden çıkmadan olabildiğiniz kadar organize olun.
* Evdeki bez değiştirme yerinizi önceden ayarlayın.
* Bebekle ilgili kullanılacak aletlerin hepsini çıkarıp, deneyin ve nasıl kullanılacağını ilk haftalarda kimlerin ne şekilde yardımcı olacağını organize edin.
* Bebeğinizin yatağını tamamen hazır edin. Doğumdan eve dönünce mümkün olduğunca pratik olabileceğiniz şekilde herşeyi ayarlayın.
* Bebek kıyafetlerinizi yıkayıp, yerleştirin.
* İlk zamanlar için dondurulmuş ve kolay yiyecekler hazırlayın.
* Hastaneye çok şey götürmeyin. Eve getireceğiniz daha çok şey var, hem hastaneye ne kadar taşınırsanız eve döndüğünüzde yerleştirecek o kadar çok şey olur.
* Eve geldiğinizde programınızın nasıl olacağını önceden ayarlayın. Aklınızda bulundurun aslında bir programdan çok bir kalıba ihtiyacınız var. Devam eden bir kalıp. Bunu okuyan çoğu kişinin bir sonraki bebeği ilk olmayacak, bebeğiniz ilk doğduğunda nasıl iki bebeğin programını birarada yürütmeye çalışacağınızı düşünün. Büyük çocuğunuz uyanmadan önce mi yoksa sonra mı yenidoğan bebeğinizi besleyeceksiniz? Veya aynı zamanda mı? Size de zaman ayıran bir program ayarlamanız gerekiyor. Bir yenidoğan akşamüstleri bir küçük çocuk kadar uyku uyumaz, fakat yine de ikisinin uyku saatlerini çakıştırabilirsiniz. Veya bağımsız oyun saati ile yenidoğanın uykusunu çakıştırabilirsiniz. İki bebek sahibi olacaklar mutlaka bu programı önceden düşünmek zorundalar. Her bir bebek için programınızı ayarlayıp buna alışmanız ve kendinize de biraz zaman bırakmanız gerekecektir.
Bir arkadaşımın ikinci bebeği için uyku saati düşünürken küçük bebeği besledikten sonra büyüğü uyandırmanın daha uygun olacağını düşünmüştük. Hem 1 numara daha sonra oynarken siz de küçüğü uykuya yatırabilirsiniz.

* Kendiniz için yönetebileceğiniz hedefler koyun. İşin zoru başta neyin realistik ve yönetilebilir olduğunu bilemezsiniz, bu nedenle sabırlı olmalısınız. Ela ilk doğduğunda ben hergün yapılacaklar listeme tek birşey koyuyordum.

* Sizin için uygun bir ev temizlik programı düşünün. Ela ilk doğduğunda ben bir günü büyük temizlik gününe ayırmıştım. Diğer günlere de küçük işler koymuştum. Yardımcınız da olsa, kim yapıyorsa yapsın bu planı evdeki herkes uygulasın. Mesela Pazartesi çamaşır günü, Salı toz alma günü, Çarşamba herşeyi toplayıp gerçek yerlerine koyma günü, Perşembe süpürme ve paspas ve yine çamaşır , Cuma banyoların ve tuvaletin büyük temizliği (lavabolar hergün temizlenicek), Cumartesi paspas ve ütü. Sizin için nasıl uygunsa siz onu uygulayın ama ilk günler için bir planınız olması şart.

* Kıyafetlerinizi hazır edin. Normal ve geçiş kıyafetlerinizi hazır etmelisiniz. Benim kendi deneyimim mutlaka 3 adet emzirme sütyeniniz bulunması lazım. Sütleriniz akıyor ve hijyen için hergün değiştirmeniz gerekiyor.

* Hayır demeyi öğrenin. Bebeğiniz olduktan sonra herkes sizden ve bebekten bir parça istiyor. Bu anlaşılabilir birşey ve aile ve arkadaşlardan destek almak harika. Bu arada yardım önerisine asla hayır demeyin, hem isteyerek yaparlar hem de emin olun ihtiyacınız var. Uyumaya, biraz müzik dinlemeye, biraz kitap okumaya bulabileceğiniz değerli vakitler olursa hayır demeyin.
Ama ihtiyacınız olduğunda "hayır" demeyi öğrenin. Bebeğiniz geldikten sonraki birkaç ay içinde 100 km içinde herkesi ziyaret etmek zorunda değilsiniz. Eviniz herkesin uğrayabileceği biryer olmak zorunda değil. Aile ve çevrenize hangi gün veya saatlerde ziyaret edebileceklerini söyleyebilirsiniz. Eğer telefonda konuşamayacak kadar yorgunsanız telefonunuzu kapatın veya fişi çekin. İnsanlar bu durumdan anlamak zorundalar.

*Yardımı kabul edin ve yardım isteyin. Eğer birisi size yemek getirmeyi teklif ediyorsa, kabul edin. Eğer biryerin silinmesi gerekiyorsa eşinizden rica edin.

*Kendinize iyileşmek için zaman verin. Uykunuzu almaya çalışın ve dinlenin. Vücudunuzun ne durumda olduğunu anlayın. Eğer hayata dönmeden önce iyileşmek için vücudunuza zaman tanırsanız çocuklarınıza daha iyi bir anne olabileceksiniz.Herşeye yetişmeye çalışmayın. İlk zamanlarda alabildiğniz kadar çok yardım alın. Bırakın bir arkadaşınız yenidoğanınızı uyutsun siz de bir banyo yapın. Birçok anne ikinci bebekten sonra daha çabuk hayata dönmeye çalışıyorlar. Ve sanırım daha planlı daha deneyimli anne oldukları için bunu daha rahat yapıyorlar.

* Eşinizle iletişim kurun. Sakın akışa takılıp onu unutmayın. Bebek sizin olduğu kadar onun da çocuğu, yeni baba sizden daha çok karışık durumda.. Ona da görevler verin. Size yardımcı olmasını sağlayın, her görevi üstlenmeyin. Özellikle ilk zamanlar geçip ev sakinleşince onun da sizinle ebeveyn olmasını sağlayın. Evet siz emzireceksiniz ama bırakın o da uyutsun siz de biraz uyuyun..
Ela ilk doğduğu zamanlar eşim 6 hafta yurtdışında olmak zorundaydı. Bana yardımcı olmayacak, yalnız kalıcam diye çok korkmuştum. Ama döndüğünde Ela'nın kolik'iyle ağlamalarına kollarını sıvayıp benimle birlikte çabaladığını görünce öyle bir rahatladım ki bu konuda güvenim yerine geldi.. Yani size yardımcı olursa daha rahat olacaksınız onu da teşvik edin.

Yani eve yeni bebek getirmek zordur. Bir alışma dönemidir. Herkes alışmalıdır ve yeni hayata adapte olmalıdır. Herkes zorlanacaktır. Umarım bu öneriler yeni alışma dönemini içinde olan herkes için biraz daha kolay kılacaktır. Eğer ekleyecek birşeyiniz varsa siz de kendi önerilerinizi ekleyin.
Paylaşmak istedikleriniz için :E-Mail

6 Kasım 2009 Cuma

Aktivite Günü ve Yaprak Bileziği

Son günlerin karışık gündeminden sıyrılıp kızımla güzel bir gün geçirdik. Hava güzel olduğu için kendimizi sabah Meral ve Melisa ile birlikte dışarı attık. Çıtır Simit'teki kahvaltı sırasında Melisa ile Ela iyice yakınlaştılar. Ela çok sıcakkanlı bir çocuk zaten, daha önceden tanıdığı miniklerle bağ kurmak çok istiyor, eğer karşıda da Melisa gibi kendine benzer bi minik varsa işte böyle güzel manzaralar çıkıyor karşınıza. Sevgi her zaman çok güzel görüntüler yaratıyor.

Minikleri biraz daha yormak için kendimizi Lozan Park'ına attık. Görüntüleri çekemememin sebebi Melisa ile Ela burada kendilerini çamura, toprağa, suya boğdular ve sürekli gözkulak olmamız gerekti. Uykuları geldiği iyice belli olunca bu güzel sabahı noktaladık ve kendimizi eve attık.
İşte yorulan çocuk böyle uyur. Çok keyifli değil mi..

Öğleden sonra yine kendimizi bir parka attık ve torbamıza yapraklar topladık. Ne kadar çeşitli yaprak var bunları görmek için. Bu aktiviteyi "101 Fun Easy Games That Help Kids to Learn to Focus" kitabında görmüştüm. Sonbaharla birlikte Ela ile yapalım diye düşündüm.. Yaprakları beraber toplarken "aa bak bu yeşil, bu büyük, bu ne kadar ilginç" şeklinde dikkatini çekiyorsunuz. Sonra evde yaprakları kağıtlara yapıştırdık. Amaç yine doğadaki farklılıklara çocuğun dikkatini çekmek.

Sonra da Ela'nın çok hoşuna giden kısma geldik. Ela'nın bileğine bir şeffaf bandı bilezik gibi doladım ve yaprakları üstüne yapıştırdım. İşte size doğal yapraklardan yapılan bir bilezik. Bu bileziği çok farklı şeylerden de yapıp çocuğa öğretebilirsiniz.. Ela baya "yapya, yapya" demeye başladı ve bileziğini kolundan hiç çıkarmayıp bütün gün herkese gösterdi.. Yaprakların döküldüğü şu günlerde her gün başka bir bilezik bile yapılabilir.. Bu aktiviteyi daha büyük yapraklarla daha büyük bant kullanarak da yapabilirsiniz.

Şimdii, bu aktivite kitabın 1-3 yaş arası çocuklar için olan bölümünde geçiyor. Çocuklar önce doğayı yaprak bulmak için gezerken çevresine dikkat çekiyorsunuz. Sonra biraz yardımla yaprakların değişik büyüklükleri, şekilleri, damar konfigurasyonları, desenlerine dikkatini çekiyorsunuz. Mesela "aa bak bu kalp şeklinde, bu da ok'a benziyor dimi" gibi. Her yaş için tekrar yapılıp daha fazla şey farketmesini sağlayabilirsiniz. Bir de çevrede dikkat edilecek şeyler olduğunu öğreniyorlarmış.

Bu aktiviteden sonra üstte Ela'nın burun deliklerinden bademciklerini görmek zorunda kaldığınız fotoğrafı aslında büyüdüğünde ilk çektiği fotoğrafı görsün diye koydum.. Görüntü kirliliği için özür dileriz.

4 Kasım 2009 Çarşamba

Mim'sel Kayıt

Bige bana 2 tane mim şutlamış. Elimden geldiğince dilimin döndüğünce cevaplayacağım.
1. mim

1. Dolabı açtığında hangi renkler daha fazla?
Siyah ve Mavi. İkisini de çok severim.. Mavi çok güzel renk, siyah da çok asil.

2.Alışverişe gittiğinde hangi mağazaya uğramazsan olmaz?
Zara grubu tüm markalara bakarım. Massimo Dutti, Marks & Spencer ve Nike.. Tabii şimdi bir de Zara Kids, Joker, Mothercare'e de bakıyoruz. Cocayla gitmişsek zorla Teknosa ve bilimum teknoloji mağazasına bakıyoruz.

3. Kendini rahat hissettiğin giyim tarzı?
Abiye, haha beni abiyede ben bile görmedim.. Tabii ki spor.

4. Kesinlikle seksi diyebileceğin şeyler?
İnce bir bel, fit bir vücud çuval giyse seksi olur.. Tahmin edersiniz ki kendimi anlatıyorum:)
Ama çok hoşuma giden bir tarz var. Siyah body ve dar kot pantolon beraber çok çekici duruyor.

5.Asla giymem dediğin kıyafetler?
Vatka, tayt üstüne 80'lerin tunikleri. Allahım ben sanırım 80'lerin kıyafetlerinin hepsinden nefret ediyorum. 80'lerde minicik bebe olmama rağmen o çiçekli gömlekler falan aman allahım tüm 80 serisini atmak istiyorum.

6. Fiyatları gereği ulaşılması zor yabancı markalardan beğendiğin?
Abercrombie & fitch, D&G, H&M... Olmasa da olur sanki çok giyermişim gibi ama bakmak hoşuma gidiyor. Kadın ırkının zayıf noktası işte.

7. En fazla yatırım yaptığın sektör?
Sanırım kitap ve Ela ile ilgili şeyler.. Teknolojiye para harcamıyorum, bir eve bir manyak yeter.

8."Kitap,Film,Spor" hangisini diğerlerinden çok yapıyorsun?
Sanırım en çok film izliyorum ama kitap da çok okuyorum bak bilemedim şimdi. Ama ben bir multitasking manyağı olduğum için kitap ve filmi, film ve sporu, kitap ve sporu birarada yaptığım da çok oluyor. Aynı anda birtek işi yapamama huyum var.

9.Dışarıdayken yemek yemeyi en çok tercih ettiğin yerler?
Num num, Quick China, Sushi Co..


2. Mim
Bloğuna neden bu ismi verdin?
Çünkü doğru ben Ela'nın etrafında dönen uydusuyum.

Bloğuna yazarken star tribiyle olmazsa olmazın var mı?
Evet durup dururken yazamam aklıma bir fikir gelmesi lazım. Ama o fikir nerde gelirse yazarım, yer, durum, saat farketmez. Bugün sabah pencereyi açtık, kuşların ötüşünü içimize çektik, çıktık dolaştık ıvır zıvır akşam da yattık gibi sıradan yazılar yazmaktan hoşlanmıyorum. Bir fikri olması lazım, bence hoş bir içeriği. Gremlinler bugün bize geldi gibi birşey yaşamamışsak. E kendimi çoğu zaman tutamadığım içinde yazmayı düşündüğüm yazı ile yazıyı bitirdiğim şekli kişiliğimden kaynaklı çok farklı oluyor çünkü yazarken bir bakıyorum geyik yapmaya başlamışım.

En son satın aldığın garip şey nedir?
Ben geçenlerde "zıkkımın kökü"'nü buldum bir aktarda, dayanamadım aldım. Dilerseniz size de bir gıdım vereyim. Herşeye iyi geliyormuş. Bir de bir ara geçi boynuzu almıştım.

Şeker gibi olduğun anlar?
Genelde şeker gibiyim. Ela yanımdayken, onunla oynuyorken. Cocam yanımdayken, akşam birkaç birşey seyredip biraz geyik yapıyorken. Tek başıma gezmeye çıktığımda. Bilgisayarımın başında, yanımda çayım yazı yazıyorken. Sevdiğim bir kitabı okurken, dans izlerken, vs vs.. Ne zaman değilim biliyor musunuz? Son zamanlarda. Griple ilgili kızım için endişelenip napıcağımı bilemediğim zaman, çocukların öldüğünü duyduğum zaman, GDO'lu gıdalarla ilgili konuşmalar dönüyorken bu ara şeker gibi olamıyorum.

Arkadaşım artık sormayın dediğin şeyler?
Kızım bu çocuk üşümez mi?
Hala emziriyor musun? Neden?
Neden tamamen işe dönmüyorsun?

Aynaya baktığında gördüğün şey?
Şimdi ben eskiden aynaları çok severdim ama şimdi sevemiyorum çünkü kendime bakamıyorum. Neden mi. Ela sabah 7' de kalkıyor evet eşeklik bende, kız güzel uyuyor diye akşam takılıyoruz geç yatıyorum sonra sabah uyanamıyorum. Evet 7 normal insanların kalkıp işe gittiği saat ama ben ben olalı dünyayı o saatte görmemiştim ki şimdi sürünerek uyanıyorum. Bu durumda nasıl kendime bakayım. Bakmazsam da aynaya bakacak isteği kendimde bulamıyorum.
Ama bu yazdıklarımdan mutsuz olduğum sonucunun çıkmasını istemem sadece durum bu'dur. Ben aynı anda süper anne, iyi bir eş ve çok bakımlı kadın olamıyorum. İlk 2'sini elimden geldiğince yapmaya çalışıyorum. Şu sıra işime de geliyor bu rahatlık.

Kendini okutan blog?
Farklı içeriği ile okutan, düşündüren, güldüren veya benim gidemediğim diyarlara gidip oraları yazan.

Bu blog sahibesiyle karşılaşabileceğin yerler?
Normal zamanda Gordion, Cepa, Açık hava parklar, ODTÜ.. Şu sıra bize gelirseniz biz de karşılaşabiliriz.

Ben de Banu'yu ve Çiğdem'i mimliyorum. Zamanları varsa cevaplasınlar.

----------
Bugün Ela ile bir ara dışarı çıkma gafletinde bulunduk. Bir böceği dışarı çıkarmak için tüm camları açtım ve camlar geri kapanmadı. Sonra içeriye yağmur yağmaya başladı. Ela çıldırdı ve korktu ikimiz de üşüdük ve çığlık atmaya başladık sonra dışardaki herkes içeriye ruh hastasıymışız gibi bakmaya başladı. Sileceklere deli gibi basmaya da devam ettim çünkü göremiyordum sonra anladım ki iç pencereye dolan sular yüzündenmiş. Sonra nasıl olduğunu anlamadım bir şekilde eve geldik.. Ve pencereler kapandı.. Pek dışarı çıkmasak gerçekten de iyi olacak.

2 Kasım 2009 Pazartesi

Aristokrat Ela


Biz aristokrat bir aileyiz. Elimizden birşey gelmiyor soyumuz asillerden geliyor:) Öyle herkesin çocuklarına yaptırdığı aktiviteleri yaptırırken kızımıza yok irmik, yok kum kullanamayız. Çünkü saray gibi bir evde yaşıyoruz burada 17 oda var her odanın temizliği kolay mı sanıyorsunuz siz.
3 kişi 4 günde temizliyorlar evimizi. Bitiyor başka bir ekip tekrar temizliğe başlıyor. Konuklarımız eksik olmaz hafta sonları bahçede golf turnuvaları yaparız. Arkadaşlarımızın çocukları Ela'nın havuzuna girip çıkar. Bizim havuza çocukların girmeye izni yok çünkü çok derin 7 m falan. Ben bu havuzda çok eskiden beri içimde kalan tüpsüz dalma denemelerimi gerçekleştiriyorum. En son geçen gün kafamı çarptım çok başarılıyım.


Ela hergün sütle banyo yapıyor yaparken de yutuyor herhalde yoksa kimse bu kadar güzel uyumasını açıklayamıyor. Bahçede 3 tane köpeğimiz var, ikisi golden biri labrador. Köpeklerim İngilizce ve Türkçe havlıyabiliyorlar. Çok akıllılar. IQ'larını ölçtürdüm bir tanesi benden bile zeki. Bir tane de kedimiz var, cins Ankara kedisi, zaten bakınca anlayabiliyorsun bir gözü mavi diğeri de mavi, o da barbunya ayıtlayabiliyor. Bahçemizdeki minik ormanda çeşitli papağan türleri, Ela'nın bindiği midillilerimiz var. Ela arkadaşları ile hafta sonları midillilere binmeye başladı. Arada kıskançlık olmasın diye de 5 tane aldık. Eğer benimle iyi geçinirseniz sizi de
çocuğunuzla birlikte çağırabiliriz.

Ankara yakınlarında bir gölümüz var. Cocam bu gölü balık avlama aktivitesini gerçekleştirmek için satın aldı. Hafta sonları gidip burada arkadaşları ile balık avlıyor. Balıkları başka kimse avlayamıyor, sadece cocam ve izin verdiği arkadaşları. Öyle herkesin gittiği göle, nehire gidemez cocam. Kalabalıkdan hiç hoşlanmaz.
B.Ö.E aktivitesi yapmak istiyorum dedim. İrmik falan çok seviyormuş bebekler. Cocam "aaa olmaz dedi", ben kızıma bir kova balık tutarım önüne koyarız oynar. Ağzına burnuna bakar tanır balıkları dedi. Tamam dedim bu bizim klasımıza daha çok uyar. Babası gelince Ela hanımın önüne bir kova balık koyduk.. Çok sevindi Ela. Sonra başladı balıkları tanımaya. Burası yüzgeci, burası ağzı, burnu derken tuttu elinden kaydı.

O gün gerçekten çocuklar gibi şendi.
Ama dur bakalım o zaten bir çocuk haha ben de çok alemim dimi. Yalnız çıtayı çok yükselttik dur bakalım bundan sonra ne aktivite yapabilicez bu çocuk artık durmaz. Her tuttuğu hayvanı eve getirmek istiyor zaten. Ama biliyor musunuz çok içten çocuk geçen gün bahçedeki kediye börek yediriyordu. Bu çocuk hiç bizim gibi değil kanına halk kanı karışmış napıcaz bilemiyorum. Yarın bi gün irmik de isteyebilir hazırlıklı olmalıyım. Siz nerden alıyordunuz irmikleri.